Hayatta insanı olgunlaştıran bazı deneyimler vardır.
İş ve aile hayatındaki deneyimler, hastalıklar , kayıplar, yalnız kalmak, çocuk büyütmek, finansal zorluklar gibi.
Bir de ev taşımak.
Ama bizim yaşadığımız şey taşınmak değildi. O artık başka bir seviyedeydi. Biz resmen lojistik operasyon yönettik. Üç ayrı evin eşyası, tam 150 koli ile taşındık.
Nakliye için gelenlerin gözlerinde , o ruh halini gördüm, “Biz bugün bunları taşır, yarın da işi bırakırız, yoksa bugün mü bıraksak?”
Taşınmadan önce herkesden ayni teselli: “Abartmayın canım, bir günde toparlanırsınız.”
Kim toparlanır?
Ne toparlanır?
Neye göre toparlanır?
İnsan taşınırken bir anda kendi eşyalarına yabancılaşıyor.
“Ama biz öyle gelişi güzel taşınanlardan da değildik.
Hayır…
Biz organizeydik. Disiplinliydik. Her kolinin üstüne içinde ne olduğunu tek tek yazdık. Öyle “karışık eşya” falan değil…
Gayet profesyonel:
“Salon objeler.”
“Havlular, Çarşaflar.”
“Kışlık / Yazlık giyimler.”
“Çalışma odası evrak alt çekmece.”
O kadar sistemliydik ki kendimizi taşımıyor, katalog hazırlıyor gibiydik.
Bir ara eşime dönüp: “Bence barkod sistemi de yapalım,” dedim.
Fakat insanların planları vardır…Bir de hayatın kahkahası.
Çünkü o 150 koliyi boşaltmak, Sanırım 15 gün sürdü. Evet, yanlış duymadınız. 15 gün. Resmen her sabah işe gider gibi koli açtık.
Sabah kalk: Kahve iç. Bandı kes. Koli aç. Yerleştir. Akşam olunca yıkıl yat. Sabah tekrar.
Bir noktadan sonra romantizim falan kalmıyor. Kimse birbirine “aşkım” demiyor artık.
Diyaloglar şöyle;
“Sen antreyi hallet”
“Ben mutfak raflarına giriyorum”
“Akşam depoda buluşuruz”
Taşınmak öyle bir süreç ki beşinci gününden sonra insanın psikolojisi bozuluyor. Sekizinci gününde zaman algısı kayıyor.
Bir noktadan sonra takvim değil koli sayıyorsunuz.
“Bugün ayın kaçı?” “Bilmiyorum ama 58. kolideyiz.”
Onuncu gününde koliyle duygusal bağ kuruyorsun.
“Bugün senden ne çıkacak bakalım dostum.” diye konuşmaya başlıyorsun.
Ve tabii her taşınmanın o mistik kutusu bizde de vardı. Üzerine ne kadar detaylı yazarsanız yazın, Bir tanesi mutlaka şöyle olur:
“Çeşitli.” Nedir çeşitli? Toplanırken en sona kalanlar.!
Açıyorsunuz:
Yılbaşı süsü, tornavida, mayo, eski pasaport, kurdele, bir adet tek çorap… Mantık tamamen terk etmiş.
Taşınmanın sonunda şunu öğrendim: İnsan sadece eşyalarını değil, geçmişini de taşıyor.
Her çekmece bir anı, Her rafta başka bir hikaye, Her kutu bir “bunu neden sakladık ki?” sorgulaması.
Ama en önemlisi şu: Taşınmak ev değiştirmek değil. Bence taşınmak, insanın fiziksel sınırlarını, ruhsal dayanıklılığını ve evliliğinin sağlamlığını test eden bir olimpik branştır.
Artık yerleştik, düzen kuruldu. Hala bazen bant sesi duyunca irkiliyorum. Biri koli bandı çekse Vietnam gazisi gibi boşluğa dalıyorum. Çünkü bazı savaşlar bitse de…
İzi kalıyor.