
ARENA HABER – Muğla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile Bodrum Kaymakamlığı tarafından duyurulan plan değişikliği, 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında onaylanarak 1 ay süreyle askıya alındı.
Bu süre içerisinde vatandaşların projeye karşı resmi itiraz hakkı bulunuyor.
Uzmanlara göre askı süreci, projenin kaderini belirleyecek en önemli aşama.
Bu süreçte yapılacak bireysel itiraz dilekçeleri, ileride açılabilecek davalar açısından hukuki dayanak oluşturuyor.
Sadece toplu imza kampanyaları değil, her vatandaşın ayrı ayrı başvuru yapması büyük önem taşıyor.
Kumbahçe’de yapılmak istenen marina ve liman projesine karşı daha önce “Kumbahçe’de Marina İstemiyoruz” platformu öncülüğünde yüzlerce imza toplanmış, yaklaşık 300 imzalı dilekçe Bodrum Belediyesi’ne sunulmuştu.
ÇED sürecinde yapılmak istenen halkın katılımı toplantısı ise yoğun tepkiler nedeniyle gerçekleştirilememişti.
Bölge halkı ve yerel inisiyatiflerin öne çıkardığı başlıca riskler şöyle:
Deniz çayırlarının zarar görmesi
Kıyıların kamusal kullanımının daralması
Giritli Teyze ve Paşatarlası plajlarının etkilenmesi
Trafik ve otopark yükünün artması
Altyapı ve enerji yetersizlikleri
Bölgenin doğal ve kültürel dokusunun bozulması
Projeye yönelik eleştiriler, “önce yap, sonra çöz” anlayışıyla hareket edildiği yönünde yoğunlaşıyor.
Yerel değerlendirmelerde, tekne bağlama ihtiyacının doğru olduğu ancak yer seçiminin hatalı olduğu vurgulanıyor.
Daha önce planlanan ancak iptal edilen İçmeler Tersaneler Bölgesi Limanı gibi alternatif alanların yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.
Ayrıca Giritli Teyze bölgesinin, KTA-9 kapsamında düzenlenerek tamamen kamusal plaj olarak korunması ve liman baskısından arındırılması öneriliyor.
Askı süresi boyunca vatandaşlar:
Belediyeye dilekçe vererek
Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’ne başvurarak
Muhtarlık üzerinden süreci takip ederek
bireysel itiraz haklarını kullanabilir.
Uzmanlar, her bireysel itirazın hukuki süreçte değerli olduğunu özellikle vurguluyor.
Kumbahçe’de tartışılan konu yalnızca bir liman projesi değil;
kıyıların korunması, kamusal alanların geleceği ve Bodrum’un yaşam hakkı meselesidir.
Haber : Duran Öztürk