Sabah kahvaltısında bu soru sorulur mu? Biz de sorulur.
“Akşama ne yiyeceğiz?”
Akan suların durduğu konulardan biri bizim için.
Yemekte yemek konuşmak Adanalı’lara özel bir durum. Eşim Adanalı ve efsane yemek yapar. Eh! ben de Adanalı oldum sayılır. “Eli lezzetli” denilenlerdeniz. Çok şükür.
Mutfakla ilgim çocukluk yaşlarda anneannem ile başladı. Şahane yemek ve tatlı yapardı. O zamanlar hem onu seyreder hem de mecmualardan bulduğum resimli tarifleri kesip bir deftere yapıştırırdım. Hala duruyor o defter… 1970’lerden bu yana…
Bodruma ilk geldiğimiz sene, açık alanda düzenlenen bir yemek yarışmasına katıldık. Yemeklerin tarifleri ve fotoğrafları e-mail ile yollandı. Tek şart içinde Bodrum Mandalinası olacak. Biz suyunu kullandık.
Eşim, Mustafava yaptı. (Ona özgü bir yapılışı var)
Benim yaptığım mezeye Kavurcak adını koyduk. ( Havuçlu ve Limonlu Melisalı)
Yarışmanın olduğu alana bir girdik, inanılmaz bir kalabalık. Zar zor masaların olduğu yere ulaştık, ilgili hanımı bulduk. “Tabaklarınızı masalardan birine koyun” dedi. Koyduk ama şaşkınlık içindeyiz.
Çünkü yarışma da ve tabii masaların üzerinde her şey var biz sadece yemek/meze yarışması sanıyoruz.
Pasta, kek, değişik içecekle/kokteyl, dolma da var, kızarmış balıkta, dondurma da.
Meğerse eğlencesine yapılan bir yarışmaymış. Herkes “Mezeleriniz ne güzel” derken, kokteyl 1. oldu 🙂
Yemek/ tatlı yapmak benim için terapi gibi. (Tatlı yapmayı bir tık daha fazla seviyor olabilirim) .Tamamen konsantre olup her şeyi unutuyorum.
Bir arkadaşım bana kocaman bir kitap getirdi. (3.basım)
Kekler, tatlılar, tuzlu atıştırmalıklar, ekmek, çörekler dondurma, profiterol ve çok daha fazlası ile likör.
Kitabın ismi Cafe Fernando. Yazarı Cenk Sönmezsoy.
Fotoğrafları görünce sayfadan alıp yemek istersiniz. O kadar güzel.
Tarifler inanılmaz detaylı, her şeyi yazıldığı gibi yaparsanız mükemmel olmaması için sebep yok. Ayrıca her tarifin bir hikayesi var, çok hoş.
Yıllardır anneannem usulü yaptığım bir vişne likörü var, çok severiz. Likörün yanında, vişnelerini kürdan ile servis ederiz. Kitaptaki tarif çok değişik, deneyeceğim.
Yemekleri bizim yaptığımız, kalabalık , dostlarla oturulan büyük masaları , sohbetleri seviyoruz.
Farklı ülkelerin, yemekleri, ritüelleri insan kültürünün zenginliğinin göstergesi. Her bir tabak sadece bir yemek değil ayni zamanda bir hikaye.
Eşimin, Lübnanlı iş arkadaşı ve ailesi sayesinde Lübnan mutfağını tanıma fırsatımız oldu. Gittiğimiz restoranın adı Em Sherif idi.
Ortam şık, masalar ve üstündekiler görsel şölen. Mezeler, yemekler çok lezzetli. Bir köşede ortadoğu ezgileri ile canlı müzik vardı.
Farklı sofralarda buluşmak, farklı kültürlerin tadını çıkartmamızı sağlıyor.
Bir de şavaşlar olmasa…
Ayni coğrafyada birileri sofra kuramıyor.
Biz akşam ne yiyeceğimizi konuşurken, bir yerlerde insanlar akşamı görüp göremeyeceğini düşünüyor.
Ortadoğu’nun karıştığı şu günlerde, bu savaşın bir an önce bitmesini diliyorum.
Hiç kimsenin akşam yemeğini hayatta kalma duasıyla değiştirmek zorunda olmadığı bir dünya için neler mümkün.