Eskiden insanın gözüne bir şey kaçınca “kıpırdama, üfleyeyim” diye bir refleks vardı. Şimdi gözünüze bir şey kaçsa önce Wi-Fi şifresini soruyor.
Eskiden insanın gözüne bir şey kaçınca “kıpırdama, üfleyeyim” diye bir refleks vardı. Şimdi gözünüze bir şey kaçsa önce Wi-Fi şifresini soruyor.
Çünkü o artık bir şey değil, AKILLI LENS.
Gözlük devri kapandı, lens devri başladı derken, meğer olay sadece görme meselesi değilmiş. Artık gözünüzün içine teknoloji takıyorsunuz. Bildiğin “göz içi aplikasyon.”
Sabah uyanıyorsunuz, gözünüzü açıyorsunuz; Lensiniz size diyor ki:
“Günaydın. Uyku kaliteniz %62. Dikkat.”
Eskiden lens takmak başlı başına bir olaydı. Lavaboda tek göz kapalı, diğer gözle milimetrik operasyon…
Nerden biliyorum? Çünkü o lensle sabah kavga eden nesildenim. Bu işin acemiliğini de ustalığını da yaşadım.
Şimdi öyle mi? Lens sana takılıyor. Sen sadece bakıyorsun. O bakışın analizini yapıyor:
“Bugün biraz dalgınsın. Dün gece fazla sosyal medyada gezindin. 17 dakika gereksiz tartışma, 9 dakika başkalarının tatiline bakarak iç geçirme.”
Yani göz artık sadece görmüyor, yargılıyor.
Eskiden insan sezgileriyle yaşardı. “Bu adam bana güven vermedi” derdik. Şimdi akıllı lens diyor ki;
“Doğru tespit. Güven skoru 4.2/10. Ayrıca 2017’de birine borcunu geç ödemiş.”
Yani İçgüdü yok. İç yazılım var.
Akıllı lens ile spor yapıyorsunuz. Tenis oynuyorsunuz mesela. Top geliyor, lens uyarıyor:
“Bu topa vurma. Geçen sefer vurduğunda dirseğin ‘ben buradayım’ demişti.”
Yani artık gözünüz bile sizi sakatlıktan koruyor. Doktor, fizyoterapist, anne… hepsi tek noktada birleşti: Gözünüzün içinde.
Ama işin tehlikeli tarafı şu:
Bu lensler ileride sosyal hayata da müdahale edecek. Karşınızdaki insanla konuşuyorsunuz, lens bir analiz yapıyor: “Bu kişi yüzde 78 oranında abartıyor.”
“Anlattığı hikâyenin %40’ı kurgu.”
Gülüyorsun ama içten değil.
Mesela eşinizle tartışıyorsunuz.
Lens anında veri veriyor:
“2019 yılında benzer bir tartışmada sen haksız çıkmıştın. Hatırlatayım mı?”
İşte o an anlıyorsunuz: Bu teknoloji değil, evliliğin sonu.
Doğal insan (lenssiz) hala romantik. Gün batımına bakıyor, iç geçiriyor.
Akıllı lensli insan ayni manzaraya bakıyor.
“Gün batımı kaliteli ama geçen haftaki %12 daha iyiydi.
“Bu gün batımını beğendiyseniz, benzer 3 gün batımı daha önerebilirim.”
Artık romantizm bile algoritmaya bağlı.
Sonuç olarak…İnsanlık gözünü açtı ama biraz fazla
açtı gibi. Eskiden “gözümle gördüm” en sağlam kanıttı.
Şimdi gözünüz diyor ki:
“Ben gördüm ama yorumum farklı.”
Akıllı lens bize her şeyi gösterecek.
Ama belki de en önemli şeyi elimizden alacak.
Yanılma hakkımızı.
Çünkü bazen birini yanlış tanımak, doğru bir yazılımın vereceği tüm doğrulardan daha insancadır.
Ve belki de bu yüzden.. Doğal insan son bir cümleyle direnir.
“Ben seni net görmüyorum.. ama hissediyorum.”
On iki yaşından beri lens takan, üç yıl önce hızlı ilerleyen bir katarakt neticesinde akıllı lensin monte edildiği biri olarak gelişmeleri çok yakından takip ediyorum.
Yani yeni gelişmeleri ilk benden duyabilirsiniz.