Kumbahçe sahilinde yapılan düzenlemeleri izlemek için gezinirken, turizmci bir arkadaşıma rastladım ve bana; “şu Ruanda’nın önemli bazı futbol kulüplerine yaptığı sponsurlukları araştırsana lütfen” diye talepte bulundu.
Kumbahçe sahilinde yapılan düzenlemeleri izlemek için gezinirken, turizmci bir arkadaşıma rastladım ve bana; “şu Ruanda’nın önemli bazı futbol kulüplerine yaptığı sponsurlukları araştırsana lütfen” diye talepte bulundu. Tam ondan ayrılmıştım ki Zalimcan’la burun buruna geldik. O da Kumbahçe ve Paşatarlası’ndaki durumu incelemek için gelmiş. Arkadaş bir yerden de eksik ol değil mi? Yook.. Her şeyi bilecek, her şey hakkında fikir yürütecek. Bu konuda bir dosya hazırladığını söyledi ama ne zaman paylaşır bilmiyorum. Zalimcan da böyle işte, yapacak bir şey yok.
Neyse gelelim arkadaşımın söylediği meseleye. Tam da dişime göre bir araştırma konusu bulmuş olmanın heyecanıyla evin yolunu tuttum tabi. Bakalım araştırmalarımın sonuçlarına.
Ruanda’nın 2026 yılı nüfusu yaklaşık 14 milyon 800 bin kişi. Birleşmiş Milletlerin kabul ettiği 193 ülke arasında gelişmişlik sırası açısından 159. konumda. Türkiye ise 45. Ruanda 2018 yılından itibaren Avrupa’daki bazı futbol kulüplerine sponsor oluyor ve kulüp formalarına “Visit Rwanda” yazılı bir etiket yapıştırıyor.
Örneğin formasında “Visit Rwanda” yazan futbol kulüpleri arasında Arsenal, Paris Saint Germain, FC Bayern Munich ve Atletico de Madrid gibi kulüpler var. Bunun dışında Amerika Birleşik Devletlerindeki LA Clippers basketbol takımına forma patch sponsorluğu, Los Angeles Rams ve Patriots BBC gibi basketbol takımlarına doğrudan forma sponsorluğu yapıyor.
Ruanda hükümeti Arsenal için yıllık yaklaşık 13 milyon dolar para verirken, diğer takımlara verdiği parayı açıklamıyor ancak tüm spor sponsorlukları için yıllık 30-50 milyon dolarlık bir bütçe harcadığı tahmin ediliyor.
Ruanda uyguladığı turizm politikalarıyla, 2008 yılında 610 bin yabancı turisti ağırlarken, 2018 yılında 1 milyon 620 bin kişiyi konuk etmiş. Bu ciddi artışın tek gerekçesi; istikrarlı turizm politikası olmalı. Her ne kadar 2018 yılından sonra spor kulüplerine, sponsorluk için büyük bütçeler ödemişse de, 2020 yılında patlak veren pandemi, ülkenin turist sayılarını acıklı bir şekilde etkilemiş elbette. Ancak 2022 yılından itibaren yine gözle görünür bir toparlanma eğilimi gözleniyor.
Ruanda turizm sektöründe temel olarak “sürdürülebilir lüks ekoturizm” ve “benzersiz vahşi yaşam deneyimleri” satılmaktadır. Ülke, kitle turizmi yerine “düşük hacim, yüksek değer” stratejisini benimseyerek dünyadaki en özel doğa rotalarından biri haline gelmiştir.
Ruanda’nın turizm pazarında öne çıkan ana unsurlardan biri “Primat Turizmi”. Yani goril ve şempanze izleme seyahatleri. Gülmeyin. Turistler, Volcanoes Ulusal Parkı ve Nyungwe Forest Ulusal Parkında bu hayvanları doğal yaşamında izlemek için kişi başına yaklaşık 1500 Amerikan doları ödüyor.
“Bin Tepeli Ülke” (Le Pays des Mille Collines) olarak pazarlanan Ruanda’da Kivu Gölü’nde; su sporları, kano ve göl kenarı dinlenme tesisleri satılırken, Congo Nile Trail güzergahında; bisiklet ve yürüyüş tutkunları için hazırlanan, göl kıyısı boyunca uzanan profesyonel parkurlar sunuluyor.
Akagera Ulusal Parkında; “Beş Büyük” (aslan, leopar, fil, gergedan, manda) klasik safari deneyimi yaşatılırken, Kigali Soykırım Anıtı’nda Ruanda’nın geçmişiyle yüzleşme ve “yeniden doğuş” hikayesi ile Kültürel Köylerin yaşamını deneyimleme sayesinde “Kültür ve Hüzün Turizmi” yaşatılıyor. Hiç duymuş muydunuz “Hüzün Turizmi” diye bir şey?
Bir de tabi başkent Kigali, modern konferans merkezleri ve güvenli şehir yapısıyla Afrika’nın en önemli “İş ve Kongre Turizmi (MICE)” merkezlerinden biri olarak pazarlanıyor. Ülkede turist olarak gezebilmenin güvenliği için yüksek miktarlarda sigorta primleri ödenmesi gerekiyor (özellikle bulaşıcı hastalıklara karşı) ama yine de insanlar gidiyor. Bir turistik bölgedeki güvenlik risklerine dayalı sigortalama maliyetlerinin ne kadar önemli olduğunun da altını bir kez daha çizmiş olalım. Zira çukurlarla ve eli sopalı barbar insanlarla dolu sokaklarda sağ salim turizm yapmak için gelecek yabancı turistlerin, sigorta maliyetleri de yüksek olur. Çünkü orta yaş üstü ve iyi para harcayan yabancı turist, bizim gibi “Allaha emanet olup” bilmediği bir yere gitmez. Güvenliği için sağlam sigorta yaptırır. Böylece başına bir şey gelirse özel ambulans helikopterle alınıp ülkesine götürülebilir.
Ruanda küçük bir ülke ve klasik reklamlarla dünya çapında tanınması zor. Bu yüzden; Premier Lig ve Şampiyonlar Ligi gibi büyük kitlelere ulaşan platformları seçiyor. Örneğin Arsenal veya Paris Saint‑Germain maçlarını yüz milyonlarca kişi izliyor. Forma kolunda görülen bir marka, TV reklamından daha kalıcı algı yaratıyor. İşte buna, “ülke markalama stratejisi” (nation branding) deniyor.
Ruanda hükümeti bu kampanyanın; milyonlarca sosyal medya görüntülenmesi, artan Google aramaları ve yükselen turist sayısı getirdiğini söylüyor. Bu nedenle klasik reklam yerine spor sponsorluklarını sürdürüyor. Geçen ay Berlin’de yapılan “ITB Berlin 2026 Fuarı”nda bazı ülkelerin, ziyaretçileri içine çeken ve bazen de sanki o ülkenin turistik yörelerinde geziyormuş hissi yaratan standlar açtığını biliyoruz. 2027 ITB Berlin Fuarı 16-18 Mart 2027’de bilginiz olsun. Belki aklınıza “çılgın stand fikirleri” gelir de göğsümüzü gere gere Bodrum’u bu önemli fuarda tanıtabiliriz.
Satırlar yine bitti. Haftaya Ruanda’nın turizm tanıtım stratejisi üzerinden Bodrum’a ilişkin çıkarımlar yapacağız.
Bu araştırmaları dayandırdığımız kaynaklarımızı da buraya koyalım da, “nereden uyduruyorsun bunları” diyen olursa bir daha düşünsün.
[1] https://visitrwanda.com [2] https://en.wikipedia.org [3] https://www.turkiyeturizm.com
[4] https://moafrikatours.com [5] https://www.turna.com [6] https://www.britannica.com
Bizlerde edirneden karsa bir kısrak basi gibi uzanan Dünya’nın en büyük köprüsünün ne büyük tarihsel ve arkeolojik bir deger olduğunun bilinci içerisinde Zaten çalışmalarımızı yapmıyormuyuz
Bunun anlatiminida zalim cana bırakıyorum.