Salı, Şubat 17, 2026

Çok Okunanlar

Benzer Gönderiler

Hukuksuzluk, Emperyal Dayatmalar ve Umudun Adresi: Örgütlü Dayanışma

15 Ocak akşamı Arena Haber TV’de yayınlanan “Açık Görüş” programında, dünyayı ve Türkiye’yi içine sürükleyen karanlık tablonun ortak paydasını konuştuk: Hukuksuzluk…

Ancak bu hukuksuzluk, çoğu zaman söylendiği gibi “herkesi eşit biçimde mağdur eden” bir durum değil. Aksine, hukuk; bugün Bodrum’dan Türkiye’ye, oradan dünyaya baktığımızda güçlüden yana, mağdurun aleyhine işleyen bir araca dönüştürülmüş durumda.

Yerelde Bodrum’da yaşananlar, ülkede karşılaştığımız örnekler ve uluslararası alandaki gelişmeler birbirinden kopuk değil. Aynı zihniyetin, aynı sistemin farklı tezahürleriyle karşı karşıyayız. Hukuk; kamunun, doğanın, emeğin ve yurttaşın hakkını korumak yerine; sermayenin, rantın ve siyasal gücün ihtiyaçlarına göre şekillendiriliyor. İşte bu yüzden hukuksuzluk bir sonuç değil, bilinçli bir yönetim tercihidir.

Programda özellikle vurguladığımız bir diğer başlık ise emperyalist sistemin işleyişi oldu. İran’da, Suriye’de, Venezuela’da yaşananlar; yalnızca “yerel otoriterlik” ya da “ülke içi kriz” başlığıyla açıklanamaz. Bu coğrafyaların her birinde, emperyal hesapların, müşteri rejim dayatmalarının ve vekâlet savaşlarının izlerini açıkça görmek mümkündür. Emperyal sistem, bir yandan otokrasileri beslerken; diğer yandan bu otokrasileri bahane ederek halkların kaderini rehin alır.

Bu noktada altını kalın çizgilerle çizmek gerekir: Otokrasiler tek başına ayakta durmaz.

Onları ayakta tutan; silah, para, enerji ve jeopolitik çıkar ilişkileridir. Bugün Türkiye’de karşı karşıya olduğumuz otoriterleşme de bu küresel denklemden bağımsız değildir. Emperyal güçlerin sessiz onayı, zaman zaman açık desteği olmadan bu düzenin sürmesi mümkün değildir.

Peki çıkış nerede? Programda ortaklaştığımız cevap netti:
Otokrasilerle bireysel tepkilerle değil, örgütlü ve dayanışmacı bir güçle mücadele edilebilir. Hukuksuzluk karşısında dağınık öfke değil; örgütlü akıl ve kararlı bir demokrasi mücadelesi gerekir.

Eğer gerçekten yeni bir dünya düzeninden söz edilecekse, bu düzen; silahların, şirketlerin ve imparatorluk hesaplarının değil; emeğin, demokrasinin ve halkların dayanışmasının ürünü olmak zorundadır. Aksi hâlde kurulacak her “yeni düzen”, eskisinin daha sert ve daha adaletsiz bir versiyonu olmaktan öteye geçmez.

Türkiye açısından bu mücadelenin siyasal adresi de nettir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin öncülüğünde şekillenen Türkiye İttifakı, yalnızca bir seçim stratejisi değil; demokrasi, hukuk devleti ve toplumsal barış için tarihsel bir sorumluluktur. Emperyal dayatmalara karşı durabilmenin, içerideki otokratik yapıyı geriletebilmenin yolu; CHP’nin örgütlü, kararlı ve toplumsal ittifakları büyüten mücadelesinden geçmektedir.

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey; umudu soyut bir temenni olarak değil, örgütlü bir irade olarak yeniden inşa etmektir. Hukukun güçlüden yana değil halktan yana işlediği, emeğin sömürülmediği, demokrasinin bir vitrin değil yaşam biçimi olduğu bir Türkiye mümkündür. Bu mümkün olanı gerçeğe dönüştürmek ise ancak dayanışmayla, örgütlü mücadeleyle ve kararlılıkla sağlanabilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Haberler