Ceylan Hafriyat

Umuda Yolculuk Mavidir

Bu Bayramın oldukça buruk geçtiğini söyleyebilirim. Zalimcan da gelmedi. Oysa hiç aksatmazdı önemli günleri.

A+
A-

Bu Bayramın oldukça buruk geçtiğini söyleyebilirim. Zalimcan da gelmedi. Oysa hiç aksatmazdı önemli günleri. Başta yaşanan günün öne çıkan konuları olmak üzere hayata dair çok keyifli sohbetler ederdik. Bayrama girmek üzereyken telefonda yaşadığımız küçük bir gerginlik, aramızda biraz soğukluğa neden oldu. Doğrusu çok üzüldüm. Çünkü benim için değerli olanın kaşı eğilse, yüreğim burkuluyor. Ama o da çok üstüme gelmeseydi iyi olurdu. Neyse aramızdaki sorunu bir an önce çözeceğimizi umut ediyorum.
Zaten bu ara her şeyi umut ediyoruz. Verimli bir turistik sezonu, altyapısı çalışan bir Bodrum’u, herkesin gülümsemesini, çocukların mutluluğunu, emeklilerin huzurunu, savaşların bitmesini, siyasetin doğru düzgün yapılmasını, her şeyi..
Bazı yolculuklar vardır; bir şehirden diğerine gitmezsiniz, bir limandan ayrılıp başka bir limana da varmazsınız. Bavul hazırlamaz, bilet almaz, haritaya bakmazsınız. Çünkü gidilen yer kilometrelerle ölçülmez. O yolculuğun adı “umut”tur.
Sabah uyandığımızda kahvemizi hazırlarken, çocuklarımız için planlar kurarken, yarın daha iyi olacak diye düşündüğümüzde aslında hep aynı trene bineriz. Adı umut olan trene.
Çünkü umut, insanın içindeki en inatçı misafirdir. Kapıyı, dışarıdan en son o kapatır. Kapı kapandıysa da içeride kalan koca bir yalnızlık ve karanlıktır zaten.
Hayat bazen ağır gelir. Kimi zaman ekonomik sıkıntılar çöker omuzlara, kimi zaman sağlık sorunları, kimi zaman da kaybedilen insanlar. Bir haberle sarsılır, bir ayrılıkla yıkılırız, bir hayal kırıklığıyla sessizleşiriz. İşte tam da o anlarda umudun ne kadar kıymetli olduğunu anlarız.
Çünkü umut, her şey yolundayken değil, hiçbir şey yolunda gitmezken anlam kazanır, parlar.
Tarihe baktığımızda büyük dönüşümlerin arkasında hep umut vardır. Savaşlardan çıkıp yeniden şehirler kuranlar, kurak toprakları yeşerten çiftçiler, enkazların arasından hayatı yeniden inşa eden insanlar. Hepsi aynı duygunun peşinden yürümüştür.
Bugün yaşadığımız şehirlere de bu gözle bakmak gerekir.
Bazen çevremize baktığımızda betonun doğayı, rantın aklı, gürültünün huzuru bastırdığını görüyoruz. İnsanlar umutsuz konuşuyor. “Bir şey değişmez” cümlesi her köşe başında yankılanıyor.
Oysa değişim, tam da bu cümlenin reddedildiği yerde başlar. Bir şehrin geleceği, onu seven insanların umudu kadar güçlüdür. Ve umut yaşadığı sürece hiçbir hikaye tamamlanmış değildir.
Belki de insanın en büyük yanılgısı, umudu sonucu garantileyen bir duygu sanmasıdır. Oysa umut, kazanacağınızı bilmek değildir. Mücadele etmeye devam etmektir. Sonucu görmeden yürüyebilmektir.
Gecenin en karanlık anında bile güneşin doğacağını bilmek değil; doğacağına inanarak beklemektir.
Bugün dünyanın da, ülkemizin de, şehirlerimizin de en çok ihtiyaç duyduğu şey yeni yollar değil, yeni binalar değil, yeni sloganlar değil, yeni bir umut iklimidir. Çünkü umut bulaşıcıdır.
Bir insanın gözlerinde parlayan ışık, bir mahallenin kaderini değiştirebilir. Bir mahallenin inancı bir şehri dönüştürebilir. Bir şehrin umudu ise bazen bütün bir ülkeye ilham verebilir.
Ben biliyorum ki Zalimcan gelin gibi süslediği umutlarıyla çıkacaktır karşıma. Yine gülümseyecek, yine sarılacaktır umarsız. Çünkü biliyorum ki, ikimiz de umut çiçeğini suluyoruz. İkimiz de bu şehrin, bu ülkenin, bu dünyanın aydınlık yarınları için nefes alıyoruz.
Buradan Zalimcan’a bir mesaj yollamak isterim. “Eeeeyyy Zalimcan; bir daha kavuşmamızda, umut prangalarını tak ayaklarıma. Çal bileklerime sevgi kelepçesini. Aynı sevdaya boyun eğenlerin, aynı maviye tutkun olanların kucaklaşması, büyük iştir. Gel sarılalım geleceğe”.
Ben de, Zalimcan da biliriz ki, her türlü zorluğa karşı içimizdeki o küçük ışığı korumak zorundayız. Çünkü hayatın bütün büyük hikayeleri, umuda çıkılan uzun bir yolculukla başlar. Ve o yolculukta varılacak en güzel yer, aslında yolun kendisidir.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 1 Yorum
  1. Fatih Bozoğlu dedi ki:

    hayatın bütün büyük hikayeleri, umuda çıkılan uzun bir yolculukla başlar. Ve o yolculukta varılacak en güzel yer, aslında yolun kendisidir.