blank

İçten Gelen Yıkım

Yayınlama: 19.04.2026
A+
A-

Şanlıurfa’nın ardından Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırısı…
Bu artık tekil bir olay değil; gelinen son noktadır.

Ama biz yine yanlış yerden konuşuyoruz.

Birbirimizi suçluyoruz.
Siyaset üzerinden pozisyon alıyoruz.
Kim ne dedi, kim ne yapmadı, kim kaç korumayla geziyor… Bu başlıkların etrafında dönüp duruyoruz.

Evet, okul güvenliği önemlidir.
Ama tartışılması gereken asıl mesele bu değildir.

Geçmişte okul kapılarında güvenlik bu kadar belirleyici bir mesele değildi.
Hatta çoğu yerde hiç yoktu.

Ama buna rağmen çocuklar okula giderdi.
Aileler bu kadar kaygı duymazdı.
Çünkü bu toplumu ayakta tutan görünmeyen bir zemin vardı:
ahlak vardı, sınır vardı, değer vardı.

Toplum kendi kendini koruyabiliyordu (vicdanıyla, değer yargılarıyla).

Bugün kaybettiğimiz şey güvenlik değil;
o zeminin kendisidir.

Bu yüzden mesele güvenlik değil;
mesele çürümedir.

Siyasetin sınırlarını aşarak eğitime yön vermeye kalktığı, toplumun değer yargılarına ve yaşam biçimlerine müdahale ettiği noktada başlayan bir çürüme…

Doğal akışıyla oluşması gereken değerlerin yönlendirilmesi, aşındırılması ve zamanla yok olması…

Ve bunun en ağır yansıması kurumlarda ortaya çıktı.

Bir şeyi fark ettiniz mi?

Bu tür olayların önemli bir kısmı, özellikle devletin kritik kurumlarıyla ve güvenlik mekanizmalarıyla temas eden alanlardan çıkıyor.

Bu tesadüf değildir.

Çünkü liyakatin yerini sadakatin aldığı bir düzende;
görev ehil olana değil yakın olana verildiğinde;
sorumluluk, makamla değil ilişkilerle dağıtıldığında…

Çürüme yukarıdan aşağıya iner.

Bugün Tunceli Valisi olan, bir ilin tüm güvenliğinden ve kamu düzeninden sorumlu mülki amirin; oğlunun işlediği ağır bir cinayet ve bu sürecin (Gülistan Doku) dosyasında güvenlik güçleri kullanılarak delillerin karartılması…

Bu tablo, çürümenin artık bireysel değil, doğrudan kurumsal bir nitelik kazandığını göstermektedir.

Adaletin korunması gereken yerde adalet zedeleniyorsa,
güvenliğin sağlanması gereken yerde güven sarsılıyorsa…

Orada mesele bir olay değil, bir düzen sorunudur.

Ve bu çürüme sadece kurumlarda kalmaz.

Topluma sirayet eder.

Televizyonu açıyorsunuz; bağırmanın, hakaretin ve küfrün bir dil haline geldiğini görüyorsunuz.
Dizilerde şiddet normalleşmiş, mafya cazip hale getirilmiş.
Sabah programlarında mahremiyet yok edilmiş; aile yerle bir edilmiş.
Kadın aşağılanıyor, insan onuru reyting uğruna ayaklar altına alınıyor.

Özel olan her şey alenileştirilmiş durumda.

Ve biz bunları sadece izlemiyoruz;
farkında olmadan normalleştiriyoruz.

Bir gerçeği açıkça söylemek gerekir:

Toplumun ahlaki çürümesi, en zor onarılan şeydir.
Hatta çoğu zaman geri dönüşü olmayan bir yıkımın başlangıcıdır.

Ekonomik sorunlar çözülür.
Yapısal sorunlar giderilir.
Yol yapılır, su getirilir.

Ama ahlaki erozyon…
İşte o, kolay kolay toparlanmaz.

Bugün herkesin içine çekildiği bir anlayış var:

“Herkes kendi gemisini kurtarsın.”

Bu anlayış vicdanı susturur,
ahlakı geri plana iter,
insanı değersizleştirir.

Ve toplum tam da böyle çürür.

Biz hâlâ gelecek planları yapıyoruz.
“Üç çocuk, beş çocuk” diyoruz.

Ama bugün sahip olduğumuz çocukları koruyamıyoruz.

Bugünün çocuğunu koruyamayan bir toplum, yarını nasıl kurabilir?

Bu çelişkiyi görmeden yapılan her tartışma, sadece gürültüdür.

Asıl beka sorunu budur.
Asıl devlet meselesi budur.

Bizi yıkacak olan dış tehditler değil;
içten içe büyüyen bu değer kaybıdır.

Artık süslü cümleler kurmanın değil, gerekeni yapmanın zamanı.

Şapkamızı önümüze koyup gerçekten düşünmek zorundayız.

Eğitim ile öğretimi yeniden ayırmak zorundayız.
Eğitim devletin, öğretim ailenin sorumluluğudur.

Çünkü çocuk sadece okulun değil, sadece ailenin değil…
bir toplumun ortak emanetidir.

Ve biz o emaneti kaybediyoruz.

Şanlıurfa’da, Kahramanmaraş’ta yaşananlar…
Birer haber değil.

Bunlar, bir toplumun alarmıdır.

Eğer bu sesi hâlâ duymuyorsak,
yarın konuşacak hiçbir şeyimiz kalmayacak.

REKLAM ALANI
Yazarın Son Yazıları
13.04.2026
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 1 Yorum
  1. Ayhan Ongun dedi ki:

    Yıkıcı bir sosyal çürümeyle mücadele,eğitim sisteminin baştan aşağı yeniden düzenmesiyle mümkündür.Yüreğine Sağlık dostum