blank

MEMLEKET İSTERİM…

Yayınlama: 05.10.2026
A+
A-
1968 yılında Amasya'nın Merzifon ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Kayseri'de tamamladı. Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji öğretmenliği bölümünden mezun oldu. Meslek yaşamı boyunca Türkiye'nin farklı bölgelerinde biyoloji öğretmeni olarak görev yapan Fidan, 32 yıllık eğitimcilik kariyerinde öğrencilerine yalnızca akademik bilgi değil, eleştirel düşünme, bilimsel bakış açısı ve yaşam becerileri kazandırmayı temel ilke edindi. Emekliliğinin ardından yazarlık çalışmalarına yönelen Fidan, toplumsal konular üzerine düşünce üretmeye, sosyal sorumluluk projelerinde yer almaya ve kamusal meselelerde farkındalık oluşturmaya devam etmektedir.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Memleket İsterim”ini mırıldanıyorum bu aralar. Ne güzel şiirdir. Basit, sade, dupduru. Öyle büyük laflar, afili cümleler de yok.

“Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikayet ölümden olsun.”
Cahit Sıtkı, bugün bize hâlâ fazla gelmeyen ama nedense gerçekleştirmekte bir türlü ustalaşamadığımız birkaç basit şey istiyor.

Çok severim bu şiiri. Belki bir yaş daha almışken hayattan, yarınlara inancımı kaybetmemek için kendime küçük bir umut aşılıyorum.

Cahit Sıtkı söylüyorum. Olmadı mı?

Mahsun Kırmızıgül’e geçiyorum:

“Yıkılmadım, ayaktayım…” Biri hayalimi anlatıyor, diğeri başımıza gelenleri. Ama dertlerimle baş başa da değilim. Baş başa değiliz.

Ortak paydamız dert; hepimiz dertdaşız. Dert ortak, dertler farklı farklı.

Kimimiz depremzede, kimimiz fonzede, kimimiz adaletzede, kimimiz geçimzede, kimimiz gelecekzede…

Zede, zede, zede.

Gülmüyor muyuz? Gülüyoruz. Hep ağlamanın da insanın ömrüne bir katkısı yok zaten.

Hem biz ağlarken bile arada birbirimize “İyi misin?” diye sorup, cevabı beklemeden kendi derdimizi anlatmaya devam eden bir milletiz.

Canımız yanma pahasına da olsa. Evet, canımız yanıyor. Sahip olduğumuz bir şeyi kaybettiğimizde hep canımız yanıyor. Ama yine de hayat devam ediyor, biz de istemeye devam ediyoruz.

Belki de bu yüzden Cahit Sıtkı’nın şiiri hâlâ bu kadar sahici. Aslında çok şey istemiyoruz. Tıpkı Cahit Sıtkı gibi…

Yıllardır “Çok şey istiyorsunuz” denilen bir ülkede, aslında olması gereken en temel şeyleri istiyoruz. Ama almak şöyle dursun, kaybediyoruz.

Bütün bunların arasında yine de insan bir sardunyaya su veriyor, denize bakıyor, bir dostuyla kahve içiyor, bir şarkı açıyor, bir şiir okuyor.

Hayatın en büyük inadını da burada gösteriyor galiba; bizi tamamen bozmasına izin vermiyor.

Hayatın ne kadar ciddi olduğunu biliyorum. Hâlâ şiir mırıldanıyorum.Hâlâ memleket istiyorum.Hâlâ güzel bir şeylerin mümkün olduğuna inanıyorum. Hâlâ çocukların güleceği bir ülke düşlüyorum. Ve  başımıza gelen onca şeye bakıp, bütün ciddiyetimi bir kenara koyarak söyleyebiliyorum:

Yıkılmadım, ayaktayım.

Hem de öyle dimdik falan değil…

Biraz yamuk, biraz yorgun, biraz söylenerek, biraz gülerek…

Ama ayaktayım.

Çünkü galiba umut dediğimiz şey de tam olarak bu:

Her şeye rağmen insanın hâlâ “Memleket isterim” diyebilmesi. Ve ben bugün, bir yaş daha almış halimle hâlâ bunu söyleyebiliyorsam…

Demek ki içimde hâlâ memleket kadar büyük bir umut var. Hoş ve mutlu kalın …

Share and Enjoy !

Shares
blank
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.