Pazartesi, Ocak 12, 2026

Çok Okunanlar

Benzer Gönderiler

Yarım Kalan Hayatlar…

Merhaba sevgili okur…
Kelimeler ile çıktığım bu yolculukta eşliğiniz için şimdiden teşekkürler.

Sizlerle buluşmak sanki eski bir dostla kahve içmeye oturmak gibi… Hem tanıdık, hem de biraz heyecanlı… Bu köşede bundan böyle haftada bir, bazen iki kez, hayatın içinden, gündemin tam ortasından, kimi zaman da kenarından köşesinden sesleneceğim size…

O yüzden kocaman bir HOŞGELDİNİZ diyorum köşeme…

Narin:
Sekiz yaşında, adı gibi narin. Kara, kocaman gözleri, bazen mahcup, bazen yaramaz fotoğraflarda… Ağustos sıcağında Kur’an kursuna gitmekle gitmemek arasında, aklı oyunda… En son patikada, günler sonra dere yatağında, hiç de adına yakışmayan hâlde bulmuşlar. Hayat meğer ne hoyrat davranmış yavrucağa…
Sanık sandalyesinde anne, abi, amca!..

Leyla:
Ağrı’nın bir köyünden… Güzeller güzeli Leyla, kocaman bakıyordu masmavi gözleriyle ufka, fotoğraflarında… Bayram sevinciyle gitti köyüne. Şeker toplayacaktı belki de, kim bilir.
O da en son görüldü patikada, günler sonra bulundu bir dere yatağında… Açlıktan ölmüş yazıyordu Adli Tıp Kurumu raporunda. Sanıklar serbest bırakılmıştı. Yeni mahkemesi ise Ocak 2026’da görülecek.

Sıla:
İki yaşında, el kadardı Sıla… Vücudunda sayısız diş izi, ağzında emziği… Annesi zaman zaman bırakırmış komşuya… Artık dayanamayınca, bedeni bu hoyratlığa götürmüşler nihayetinde sağlık kurumuna. İki yaşında yüzleştiği hayat son bulmuş; cinsel istismar yazıyormuş Adli Tıp Kurumu raporunda… Annesi ile birlikte yargılandı, hoyrat davranıp ağzından emziğini alanlar…

Şirin:
Sekiz yaşında, adı gibi şirin mi şirin… Kötülüğün erken dokunduğu, gülüşü çabuk solan Şirin. Erken büyütmüştü kader adımlarını… Kimi zaman evinin ekmeğini taşırdı minicik kollarıyla. Sessizce kayboldu hayat kalabalığından…
Ne sesi duyuldu, ne gülüşü. Ve bir gün bulundu mezarlıkta… Cansızdı… Cinsel istismar yazıyordu Adli Tıp raporunda…

Sedef:
Yirmi iki yaşındaydı. Boncuk boncuk gözleri ışıldıyordu fotoğraflarda… İş aramak için çıkmış evden…
Anacığı günlerce aramış, ulaşamamış. Haber bir gazeteciden gelmiş: Sedef bulundu… Sahile vurmuş bedeni… Bir halıya sarılmış, zincirle bağlı… İş arayan nice gençler gibi aramış meğer ecelini…

Ayşe Tokyaz:
Yirmi iki yaşında… Yol kenarına bırakılmış, hayatın kıyısına atılmış gibi… Bir valize sığar mı körpe bedeni, gençliği, hayalleri, geleceği?

Rojin Kabaiş:
Yirmi bir yaşındaydı. Öğretmen olmak için gitmişti Van’a…
Hayalini gerçekleştirmeye adım atalı henüz üç gün olmuşken kaybolmuş üniversite kampüsünde… Başka da gören olmamış, ta ki bedeni günler sonra Van Gölü sahiline vurana dek…
Yaşı yirmi bir idi, ama hikâye burada hâlâ bitmedi!

Bunlar tanık olduğumuz kadın ve çocuk cinayetlerinden sadece birkaçı…
Narin, Leyla, Sıla, Şirin, Sedef, Ayşe, Rojin… Ve daha niceleri…
İsimleri sayarken boğazım düğümleniyor, çünkü her biri bir parçamızı aldı götürdü.

Evet, çok yorulduk.
Her haberle bir parçamızı gömdük o dere yataklarına, valizlere, halılara, göl kenarlarına…

Sevmiyorum “coğrafya kaderdir” cümlesini…
Coğrafyayı değiştiremeyeceğimize göre, kaderimizi değiştirmeliyiz diyorum her defasında…

Narin’in patikasını, Leyla’nın bayram yolunu, Şirin’in, Sedef’in ekmek aradığı sokakları güvenli kılmak bu kadar imkânsız olmamalı. Hatta Şirin ekmek taşımamalı.
Bir kişi daha eksilmeyelim artık.
Bir çocuk daha dere yatağında bulunmasın, bir kadın daha “iş arıyordu” diye halıya sarılmasın.
Kaderleri, yaşanmamış hayatlar olmasın… Yorulduk.

Narin için, Leyla için, Sıla için, Şirin için, Sedef için, Ayşe için, Rojin için…
Ve hâlâ hayatta olan, korku içinde yaşayan milyonlarca kız çocuğu ve kadın için; durmamalıyız, susmamalıyız…

Bir gün o dere yatakları sadece suyla dolsun diye,
o patikalar sadece oyun sesleriyle çınlasın diye,
o valizler sadece yolculuk hayalleri taşısın diye…
Birlikte yürümeliyiz, onları koruyabildiğimiz günlere…

Hoş ve mutlu kalın…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Haberler