Suyun Siyaseti Olmaz Diyenlere: Muğla’nın Suyu Neden Muğla’ya Verilmiyor?

Yayınlama: 07.02.2026
Düzenleme: 07.02.2026 10:05
A+
A-

Muğla’da su tartışması artık teknik bir tartışma olmaktan çıkmış, açık bir siyasi tercihin tartışması haline gelmiştir.

Ve ne yazık ki tartışma büyüdükçe gerçekler yerine savunular konuşulmaktadır.

Son günlerde bazı bürokrat ve köşe yazarları, yaşanan su krizini “kurumsal takip eksikliği”, “proje üretilememesi” ya da “yerel yönetimlerin yetersizliği” ile açıklamaya çalışıyor.

Oysa sahadaki gerçekler, resmi belgeler ve yaşanan gelişmeler bu iddiaları doğrulamıyor.

Çünkü mesele teknik bir eksiklik değil;

suya erişimde adalet ve siyasi tercih meselesidir.

Önce en temel soruyu soralım:

Eğer mesele gerçekten kurumsal takip meselesiyse,

Muğla’nın belediyeleri yıllardır Ankara’da yaptıkları başvurulardan neden sonuç alamamıştır?

Neden defalarca yapılan teknik görüşmeler, yazışmalar ve talepler karşılıksız kalmıştır?

Cevap açıktır.

Sorun takip değil, iradedir.

Muğla’nın yerel yönetimleri yıllardır Dalaman Çayı ve Akköprü Barajı’ndan kendi havzası içinde kullanmak üzere yaklaşık 50 milyon metreküp içme suyu talep etmektedir.

Bu talep reddedilmiştir.

Gerekçe olarak;

su yetersizliği,

baraj rezervi,

teknik sınırlamalar,

HES ve enerji projeleri

öne sürülmüştür.

Ancak aynı süreçte aynı havzadan Aydın’a yaklaşık 220 milyon metreküp su tahsis edilmiştir.

Bu tablo tek başına bile tartışmayı bitirmeye yeterlidir.

Eğer Akköprü’de su yoksa Aydın’a nasıl vardır?

Eğer teknik engel varsa neden sadece Muğla için vardır?

Bu soruların teknik değil, siyasi cevapları vardır.

Üstelik yıllarca Muğla’ya su verilememesinin gerekçesi olarak “barajda su yok” denilirken, bugün bambaşka bir tablo ile karşı karşıyayız.

Akköprü Barajı doluluk sınırına ulaşmış, taşkın riski nedeniyle su tahliyesi uyarıları yapılmıştır.

Bir yanda taşkın riski nedeniyle tahliye edilen su,

diğer yanda tanker bekleyen kentler…

Bu tablo teknik açıklamalarla izah edilemez.

Bu tablo bir planlama ve tercih meselesidir.

Aslında çözüm yeni de değildir.

Devletin kendi arşivleri bunu açıkça gösterir.

1990’lı yıllarda hazırlanan resmi DSİ planlamalarında Bodrum ve yarımadanın içme suyu ihtiyacının Dalaman Havzası ve Akköprü üzerinden karşılanabileceği açıkça belirtilmiştir.

Yani çözüm adresi yıllar önce bellidir.

Peki ne olmuştur da bu çözüm hayata geçirilmemiştir?

Neden yıllarca bekletilmiştir?

Çünkü mesele teknik değil, tercihtir.

Bugün hâlâ “Aydın kurumsal takip yaptı, Muğla yapamadı” demek gerçeği ters yüz etmektir.

Muğla belediyeleri defalarca görüşmüş, proje sunmuş, talepte bulunmuştur.

Ancak karşılığında beklenen destek ve hız sağlanmamıştır.

Buna karşılık Yuvarlakçay gibi alternatifler gündeme getirilerek Muğla kendi içinde tartışmalı alanlara sürüklenmiştir.

Köyceğiz ve çevresinde halkın yaşam alanı olan bir bölge üzerinden yürütülen bu yaklaşım, çözüm üretmekten çok yerel halk ile yerel yönetimleri karşı karşıya getirme riski taşımaktadır.

Oysa Muğla’nın çözümü başka yerde değil,

kendi havzasındadır.

Dalaman’dadır.

Akköprü’dedir.

Bugün gelinen noktada gerçek artık saklanamaz durumdadır:

Muğla susuz değildir.

Ama adil planlama ve eşit dağıtım yapılmadığı için susuz bırakılmaktadır.

Su; siyaset üstü olması gereken temel bir yaşam hakkıdır.

Hiçbir kent, hiçbir yurttaş siyasi tercihler nedeniyle susuz bırakılamaz.

Muğla’nın ihtiyacı polemik değil;

bilimsel, adil ve eşitlikçi bir su yönetimidir.

Ve bugün Muğla’da herkes aynı gerçeği görmektedir:

Su var. Kaynak var.

Ama Muğla’ya verilmiyor.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.