









Bodrum’un Sivil Toplum Kuruluşları ve yerel yönetimin diğer unsurlarının tepe kuruluşu olan Bodrum Kent Konseyi (BKK) hepimizin kıymetlisi..
Bu nedenledir ki, siyasetten ari ve özerk olma özelliğini üzerinde barındıran Bodrum Kent Konseyi’nde vuku bulan her şey Bodrumlunun odağında..
Bodrum’u kıymetli bulanların ve bilenlerin içinde bulunmak için bireysel bazda yoğun emek harcadığı ve hizmet verdiği Bodrum Kent Konseyi, Mart 2025 tarihinde yapması gereken kongresini, 3 ay gecikmeli olarak 26 Haziran 2025 Perşembe günü yaptı.
Başlangıcında bulunamadığım genel kurulu, yerel basının sosyal medya üzerinden yaptığı canlı yayını izleyerek Nurol Kültür Merkezi’ne ulaştım. Salona girdiğimde BKK Başkanı Gamze Türk Oğuz ve BB Meclis Üyesi Niyazi Atare konuşmalarını tamamlamıştı. Konuşmasını tamamlayan BB STK Koordinatörü olan Sayın Atare’de salondan ayrılmıştı.
Genel kurulun içeriğini değerlendirmeye geçmeden dilimde tüy bitiren usul konusunu üzülerek yine gündeme getirmek istiyorum. Bir türlü biz yaptık oldu zihniyetinden kurtulamıyoruz.
Bu konuya bir kez daha dikkat çekmek istiyorum! Kent Konseyleri yaptıkları seçimli-seçimsiz, olağan-olağanüstü genel kurullarında uygulamak zorunda oldukları usulü eksiksiz gerçekleştirmek zorundadır.
Nedir bunlar tekrar not düşelim..
Peki bu yazdıklarım yapılan genel kurulda uygulandı mı? Hayır demekten yorulduğum için cevabı BKK Başkanı ve sahnedeki masada oturan yürütme kurulu üyelerine bırakıyorum.
Usulüne uygun yapılmayan işlerin nereye vardığını tamda burada bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Bu ve buna benzer usul hataları yüzünden belki de seçimli genel kurul iptal edilecek.
Sayın Oğuz’un dikkat çektiği yürütmeyi durdurma kararının reddedilmesi bilgisine gelince, şuna dikkat çekmek isterim. Bu durum İdare Mahkemelerin hızla karar vereceklerinin bir göstergesi de olabilir. Ayrıca kararın ne olacağı kadar hızı da önemli hale geldi.
Seçim sonrasında da defalarca yazdım. Güvenliği ve süreci tamamlanmamış bir seçimin iptali herkesi rahatlatacak bir karar olacaktır.
***
Gelelim katılımcı sayısının yaklaşık %5’lerde kaldığı BKK Genel Kurul konuşmalarına..
BKK Başkanı Sayın Oğuz’un yaptığı konuşmada ifade ettiği; ülke genelinde yaşanan siyasi ortam sonucu yaşanan zor günlerle ilgili tespitleri ve bu durumun bireylere olan yansımalarını içeren eleştiri ve özeleştiri tespitlerinin altına imzamızı attığımızı ifade ederek başlayalım.
Başkan Oğuz’un konuşmasında yaşadığı idraki umarım YK üyeleri de yaşıyordur.
Yılın 3. ve 9. ayında yapılan Kent Konseyleri Olağan Genel Kurullarında;
Yıl içerisinde yapılan bu iki genel kurulun öncelikli amacı bunlar olmakla birlikte, yapılacak genel kurul sayısı da sınırlı değildir. Gerekirse 2-3 ayda bir yapılacak genel kurullarla konuların ihtiyaç hızına göre her türlü konuyu Bodrum Belediye Meclisine taşıyabilirler.
Sayın Oğuz’un konuşmasında ifade ettiği Bodrum Belediye Başkanıyla aylık toplantı yapma talebine, yukarıdaki süreçler sağlıklı çalıştırıldığında çok da ihtiyaç kalmayacağını görecektir. BKK Genel Kurulundan doğru usullerle geçen her talebi Bodrum Belediye Başkanı gündeme almakla yükümlü olduğundan yeterli etkileşim zaten fazlasıyla sağlanacaktır.
Usule uygun ve şeffaf çalışma ortamını başarmış bir BKK’nın, ayağına bağ olan her konudan kurtulacağından eminim. Çünkü BKK’nın geriden gelen hikayesinde böyle oldu..
Sonuçta ben konuyla ilgili ve tarlada izi olan bir gazeteci olarak yeri geldiğinde dikkat çekmeye ve uyarmaya devam edeceğim.
***
BB Meclis Üyesi ve STK Koordinatörü Niyazi Atare‘nin yaptığı konuşmaya değinmeden geçmek çok da mümkün değil!
Sayın Atare’nin buram buram demokrasi kokan konuşması seçim günü yaşananları gözümün önüne getirdi.
Yerel demokrasi konusunda hep hassas olmuş Atare’nin; adaletli, dirençli, yaşanabilir ve vicdanlı bir kent talebi beni derinden etkiledi. Kendisine; Bodrumlu ile yakıcı Bodrum güneşi arasında yer alarak sürekli yarattığı gölgeye teşekkür ediyor, bundan sonra şapka ve güneş gözlüğü kullanacağımızı belirtmek istiyorum.
Sayın Atare’nin gölge görevine devam etmesini isteyenlerinde daha fazla haksızlık etmemelerini rica ediyorum. Sonuçta o da bir insan evladı ve ana kuzusu..
***
Ertelemeden yazmak istediğim bir başka konuda, Bodrum Belediyesi içindeki paralel basın yapılanması..
Konumuz; Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci’nin, Mesut Yar‘ın eşiyle yaptığı PR anlaşması..
İçeriği; Başkan Mandalinci’nin kendisinin finanse ettiği ve aylık bir milyonu bulan, kişiye özel basın bütçesi..
600 Bin TL 4 kişilik bir ekibe, 400 Bin TL’de Mesut Yar’ın eşinin şirketine yapılan ödemeyle gündeme düşen bu uygulama hukuki midir? Hukuki ise vicdani midir?
Yaklaşık 6 aydır çalışan sistemin yıllık maliyeti 12 milyon TL.. Başkan Mandalinci’nin görev süresinin sonunda da cebimden veriyorum dediği rakamının toplamının kabaca bir hesapla 48 Milyon TL‘yi bulacağını öngörebiliriz..
Bu durumun hayatın normal akışına aykırı olduğu düşüncesindeyim. Cevabının da; sana ne kardeşim param var istediğim gibi harcarım olması etik değerler açısından kabul görecek nitelikte olmayacaktır.
Milyonluk ekibin Bodrum Belediye binası içerisinde konuşlandığı konusu da işin cabası.. BB Basın bürosunun bypass edilmesinin çok önemli bir gerekçesi varda bizim mi haberimiz yok.
Diğer taraftan basın personeli arasında oluşan keyfiyete dayalı maaş farkları rahatsızlığı da kulağımıza gelen ayrı bir tartışma konusu..
O benim çocukluk arkadaşım, bu benim okul arkadaşım, şu da mahalleden arkadaşım..
Birde racon grubu meselesi var ki değme gitsin. Anlayacağınız durum evlere şenlik..
Sonsöz de; yerel basın içerisinde kurulan havuz medyası olsun.. O da başka bir yazının konusu..
Kötü taklitler çok yoruyor yaya kalan sosyal demokrat Bodrumluyu..
Önemli Not: Cevval ve Cabbar iş insanı Orhan Dinç’in “İçmeler Yat Limanı Projesini” iç etmek için kurduğu kooperatif bugün genel kurul yapacak. Takipçisi olup, detayları paylaşacağım sizlerle..