blank

“Mutlak Butlan” Değil, Halk İradesini Boğma Operasyonu

Yayınlama: 24.05.2026
A+
A-

Türkiye’de artık hiçbir siyasi tartışma yalnızca hukuk üzerinden yürümüyor.
Çünkü toplum çok iyi biliyor ki; hukuk adı altında yapılan birçok hamlenin arkasında doğrudan siyasal hesaplar, iktidar mühendislikleri ve güç operasyonları bulunuyor.
Bugün “mutlak butlan” başlığı altında yürütülen tartışmalar da tam olarak böylesi bir sürecin parçası olarak görülüyor.
Mesele artık bir kurultay meselesi değildir.
Mesele; halkın ortaya koyduğu değişim iradesinin durdurulmak istenmesidir.
Türkiye uzun yıllardır ağır bir ekonomik çöküş, derinleşen yoksulluk, işsizlik, hukuksuzluk ve toplumsal kutuplaşma altında yaşamaya çalışıyor. İnsanlar yalnızca ekonomik olarak değil, psikolojik olarak da yorulmuş durumda.
Tam da böyle bir dönemde toplum ilk kez yeniden umut üretmeye başladı.
Çünkü uzun yıllardır kaybeden, savunmada kalan ve edilgen görüntü veren muhalefet anlayışının yerine daha mücadeleci, daha cesur, daha sokakta olan bir siyasal enerji ortaya çıktı.
İktidarın asıl korkusu da burada başladı.
Çünkü ilk kez toplumun geniş kesimleri: “Bu düzen değişebilir” duygusunu yeniden hissetmeye başladı.
Yerel seçim sonuçları yalnızca belediye kazanımı değildi. Bu sonuçlar aynı zamanda halkın mevcut düzene attığı güçlü bir tokattı.
İşte tam bu noktadan sonra siyaset başka bir evreye geçti.
Seçimle geriletemediğini başka yöntemlerle durdurma arayışı başladı.
Yargı süreçleri… Operasyonlar… Siyasi davalar… Parti içi krizler… Medya manipülasyonları… Eski defterlerin yeniden açılması…
Bütün bunlar birbirinden bağımsız değildir.
Toplum artık bunu görüyor.
Çünkü insanlar şu soruyu soruyor:
“Madem ortada bu kadar büyük bir sorun vardı, neden yıllarca beklendi?”
Neden tam da muhalefetin yeniden yükseldiği bir dönemde bu tartışmalar servis edilmeye başlandı?
Bu soruların cevabı hukuk kitaplarında değil, siyasetin gerçek doğasında saklıdır.
Bugün yaşanan şey yalnızca bir parti tartışması değildir.
Türkiye’de gerçek muhalefetin nefessiz bırakılma girişimidir.
Çünkü otoriter sistemler sandıktan çok toplumun moralini hedef alır. İnsanları umutsuzlaştırmak ister. Kalabalıkları dağıtmak ister. Mücadele duygusunu kırmak ister.
Bu yüzden önce korku üretirler. Sonra yalnızlık hissi yaratırlar. Ardından insanlara: “Nasıl olsa hiçbir şey değişmez” duygusunu kabul ettirmeye çalışırlar.
Ancak tarih göstermiştir ki; baskının büyüdüğü yerde direniş de büyür.
Türkiye’nin demokrasi tarihi bunun örnekleriyle doludur.
Bu ülkede partiler kapatıldı. Gazeteler susturuldu. Sendikalar dağıtıldı. Darbeler yapıldı. Siyasetçiler yasaklandı.
Ama hiçbir baskı düzeni sonsuza kadar sürmedi.
Çünkü halkın değişim iradesi bastırılsa da yok edilemedi.
Bugün de toplumun önemli bir bölümü artık eski ezber siyaset istemiyor.
Daha net, daha cesur, daha halkçı, daha mücadeleci bir siyasal çizgi görmek istiyor.
Çünkü insanlar artık yalnızca konuşan değil, bedel ödemeyi göze alan bir muhalefet görmek istiyor.
“Mutlak butlan” tartışmasının büyümesinin nedeni de budur.
Asıl korkulan şey hukuki tartışma değil; toplumun yeniden ayağa kalkma ihtimalidir.
Ve unutulmamalıdır:
Otokrasi en çok kalabalıklardan korkar.
Meydanlardan korkar. Sokaktan korkar. Bir araya gelen halktan korkar. Umudunu yeniden kazanan toplumdan korkar.
Türkiye’nin ihtiyacı olan şey daha fazla korku değil; daha fazla demokrasi, daha fazla hukuk, daha fazla özgürlük ve halk iradesine daha fazla saygıdır.
Çünkü halkın iradesini bastırmaya çalışan her düzen, bir gün mutlaka kendi karanlığının altında kalır.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.