Bodrum Fiber İnternet

Bilmediğim O Kadar Çok Şey Var Ki

Yayınlama: 02.09.2026
A+
A-
İstanbul'da doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nden mezun olduktan sonra çalışma hayatına STFA İnşaat'ta başladı. Yaklaşık 20 yıllık profesyonel kariyerinde hizmet ve üretim sektörlerinde görev aldı; son 12 yılında Ernst & Young Yönetim Danışmanlığı'nda Denetim Operasyonları Müdürü olarak çalıştı. Girişimcilik alanında da faaliyet gösteren Tan, 2006 yılında gayrimenkul sektörüne adım attı ve 2009 yılında kendi emlak şirketini kurarak konut ve ticari projelerin pazarlama ile satış süreçlerini yönetti. 2021 yılından bu yana Bodrum'da yaşayan Tan, Kasım 2025'ten itibaren arenahaber.com.tr de yayınlanan; yaşam, kent kültürü, doğa ve toplumsal konular üzerine kaleme aldığı yazıları aracılığıyla okurla buluşuyor.

Çocukların bambaşka bir dünyaları var. Özellikle  “3-4 yaşlarındakiler.”

Sahildeyim, çocuk babasına soruyor, “Baba sen denizi konuşturabilir misin?”

“Olur mu oğlum deniz konuşmaz.”

“Ama kıyıya vuran sesi var, belki konuşur.”

İster istemez kahkahayı bastım. Müthiş hayal gücü.

Çocuk aklına geleni söylüyor, merak ettiğini soruyor, cevabı beğenmezse bir daha soruyor.

Oğlumun o yaşlardaki halini hatırlıyorum.

Durmadan soruyor:

“Anne bu ne? Bunun kenarındaki şey ne? Şu nereden alınır? Bunu sen mi yaptın? O neden orada?”

“Ayy oğlum ya, ne çok soru soruyorsun.”

Beni bitiren o cevap anında geldi.

“Ama anne, bilmediğim o kadar çok şey var ki.”

Öylece kaldım. Çok haklıydı.

Bu cevaptan sonra sorduğu her soruya sabırla ve detaylı cevap vermeye başlamıştım.

Yeri geliyor çocuklar da bizi eğitiyor.

Çocuklu evde bazen bir sessizlik olur…işte asıl o zaman korkarım. Oğlum benim odamdaydı, seslendim:”

“Oğlum orada gözlüğüm var onunla ilgilenme.”

“Anneciğim, ben biraz ilgilendim onunla”

Gözlük elinde iki parçaya ayrılmış geldi. En çok güldüğüm anlardan biri. Çocuk yalan söylemedi. İlgilenmişti. Hem de yakından.

O küçük sandığımız dünyalarında kararlı ve dürüstler.

Her şeyi dan dan söylüyorlar.

Bir gün kalabalığız, babaannesine sordu:

“Babaanne, sizin zamanınızda dinozorlar var mıydı?”

Hep beraber çok güldük.

Çocuk sadece soru sordu, kadın bir anda tarih öncesi döneme gönderildi.

Bizler birini pek sevmediysek “Enerjimiz uyuşmadı” deriz.”

Çocuk: “Ben bu teyzeyi sevmedim.” der.

Teyze de yanındadır.

Biz büyüdükçe dürüstlüğün etrafına kadife kaplamalar döşemeyi öğreniyoruz.

Çocukta kadife yok. Direkt cümle var.

Yemek konusu da ayrı.

Dün bayılarak yediği makarnayı bugün reddeder.

“Dün seviyordun.” dersiniz.

“Artık sevmiyorum.”

Bu kadar.

Biz de bazı şeyleri bu kadar kolay bırakabilsek.

Sevmedik mi? Oturup analiz ediyoruz.

“Neden böyle oldu?”

“Nerede hata yaptım?”

Çocuk çoktan başka oyuncağa geçmiş.

Galiba dört-beş yaşındaki çocukların dünyasında en sevdiğim şey, henüz fazla filtrelerinin olmaması.

“Ayıp mı?” “İnsanlar ne der?” gibi sorular hayatlarına tam girmemiş.

İster güler, ister ağlar, sıkılırsa bırakır.

Ben de içimdeki çocuğu ölene kadar bırakmamaya kararlıyım.

Bırakan varsa gidip bulsun, fazla uzağa gitmiş olamaz.

Hâlâ merak ediyor, saçmalıyor, sebepsiz yere gülüyor ve küçük şeylere sevinebiliyorsak şanslıyız.

Nasılsa içimizdeki çocuk nüfusa kayıtlı değil.

Share and Enjoy !

Shares
blank
Yazarın Son Yazıları
25.02.2026
07.01.2026
18.02.2026
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.