nilay tan

Kurtlar sofrası benzetmesi üzerinden açgözlülüğü, çıkar ilişkilerini ve paylaşma söyleminin ardındaki hesapları mizahi bir dille sorgulayan köşe yazısı...
07.10.2026
0
Oğlum bir gün, “Anne dünyada adalet diye bir şey yok” demişti. Bunu dediğinde 20 yaşındaydı. Hayat herkese eşit başlayıp, eşit devam etmiyor. Kimi güzel, kimi zengin, kimi yetenekli, kimi akıllı, kimi şanslı doğuyor. Kimi hepsini birden alıyor. Kimi de hiçbirini alamıyor. Sizce dünya adil mi? Dünyanın böyle bir görevi var...
30.09.2026
0
Batıl inançlı biri sayılmam. Öyle nazara, uğura, uğursuzluğa falan pek inanmam. Ama güzel bir şeyden bahsederken “Maşallah.” derim. “Bu sene hiç hasta olmadım, maşallah… Allah korusun.” Sonra gözüm en yakın tahta yüzeyi arar. Tedbir başka, batıl inanç başka. İkisini karıştırmayalım. Nazar boncuğuna da inanmam. Ama evde olsun. Arabada da olsun....
23.09.2026
0
Bodrum’da denize girme mevsimi sadece temmuz / ağustosla sınırlı değil. Mayıstan/Kasım sonuna kadar girilebilir. En azından ben giriyorum. Ben denize doğrudan girenlerdenim. Suyun soğuk olup olmadığını ayağımla kontrol etmem. Denize fikir danışmam yani. Fakat sahilde öyle insanlar görüyorum ki denize girmiyorlar, denizle uzun süreli bir müzakereye başlıyorlar. Önce ayaklarını suya...
16.09.2026
0
Yemek yemeyi çok seviyorum. Ama kilo almak gibi bir niyetim yok. Vücudumla aramızdaki temel anlaşmazlık da burada başlıyor. Ben yalnızca güzel bir yemek yemek istiyorum, o hemen depolamaya geçiyor. Üstelik nereye depolayacağını da gayet iyi biliyor. Diyet yapmaya karar verdiğim günlerde son derece kararlıyım. Sabah bir yumurta, biraz peynir, iki zeytin…...
09.09.2026
0
Çocukların bambaşka bir dünyaları var. Özellikle  “3-4 yaşlarındakiler.” Sahildeyim, çocuk babasına soruyor, “Baba sen denizi konuşturabilir misin?” “Olur mu oğlum deniz konuşmaz.” “Ama kıyıya vuran sesi var, belki konuşur.” İster istemez kahkahayı bastım. Müthiş hayal gücü. Çocuk aklına geleni söylüyor, merak ettiğini soruyor, cevabı beğenmezse bir daha soruyor. Oğlumun o yaşlardaki...
02.09.2026
0
Türk kültüründe “ayıp olmasın” düşüncesi, neredeyse yazılı olmayan bir toplumsal kural gibi hayatımızın içinde.  Bazen nezaketten, bazen başkalarını kırmama kaygısından bazen de.. “El alem ne der?” korkusundan istemediğimiz şeyleri yapabiliyoruz. Ben 40 yaşıma kadar “ayıp olmasın” diye yaşadım. Az buz değil… 40 yıl! İstemediğim yerlere gittim, istemediğim yemekleri yedim, kalkmak...
19.08.2026
0
Rüya bizim evde bayağı konuşulan bir konu… En çok rüya gören annemdir. Hatta yazdığı acayip acayip bir sürü rüyası var. Rüyalarından biri: “Hatırlamadığım uzun karışık bir rüyanın sonunda dilimi çıkarıyorum. Yüzüğümü ters çevirip dilime bastırınca bütün pırlantalar dilime yapışıyor. Onları yutmamaya çalışarak tek tek topluyorum.” Ben de görüyorum ama daha...
12.08.2026
0
Sabah kahvemi koydum, televizyonu açtım. Bir kanal “Son Dakika”, öteki “Çok Son Dakika”, diğeri ise “En Son Dakikanın Son Dakikası” diye bağırıyor. Anladım ki yine birileri birbirine “barış” götürmek için bomba gönderiyor. Eskiden mahallede kavga eden çocuklara anneleri, “Yapmayın evladım.” derdi. Şimdi ise ülkeler kavga edince diğer ülkeler, “Biz karışmıyoruz…”...
29.07.2026
0
Yeni aldığımız bir elektrikli süpürgenin, kahve makinesinin hatta diş fırçasının bile kullanım kılavuzu var. Sadece insanın yok. Halbuki en çok arızayı veren o. Mesela “Nasılsın?” sorusu… Soruyu soran çoğu zaman cevabı dinlemek istemez. Siz gerçekten “Aslında son birkaç gündür moralim biraz bozuk…” diye başlayacak olsanız, karşınızdaki çoktan üçüncü dükkânın vitrinine...
22.07.2026
0
“Bu kadar konuyu nereden buluyorsun?” “Bu yazıları nasıl yazıyorsun?” Galiba bana en çok sorulan iki soru bunlar. Hiç planlı, programlı değil. Aslında ben konu aramıyorum. Konular gelip beni buluyor. Bazen hoop gözüme bir şey takılıyor, onu yazıyorum. (Evdeki  Amfora) Kimi zaman gece yatağa uzandığımda, kimi zaman yolda  yürürken ve aklımda...
14.07.2026
0
Yıllar önce tanıdığım, değişik, ilginç, birbirine zıt hayatları olan iki kişi. İkisi de erkek. Biri; İzmirli ,1900’lerde İzmir Atatürk Lisesi’nin o dönemdeki adı olan  İzmir İdadisi’nde okuyup, bir sene Fransız dil okuluna devam etmiş. Üniversitede Fen  bölümünden mezun olunca Paris’e gönderilmiş. Paris’te Sorbonne Üniversitesinde okumuş. 1. Dünya Savaşında Yedek Subayı olarak...
08.07.2026
0
Bazı insanlar sinirlenmez…
Sinirlenmek için fırsat kollar. Sabah alarm çalar, “Bu ne biçim ses?” diye güne öfkeli başlar. Çay biraz sıcak olsa söylenir, biraz soğuk olsa daha çok söylenir. Ekmek taze olsa “çok yumuşak”, bayat olsa “taş gibi” olur. Bu insanlar için hayat, sürekli şikâyet edilecek ayrıntılar üretmek üzere kurulmuş gibidir....
01.07.2026
0
İnsanları tanımak gerçekten zor iş. Kırk yıllık dostunuzdan kazık yersiniz, üç dakikadır tanıdığınız biri size ömür boyu unutamayacağınız bir iyilik yapar. Diplomaya bakarsınız, karakter çıkmaz. Cüzdana bakarsınız, vicdan görünmez. Sosyal medya hesabına bakarsınız… Orada zaten çoğu Birleşmiş Milletler Barış Elçisi. Peki bir insanın iyi biri olup olmadığını anlamanın kısa yolu var mı? Bence...
24.06.2026
0
Maske deyince çok çeşitli maskeler var tabii ki… Gezdiğimiz ülkelere özgü maskeleri almak benim hobilerimden. Tek şartım güler yüzlü, pozitif etki bırakan maskeler olmalı. Kuzey Afrika ve bazı uzak doğu ülkelerindeki maskelerin hissettirdikleri çok negatif, hatta bazıları korkunç. Değil almak hemen uzaklaşmıştım yanlarından. Çok maskemiz var. Hepsi ayni anda duvarlarda...
17.06.2026
0
Bazı insanlar adrenalin için paraşütle atlar. Bazıları hızlı araba kullanılır. Bazıları da mezatta el kaldırır. Mezat’a ilk kez giden insanın amacı nettir: “Şöyle uygun fiyata güzel bir şey bulayım.” O şey ne? Belli değil görünce belli olacak. Mezattan çıkan insan ise tamamen değişmiştir: “Ben bunu neden aldım?” İstanbul’da birkaç kere...
10.06.2026
0
Her insanın hayatında beklemediği misafirler vardır. Ama insandırlar… Bize uçan karıncalar geldi. Normal karıncayla aramızda bir anlaşma vardı aslında. O bahçede gezer, biz evde. Kimse kimsenin yaşam alanına karışmazdı. Fakat bir sabah bir baktık ki iki ayrı oda da uçan karıncalar dolaşıyor. İlk başta birkaç taneydi. “Yolu şaşırmıştır” dedik. Sonra...
02.06.2026
0
Eskiden telefon dediğimiz şey evin bir köşesinde dururdu. Taşınamazdı. Çünkü kablosu vardı. Zaten o telefonun görevi iletişim ile birlikte aile içi panik yönetimiydi. Telefon çalınca evde herkes birbirine bakardı: “Kim açacak?” Bir de sabit telefonun sesi vardı… Şimdiki telefon melodileri gibi kibar değil. Resmen alarm. Telefon değil, yangın sireni. Evde...
27.05.2026
0