Geçen haftaki yazım üzerine, 1998 yılında Dalaman Suyunun Bodrum’a kazandırılması projesinde emeği geçen meclis üyesi bir dostum aradı. Dedi ki; “O ihale sadece suyun Bodrum’a getirilmesinden ibaret değildi. Firma aynı zamanda Bodrum’un tüm su isale hatları yenilenecekti. Böylece Bodrumlu rahatlıkla musluktan akan suyu içecekti.”
Kaçan balık büyük olur derler ama aynı hataları tekrar yapmamak adına geçmişten ders almak için hatırlamakta fayda var.
Gelelim Dalaman Çayı efsanesinin ikinci perdesine;
Batı Akdeniz Havzası Su Tahsis Planı ve Eylem Planı’nın 4 Haziran 2025 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararıyla yürürlüğe girmesiyle birlikte bu kararın;
Havzalar arası ve havza içi su transferlerine izin verdiğinden; Bodrum ve Aydın’a Dalaman Çayı’ndan su tahsisi yapılabilmesinin önü, idari ve hukuki olarak açılmıştır.
Lakin bu tarihi fırsata rağmen, Bodrum ve Muğla yerel siyaseti yine sınıfta kalmıştır.
Zira Aydın siyasetinin lobi ve iletişim gücü üstün gelmiş olmalı ki, Çarşamba kahvaltısında aldığımız duyuma göre Bodrum’un Dalaman Çayı’ndan su temin projesi reddedilmiş.
Ey ahali! Düşünebiliyor musunuz? Dalaman Çayı suyu dağları, taşları aşacak, tünellerle Menderes havzasına ulaşacak ve susuzluktan turizmin ve yaşamın sekteye uğradığı Bodrum’a ulaşamayacak, öyle mi?
Ne demişler; “iş bilenin, kılıç kuşananın.” İktidar ve muhalefet milletvekilleriyle birlikte yerel yöneticiler olarak bu konuda neler yaptık? Hangi çabaları gösterdik? Ankara’da güçbirliği -elbirliği yapabildik mi?
Ne yazık ki; suyun/susuzluğun bedelini yine Bodrumlu ödeyecek.
Dalaman Çayı’nı Aydın’a kaptırmak tabii ki dünyanın sonu değil elbette. DSİ ve yerel yönetimler birlikte yeni çözümler üretecek ama uzun vadede Dalaman Çayı suyu bizim için tabiri caizse CAN suyudur, olmazsa olmazımızdır.
Çıkmadık canda umut vardır. Su ana gündemiyle kurulması gereken “Bodrum Ortak Akıl Platformu”(BOP) ile, yetkili makamları ikna ederek, Dalaman Çayı suyunu yeniden Muğla’ya kazandırmalıyız.
Elimizdeki imkân ve fırsatlar açısından durum tespiti yapmak adına Jeoloji Yük. Müh. Dr. Eşref Atabey’in çözüm önerilerine kulak verelim;
Orta ve uzun vadede Bodrum, Ören ve Milas alt havzalarından Bodrum’un su ihtiyacının karşılanabilmesi için öncelikle yapılması gerekenler;
1- Bodrum’un nüfus baskısının azaltılması.
(Şu anda bile taşıma kapasitesini çoktan aşmış durumda.)
2- Su tasarrufu yapılması (tüm okullarda MEB ile ortaklaşa verilecek ders ve seminerlerle su tasarrufu bilinci bir yaşam tarzı haline getirilmeli.)
3- Kayıp – kaçak oranının iyileştirilmesi (Şu anda Muğla ortalaması kaçak oranı %47 iken Bodrum’da %55’lerde olduğu söylenmektedir.)
4- Yağmur suyu hasadı için proje ve yatırımların acilen başlatılması.
5- Mevcut yer altı ve yer üstü rezervuarlarından kömür santrallerine su tahsisi yerine, yasalarla korunmuş “YAŞAMA HAKKI” için suyun öncelikle insanlara tahsisi yasal bir zorunluluktur.
Amma velakin, Gökçeler, Bozalan, Gökpınar ve Kayaderesi barajları planlamalarına ilaveten tüm derelere dört değil, on baraj daha inşa edilse, ayrıca Ekinambarı suyu ve deniz suyu arıtılsa bile, bu nüfus artışı ve betonlaşma karşısında uzun vadede Bodrum’un su ihtiyacı yine karşılanamayacaktır. Bu böyle biline.
Kimse polemik yapmasın, kimse uzman edasıyla laga luga yapmasın.
Zira su üzerinden siyaset olmaz. Bodrum’a partilerüstü bir gözlükle bakmak zorundayız.
İşin suyunu çıkarmadan hep birlikte bu işi kökten çözelim. Unutulmasın ki; şayet çözülemezse Bodrum’un su sorunu birçok siyasetçiyi yutacaktır.
Sözüm iktidarda ve muhalefette siyaset yapan tüm dostlara;
Suda boğulan siyasetçi olmak istemiyorsanız, parti – pırtı demeden ortak akılla Bodrum’a sahip çıkınız ve öncelikle Bodrum’un hakkı olan Dalaman Çayı’nı Aydın’a kaptırmayınız. Vesselam.
Hoşça kalın, susuz kalmayın.




Ahmet Bey’in ileri görüşlü biri olduğunu biliyoruz yöneticilerin dikkatine
Bodrum hepimizin yönetme geçicidir
Çocuklarımıza su problemi olmayan Bodrum birakalim