









Kısa denilecek bir aradan sonra yeniden birlikteyiz. Zalimcan’la biraz tatil yapma niyetimiz vardı ama memleketin yakıcı gündeminden, “kimin hain, kimin vatansever” olduğuna karar verilen yeni kriterleri anlamaya çalışmaktan, tatile fırsat kalmadı.
Kısa denilecek bir aradan sonra yeniden birlikteyiz. Zalimcan’la biraz tatil yapma niyetimiz vardı ama memleketin yakıcı gündeminden, “kimin hain, kimin vatansever” olduğuna karar verilen yeni kriterleri anlamaya çalışmaktan, tatile fırsat kalmadı.
Sonra dedik ki, siyasetin köküne kadar kirlenmiş gündeminde oyalanmayıp biz işimize dönelim. Yani Muğla’ya, Bodrum’a. Çünkü burada da başka türlü bir siyaset biçimi giderek yerleşiyor:
“-mış gibi belediyecilik”
Hatırlarsınız; Nisan ayı başında Muğla Büyükşehir Belediyesi, üniversiteyle birlikte “Muğla Turizm Planı” için düğmeye basmıştı. “Muğla Turizm Potansiyeli Analizi Tanıtım Toplantısı” yapılmış, toplantı kamuoyuna “Dev Zirve” diye duyurulmuştu. Hatta Muğla için “dünya standartlarında bir uygulama planı” hazırlanacağı söylenmişti.
60 gün içinde 13 ilçenin tamamında saha toplantıları yapıldıktan sonra hazırlanacak “Turizm Stratejisi ve Eylem Planı” Belediye Meclisinden geçirilecek ve Muğla’nın önümüzdeki 10 yıllık turizm vizyonu belirlenecekti. Tamam da aradan yaklaşık 150 gün geçti, plan nerede?
Geçtiğimiz Çarşamba günü Ahmet Aras’ın 2,5 yıllık icraatlarının anlatıldığı toplantıda Muğla’nın önümüzdeki 10 yıllık turizm vizyonuna ilişkin bir şey duyarız diye bekledik. Duyamadık. Zalimcan da telaşlandı haliyle. “Sahi bizim Turizm Master Planı ne oldu?” diye sordu. Yoksa “Turizm Master Planı”, “Turizm Mister Planı”na mı dönüştü?
Bu köşede 12 Nisan 2026 tarihinde yayımlanan yazımda bu projeye eleştiriyle bakmıştım. Bugün ise eleştiriden çok merak ediyorum. Çünkü mesele yalnızca bir turizm planının gecikmesi değil. Mesele, Muğla’nın geleceğinin nasıl planlandığı. Ya da –mış gibi yapılıp yapılmadığı.
Sahi, mevcut 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planımızın hedef yılı 2025’te dolmadı mı? Peki Muğla’nın 2050’ye uzanan gelişme öngörülerini ortaya koyacak yeni plan nerede?
Muğla kent bütününün önümüzdeki 25-30 yılda nasıl gelişeceğini ortaya koymadan, hangi nüfus büyüklüğüne ulaşacağını, yerleşmelerin hangi yönlere gelişeceğini, turizm kapasitesinin ne olacağını, tarım alanlarının nasıl korunacağını, ulaşım sisteminin nasıl şekilleneceğini belirlemeden hangi pusulayla Turizm Master Planı yapacaksınız? -mış gibi olmaz mı?
Hangi bütünsel gelecek senaryosuna göre Bodrum’u, Marmaris’i, Fethiye’yi, Milas’ı, Datça’yı planlayacaksınız? Kimisi mahkemelerce iptal edilmiş, kimisi Bakanlıklarca onaylanmamış, kimisi parça parça değiştirilmiş uygulama imar planlarını hangi büyük resmin içine oturtacaksınız?
Yoksa büyük resme gerek yok mu? “Boş ver planı falan, yapı ruhsatları nasılsa çınar yaprağı gibi kesilip dağıtılıyor” mu diyeceğiz? Arada kesilse de suyumuz akıyor ya. Konserler de gırla.. Daha ne olsun!
Ama kusura bakmayın. Belediyecilik bu değil.
Bir kenti yönetmek; yol yapmak, konser düzenlemek, festival yapmak, birkaç proje açıklamak ve arada “vizyon” toplantıları düzenlemekten ibaret değil.
Belediyecilik, önce kentin nereye gideceğini bilmektir. Sorunları ve çözümleri, neden-sonuç ilişkileri içinde değerlendirebilmektir. Geleceğe ilişkin seçenekleri ortaya koyabilmek ve bütçenize göre gerçekleştirme zamanı planlamasını yapabilmektir. İşte buna planlama denir. Yoksa önünüze rakamları koyup; “Şu kadar kişi böyle düşünüyor”, “Yüzde şu kadarı bundan memnun değil”, “Yüzde bu kadarı geçim sıkıntısı yaşıyor” demek araştırma değildir. En azından tek başına değildir.
Belediyecilik; planlamayı yaptıktan sonra, bunları halka anlatmak ve güven sağlayabilmektir.
MUPA’nın Şubat 2025’de yayımladığı Yaşlılara yönelik araştırmayı, Mart 2025’de yayımlanan Çiftçilere ilişkin araştırmayı, Mayıs 2025’de yayımlanan Gençleri kapsayan araştırmayı ve Ağustos 2025’de yayımlanan ““İlçe Merceği Raporları”nı inceledik Zalimcan’la.
Rakamlar açıklanıyor, renkli grafikler hazırlanıyor, sonra? Örneğin deniliyor ki; “Muğla genelinde geçim sıkıntısı yaşayanların oranı yüzde 45,5 iken Bodrum’da yüzde 46.”
İyi de Temel’in dediği gibi; “Dedi de ne oldi?” Asıl araştırma bundan sonra başlamıyor mu? Bodrum’da insanların yüzde 46’sı neden geçim sıkıntısı yaşıyor? Konut maliyetlerinin bunda payı nedir? Kira düzeyi nedir? Turizme dayalı mevsimsel istihdamın etkisi nedir? Gelir dağılımı nasıl değişmiştir? Son on yıldaki nüfus hareketlerinin etkisi nedir? Bodrum’daki hayat pahalılığı Muğla ortalamasından ne kadar farklıdır?
Ve en önemlisi; Belediye bu tablo karşısında ne yapmalıdır? İşte veri ancak bu sorular cevaplandığında anlam kazanır. Çünkü araştırma, rakam toplamak değildir. Araştırma; rakamın arkasındaki gerçeği bulmaktır. Üstelik bilimsel araştırmanın bazı basit kuralları vardır. Veriyi nereden topladınız? Hangi nüfus kitlesinden topladınız? Örneklem büyüklüğünüz nedir? Hangi yöntemi kullandınız? Soruları nasıl sordunuz? Sonuçları nasıl değerlendirdiniz?
“Anket yaptık” demek yetmez. Bir araştırmanın güvenilirliği araştırmacının “bize güvenin” demesine değil, yöntemini kamuoyunun denetimine açmasına bağlıdır. Aksi halde elinizde yüzlerce sayfalık raporlar, rengarenk grafikler, yüzdeler ve tablolar olur. Ama bilgi olmaz.
Bilgi olmayınca politika üretemezsiniz. Politika üretemeyince plan yapamazsınız. Plan yapamayınca da geriye tek bir şey kalır; Plan yapmış gibi, araştırma yapmış gibi, katılım sağlamış gibi, veriye dayalı yönetiyormuş gibi, geleceği planlıyormuş gibi göstermek.
İşte asıl itiraz da tam buna. Muğla’nın süslü raporlara, yeni “dev zirvelere”, yeni fiyakalı kavramlara ihtiyacı yok. Muğla’nın önce nereye ve nasıl gideceğini bilen bir kent yönetimine ihtiyacı var. Çünkü bir kenti yönetmek, bugünü idare etmek değil; yarını bugünden kurmaktır.
Onun için önce Muğla’nın büyük resmini çizeceksiniz. Sonra turizmi, ulaşımı, konut sorununu, suyu, kıyıları, tarımı, enerjiyi konuşacaksınız. Bodrum’u, Milas’ı, Marmaris’i, Fethiye’yi, Datça’yı ve diğer ilçeleri o büyük resmin içinde konuşacaksınız.
Yoksa yüzlerce araştırma yaptırır, binlerce veri toplar, onlarca toplantı düzenlersiniz. Sonunda dönüp baktığınızda elinizde kupkuru rakamlardan başka bir şey kalmaz.
“-mış gibi belediyecilik” bir süre alkış alabilir. Ama bir kentin geleceğini kuramaz.