blank

Bir İnsan Gidiyor, Bodrum’dan Bir Hafıza Daha Eksiliyor

Yayınlama: 03.09.2026
A+
A-
1966 yılında Tarsus'ta doğdu. Uzun yıllar Bodrumspor'da sporculuk ve yöneticilik yapan Öztürk, Bodrum Çarşı Esnafı Derneği'nin kuruluşuna öncülük ederek esnaf örgütlenmesinde aktif rol üstlendi. Gazetecilik alanında BOÇED Gazetesi'nin yayıncılığını gerçekleştirdi. arenahaber.com.tr ve Arena Haber TV'de köşe yazarlığı, yorumculuk ve gönüllü muhabir olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Sivil toplum ve sendikal mücadelede etkin görevler alan Öztürk, çeşitli demokratik kitle örgütlerinde yöneticilik yaptı. Siyasi yaşamında CHP'de ilçe başkanlığı ve Muğla İl Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulunan Öztürk, halen Yeni Parti Muğla İl Başkan Yardımcısı olarak çalışmalarına devam etmektedir. Demokrasi, hukuk ve örgütlü toplum anlayışını temel ilke edinerek toplumsal mücadeleyi sürdürmektedir.

Zeki Köylü ve Zeki Özkeskin’in zaman zaman altını çizdiği bir cümle var:

“Bodrum’un hafızası her geçen gün eksiliyor.”

Son günlerde arka arkaya gelen kayıp haberlerini duydukça bu sözün anlamı daha da ağırlaşıyor.

Motel Sami gibi Bodrum’un bir dönemini yaşamış, görmüş, insanlarını tanımış isimler aramızdan ayrılıyor. Tuncay Özsert’i ve Bodrum’un yakın zamanda kaybettiği diğer değerlerini düşündüğümüzde aslında yalnızca insanlarımızı uğurlamadığımızı fark etmemiz gerekiyor.

Her biriyle birlikte Bodrum’un yaşayan hafızasından da bir parça gidiyor.

Çünkü kentlerin hafızası yalnızca taş binalarda, arşivlerde, eski gazetelerde veya fotoğraflarda yaşamaz. Hafıza aynı zamanda insandır.

Bir sokağın eskiden nasıl olduğunu hatırlayan insandır.

Bir dükkânın kim tarafından açıldığını bilen esnaftır.

Bir koyun eski adını bilen balıkçıdır.

İlk motelleri, pansiyonları, lokantaları, gece kulüplerini hatırlayan işletmecidir.

Mandalina bahçelerinin arasından denize yürüyen çocuktur.

Süngercilerin hangi şartlarda denize açıldığını anlatan denizcidir.

İlk guletlerin nasıl yapıldığını bilen ustadır.

Bir düğünün, bir bayramın, bir cenazenin bütün mahalleyi nasıl bir araya getirdiğini hatırlayan yaşlı Bodrumludur.

Bunların her biri birer yaşayan arşivdir.

Bekir Çilek’in marketinde aklıma gelen

Geçenlerde Bodrum Çarşısı’nda Bekir Çilek’in marketinde alışveriş yaparken yine bunları düşündüm.

Bazen bir dükkânın kapısından içeri girmek bile insanı yıllar öncesine götürüyor.

Çünkü eski esnaf yalnızca ticaret yapan insan değildi. O dükkânlar aynı zamanda haberleşme noktasıydı, buluşma yeriydi, mahallenin hafızasıydı.

Kim evlendi, kim askere gitti, kim denize çıktı, hangi aile nerede oturuyordu, hangi sokakta hangi usta vardı…

Bodrum’un görünmeyen tarihi biraz da bu gündelik hayatın içerisinde saklı.

Bugün önünden farkına varmadan geçtiğimiz bir dükkân, yarın yalnızca eski bir fotoğrafta karşımıza çıkabilir.

Bugün sohbet edebildiğimiz bir Bodrumlu, yarın artık aramızda olmayabilir.

İşte asıl mesele burada başlıyor.

Nostalji yetmez, kayıt altına almalıyız

Eski Bodrum’u anlatırken sürekli mandalina bahçelerinden, süngercilerden, balıkçılardan, guletlerden, beyaz evlerden ve mavi kapılardan söz ediyoruz.

Ama Bodrum’un hafızası bundan çok daha büyük.

Bodrum’un hafızasında çarşı esnafı var.

Marangozu, terzisi, kunduracısı, fırıncısı var.

Tekne ustaları, kaptanları, süngercileri, balıkçıları var.

Öğretmenleri, doktorları, gazetecileri, sanatçıları var.

Pansiyonculuğu başlatan aileler, ilk turizmciler, ilk lokantalar ve moteller var.

Bodrum gecelerinin müziği, düğünleri, bayramları, mahalle dayanışması var.

Çocukların oynadığı sokaklar, henüz yapılaşmamış tepeler, kıyılar ve koylar var.

Yani korunması gereken şey yalnızca eski Bodrum’un görüntüsü değil, eski Bodrum’un yaşam biçimidir.

Bu nedenle nostalji artık yetmez.

Hatırlamak yetmez; kaydetmek gerekiyor.

Ali Şengün’ün görsel hafıza emeği

Bu noktada Bodrum’un hafızası konusunda yıllardır emek veren insanların hakkını teslim etmek gerekiyor.

Ali Şengün’ün eski Bodrum fotoğrafları ve belgeleri üzerinden yürüttüğü arşiv çalışması bunlardan biri.

Eski aile albümlerinden çıkan bir fotoğraf bazen sayfalarca yazının anlatamayacağı kadar çok şey söylüyor.

Fotoğrafın arkasında yalnızca insanlar yoktur.

Bir ev vardır

Bir sokak vardır.

Bir tabela vardır.

Bir tekne vardır.

İnsanların giyim biçimi, kent mimarisi, sosyal ilişkileri ve dönemin ekonomik hayatı vardır.

Bu nedenle Ali Şengün gibi Bodrum’un görsel geçmişini toplamaya çalışan insanların yaptığı iş kişisel bir koleksiyonculuğun çok ötesindedir.

Bu, Bodrum’un görsel belleğini geleceğe taşıma çabasıdır.

Nuran Yüksel ve sözlü tarihin önemi

Bir başka önemli çalışma ise Nuran Yüksel ve arkadaşlarının yıllardır büyük ölçüde gönüllülük ve Bodrum sevgisiyle sürdürdüğü sözlü tarih çalışması.

Nuran Yüksel’in son kayıpların ardından söyledikleri aslında meselenin bütün önemini anlatıyor.

Bodrum’u Bodrum yapan iki değerli insanın kaybının ardından, yıllardır sürdürdükleri sözlü tarih çalışmasının değerini bir kez daha gördüğünü ve kendi kendine “İyi ki vazgeçmedik” dediğini ifade ediyor.

Bu çok önemli bir cümle.

Çünkü bugün konuştuğumuz insan yarın aramızda olmayabilir.

Ama onun sesini, yüzünü ve hikâyesini kaydetmişsek o insan Bodrum’un ortak hafızasında yaşamaya devam eder.

Nuran Yüksel ve arkadaşlarının çalışmasının kitap haline gelmesi ve yaklaşık kırk dakikalık 15 ayrı kayıtla belgesel niteliğinde bir sözlü tarih arşivine dönüşmesi bu nedenle son derece kıymetli.

Üstelik bu çalışmaların önemli taraflarından biri de büyük bütçelerle değil, gönüllülük ve Bodrum sevgisiyle ortaya çıkmış olmasıdır.

Dilerim onların da ifade ettiği gibi bu çalışmalar örnek olur ve sözlü tarihin değeri daha geniş kesimler tarafından anlaşılır.

Bodrum’un yaşayan hafızasına ulaşmalıyız

Fakat zaman hızla ilerliyor.

Bodrum’un 1940’larını, 1950’lerini, 1960’larını, 1970’lerini ve 1980’lerini doğrudan yaşamış kuşak giderek azalıyor.

Bu nedenle yapılması gereken iş çok açık:

Hâlâ hayatta olan Bodrumlularla konuşmalıyız.

Kamerayı karşılarına koymalıyız.

“Çocukluğunuzdaki Bodrum nasıldı?” diye sormalıyız.

“Çarşıda kimler vardı?”

“Denize nereden girerdiniz?”

“İlk turistleri ne zaman gördünüz?”

“Mandalina bahçeleri nereye kadar uzanıyordu?”

Bodrum geceleri nasıldı?”

“Kimler süngercilik yapıyordu?”

“İlk pansiyonlar, moteller, lokantalar hangileriydi?”

“İnsanlar birbirleriyle nasıl ilişki kuruyordu?”

“Bodrum ne zaman ve nasıl değişmeye başladı?”

Ve sonra susup onları dinlemeliyiz.

Çünkü bazen bir insanın bir saatlik anlatımı, bir kentin tarihine ilişkin onlarca resmi belgeden daha farklı ve insani ayrıntılar taşıyabilir.

Fotoğraflar dağılmadan, sesler susmadan…

Aynı çağrıyı Bodrumlu ailelere de yapmak gerekiyor.

Sandıklardaki fotoğraflar çıkarılmalı.

Eski aile albümleri dijitalleştirilmeli.

Mektuplar, kartpostallar, gazete kupürleri, afişler, dükkân tabelaları, turizm broşürleri, eski haritalar ve belgeler taranmalı.

Eski Bodrum gazeteleri ve dergileri dijital ortama aktarılmalı.

Sadece ünlü insanların değil, sıradan Bodrumluların hikâyeleri de kaydedilmeli.

Çünkü gerçek kent tarihi yalnızca yöneticilerin ve tanınmış insanların tarihi değildir.

Balıkçının da, süngercinin de, esnafın da, öğretmenin de, tekne ustasının da, ev kadınının da, çocuğun da hikâyesi Bodrum tarihidir.

Bir “Bodrum hafızası” oluşturabiliriz

Ali Şengün’ün görsel arşiv emeği, Nuran Yüksel ve arkadaşlarının sözlü tarih çalışmaları ve Bodrum’un geçmişine ilişkin yıllardır bireysel olarak belge, fotoğraf ve hikâye biriktiren insanların çalışmaları birbirinden kopuk kalmamalı.

Bunları birbirine bağlayacak kapsamlı bir “Bodrum Hafızası” düşünmeliyiz.

Dijital ve sürekli büyüyen bir kent belleği…

Fotoğrafların, videoların, ses kayıtlarının, gazetelerin, belgelerin ve sözlü tarih görüşmelerinin bulunduğu; araştırmacıların, öğrencilerin ve gelecek kuşakların ulaşabileceği ortak bir arşiv.

Mahalle mahalle…

Sokak sokak..

Meslek meslek…

İnsan insan…

Bodrum’un hafızasını yeniden bir araya getirebiliriz.

Bu çalışma belediyelerin, üniversitelerin, müzelerin, gazetecilerin, tarihçilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve en önemlisi Bodrumluların ortak katkısıyla büyüyebilir.

Ancak bunun için önce şu gerçeği kabul etmeliyiz:

Zaman bizim lehimize işlemiyor.

Her cenaze bize aynı şeyi hatırlatıyor

Son dönemde Bodrum’un değerlerini arka arkaya kaybediyoruz.

Her cenazede “Bodrum’un önemli bir değerini daha kaybettik” diyoruz.

Sonra günlük hayatımıza dönüyoruz.

Oysa şimdi başka bir şey yapmanın zamanı.

Hayatta olan değerlerimizin kıymetini onları kaybettikten sonra değil, yaşarken bilmeliyiz.

Onları ziyaret etmeliyiz.

Dinlemeliyiz.

Kaydetmeliyiz.

Fotoğraflarını, anılarını ve bilgilerini ortak hafızaya kazandırmalıyız.

Çünkü bir insan öldüğünde yalnızca bir hayat sona ermiyor.

Eğer anlattıkları kayıt altına alınmamışsa bazen bir mahallenin, bir sokağın, bir mesleğin, hatta bir dönemin hafızası da onunla birlikte gidiyor.

Bodrum bugün dünyanın tanıdığı bir kent olabilir.

Ama Bodrum’u gelecekte de Bodrum yapacak olan yalnızca denizi, koyları, turizmi ve güzel evleri değildir.

Bir kenti kent yapan, hafızasıdır.

Ali Şengün’ün fotoğraflarında saklanan Bodrum da bizimdir.

Nuran Yüksel ve arkadaşlarının kaydettiği seslerde yaşayan Bodrum da bizimdir.

Bekir Çilek’in dükkânında hatırladığımız Bodrum da…

Motel Sami’nin bildiği Bodrum da…

Süngercinin, balıkçının, gulet ustasının, çarşı esnafının, öğretmenin ve eski mahallelinin anlattığı Bodrum da bizimdir.

Hepsini bir araya getirebilirsek gelecek kuşaklara yalnızca eski fotoğraflar bırakmayız.

Bir kentin ruhunu bırakırız.

Bu yüzden bugün yapılabilecek en önemli çağrılardan biri şudur:

Fotoğraflar dağılmadan, belgeler kaybolmadan, sesler susmadan ve Bodrum’un yaşayan hafızası daha fazla eksilmeden kayda başlayalım.

Çünkü bugün kaydetmediğimiz bir Bodrum hikâyesini, yarın anlatacak kimseyi bulamayabiliriz.

Aramızdan ayrılan bütün Bodrum değerlerini saygı ve özlemle anıyorum.

Işıklar içinde uyusunlar.

Share and Enjoy !

Shares
Bodrum Fiber İnternet
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.