blank

Alışmak Tehlikelidir

Yayınlama: 29.07.2026
A+
A-
İstanbul'da doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nden mezun olduktan sonra çalışma hayatına STFA İnşaat'ta başladı. Yaklaşık 20 yıllık profesyonel kariyerinde hizmet ve üretim sektörlerinde görev aldı; son 12 yılında Ernst & Young Yönetim Danışmanlığı'nda Denetim Operasyonları Müdürü olarak çalıştı. Girişimcilik alanında da faaliyet gösteren Tan, 2006 yılında gayrimenkul sektörüne adım attı ve 2009 yılında kendi emlak şirketini kurarak konut ve ticari projelerin pazarlama ile satış süreçlerini yönetti. 2021 yılından bu yana Bodrum'da yaşayan Tan, Kasım 2025'ten itibaren arenahaber.com.tr de yayınlanan; yaşam, kent kültürü, doğa ve toplumsal konular üzerine kaleme aldığı yazıları aracılığıyla okurla buluşuyor.

Sabah kahvemi koydum, televizyonu açtım. Bir kanal “Son Dakika”, öteki “Çok Son Dakika”, diğeri ise “En Son Dakikanın Son Dakikası” diye bağırıyor.

Anladım ki yine birileri birbirine “barış” götürmek için bomba gönderiyor.

Eskiden mahallede kavga eden çocuklara anneleri, “Yapmayın evladım.” derdi.

Şimdi ise ülkeler kavga edince diğer ülkeler, “Biz karışmıyoruz…” deyip biraz sonra uçak gemisini yola çıkarıyor. Modern dünyanın “karışmama” şekli de epey masraflı.

Eskiden savaş haberi duyunca insanlar radyonun başına toplanırmış. Şimdi telefonumuza bildirim geliyor. Bir gözümüz haberde… Diğer gözümüz indirim kuponunda.

Bir yandan “Dünya nereye gidiyor?” diyoruz, öbür yandan kargomuz nerede diye uygulamayı yeniliyoruz. Savaş bile günlük rutinimizin arasına sıkıştı.

Sabah kahve…Trafik…Toplantı…Son dakika haberi…

Öğle yemeği…Bir füze açıklaması…Akşam dizi… Hayat devam ediyor.

Bence en korkutucu olan bu. İnsan her şeye alışıyor. Hatta savaş haberlerine bile.

Televizyon kanalları da ayrı bir âlem. Her haberde ekran başındaki uzman sayısı da füze sayısından fazla.

Haritayı lazer kalemiyle gösteriyorlar. “Şu nokta kritik.” “Bu bölge stratejik.” “Buradan girerse avantaj sağlar.” Adam öyle anlatıyor ki sanırsın navigasyon açmış: “300 metre sonra sağdan dönün, hedefinize ulaştınız.”

Alt yazılar yarış halinde: “Son Dakika!”, “Gerilim Arttı!”, “Çok Önemli Gelişme!”

On dakika sonra aynı haber…Sadece ünlem işareti sayısı artmış.

Ekranda sadece oklar ilerliyor gibi görünüyor. Oysa gerçekte hayatlar yer değiştiriyor. Ekranda en çok sesi çıkan kazanıyor gibi görünüyor.”  Bağıranlar birbirini duyuyor…

Sessizce “Yeter artık.” diyenleri ise kimse duymuyor.

İşin en ilginç tarafı ise herkesin “barış” kelimesini çok sevmesi. Kimse “Ben savaşı seviyorum.” demiyor. Ama nedense barış toplantıları uzadıkça silah satışları hızlanıyor.

Bu da “Ben diyetteyim.” deyip gece yarısı baklavanın tamamını bitirmeye benziyor.

Sosyal medya ise bambaşka. Klavye başındaki vatandaş, “Ben olsam beş dakikada çözerdim.” Tabii… Sen evde modemin yerini değiştiremiyorsun ama dünya haritasını yeniden çiziyorsun.

Dün yumurtanın nasıl haşlanacağını soran hesap, bugün uluslararası güvenlik uzmanı olmuş.

Ekonomi desen o da savaşa katılıyor.

Petrol yükseliyor.

Altın yükseliyor.

Dolar yükseliyor.

Sadece bizim moralimiz yerlerde sürünüyor.

Dünyada savaş çıkarmak kolay… Asıl zor olan, aynı masaya oturup “Haklı olmayı biraz bırakıp, akıllı olmayı deneyelim.” diyebilmek.

Belki de dünyanın ihtiyacı yeni nesil füzeler değil. Yeni nesil insanlar.

Çünkü teknoloji sürekli güncelleniyor.

Telefonlar…Arabalar…Bilgisayarlar…Yapay zekâ…

Her şey yeni sürüme geçiyor.

Sadece insanlığın “Birbirimizi yok etmeden de yaşayabiliriz.” güncellemesi bir türlü yüklenmiyor.

Share and Enjoy !

Shares
blank
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.