Ceylan Hafriyat

Onlar Hiç Yanılmıyor

Yayınlama: 24.06.2026
A+
A-

İnsanları tanımak gerçekten zor iş.

Kırk yıllık dostunuzdan kazık yersiniz, üç dakikadır tanıdığınız biri size ömür boyu unutamayacağınız bir iyilik yapar.

Diplomaya bakarsınız, karakter çıkmaz. Cüzdana bakarsınız, vicdan görünmez. Sosyal medya hesabına bakarsınız… Orada zaten çoğu

Birleşmiş Milletler Barış Elçisi.

Peki bir insanın iyi biri olup olmadığını anlamanın kısa yolu var mı? Bence var. Hayır, falcı değilim.

Yıllardır insanlar ve hayvanlar arasında dikkatimi çeken bir şey var.  Kedi ve köpeklerle arası iyi olan insanlar.

Ancak tamamen onlardan bahsetmiyorum. Çünkü bazı insanlar hayvanları sever gibi yapıyor.

Asıl mesele; Hayvanlar onları seviyor mu? İşte orada film değişiyor. Hiç dikkat ettiniz mi?

Mahallenin huysuz bir kedisi vardır. Kimseye yüz vermez. Sanki apartmanın yöneticisi seçilmiş de herkesi denetliyormuş gibi dolaşır. Sonra bir gün biri gelir. Kedi gider, kadının bacağına sürtünür.

O an çevrede mutlaka biri şöyle der; “İlginç… bu kedi normalde kimseye gitmez.”

Yıllar önce arkadaşlarım Siyam kedisi aldı. Ben de görmeye gittim. Koltuğa oturur oturmaz kedi hoop yanıma atladı, oturdu, patileri de bacağımın üstünde.

Ah canım falan diyorum ama hafif tırstım, okşuyorum ama her an kalkabilirim. Bu arada gerçekten çok güzel, asil bir kendiydi.

Arkadaşlarım şaşkınlık içinde; “Eve biri geldiği anda hemen arka odaya gider ve gelen, gidene kadar hiç çıkmaz. İlk defa böyle bir şey görüyoruz.” dediler.

O zamanlar bu cümle bana bir şey ifade etmemişti. Hiç evcil hayvanım da olmamıştı.

Sosyal medyada biri şöyle ilgi çekici bir cümle yazmış;

” Köpeğimin sevdiği insanları ben de seviyorum.”

Yıllar geçti ve ben artık o cümleyi çok ciddiye alıyorum. “ Bu kedi veya köpek normalde kimseye gitmez”

Çünkü hayvanların CV ‘mizi okuma gibi bir şansı yok. Arabamızı bilmiyorlar, unvanımızı umursamıyorlar. Bankadaki hesabımızla da ilgilenmiyorlar.

Onlar başka şeylere bakıyor.

Ses tonuna… Sabra… Niyete… Ve bakışlarımızdaki duyguya…

 “Sabra bakmak” ifadesi; genellikle dış görünüşe veya yüzeysel durumlara aldanmak yerine, insanların kalbindeki dayanma gücüne, gösterdiği tahammülü ifade eder.

Belki de bizim yıllarca anlamadığımız şeyi üç saniyede hissediyorlar.
Elbette bu bilimsel bir kişilik testi değil. Dünyanın en iyi insanını da bir kedi sebepsiz yere tırmalayabilir. Sonuçta kedi bu… Bazen kendisiyle bile anlaşamıyor.

Ama yine de şunu düşünüyorum:

Bir çocuğun, yaşlı bir insanın, sokak hayvanının yanında kendini rahat hissedebilen insanlar genellikle kötü insanlar olmuyor.

Çünkü güç gösterisinin işe yaramadığı tek yer onların dünyası.

Orada emir değil, güven geçiyor.

Belki de bu yüzden karakter, en çok kendinden daha güçsüz olana nasıl davrandığında ortaya çıkıyor.

Garsona…Temizlik görevlisine…

Yaşlı komşuya…Sokaktaki aç köpeğe…

Ve tabii ki…

Size hiçbir çıkar sağlamayacak bir kediye.

Hayat boyu birçok insan tanıyacağız. Kimi bizi sözleriyle etkileyecek. Kimi parasıyla. Kimi makamıyla. Ama günün sonunda geriye hep aynı soru kalacak:

“Yanında kendimi güvende hissettim mi?”

Galiba iyi insanın tarifi de tam burada başlıyor.

Gerisini…
Mahallenin tekirine bırakabilirsiniz.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.