blank

Bayramın Kucağındaki Umutlar

Bayramın birinci günü bizim Zalimcan yine fiyakalı giysilerini giymiş heykel gibi önümde duruyordu. Ben ise Bodrum için daha iyisinin nasıl olacağını anlatmaya çalışırken kendimi unutmuşum.

A+
A-

Bayramın birinci günü bizim Zalimcan yine fiyakalı giysilerini giymiş heykel gibi önümde duruyordu. Ben ise Bodrum için daha iyisinin nasıl olacağını anlatmaya çalışırken kendimi unutmuşum. Onu görünce gülümseyerek “hayırdır” diye sorunca, bir an kendimi düşündüm ve utandım.

“Memleket yangın yeri de olsa sen dimdik ayakta durmalısın” deyince kendime geldim. Önce aklıma Atatürk’ün “Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben umudumu hiçbir zaman yitirmedim” sözü geldi. Hem de Çanakkale Savaşlarında oluşan umutsuzlukların 18 Mart’ta nasıl zaferle sonuçlandığını 4 gün önce konuşmuşken. Hemen arkasından da dört mumun karanlık odadaki söyleşisini tekrar hatırladım.

Birinci mum; “Ben Barış’ım ancak insanlar beni koruyamıyor. Her yerde savaş var. O yüzden benim ateşimin yanmasının anlamı yok” demiş ve ateşi sönmüş. İkinci mum ise; “Ben İnanç’ım. Maalesef, hiçbir yerde kalmadım. İnsanlar benim değerimi bilmek istemiyorlar. Dolayısıyla benim de ateşimin yanmasına gerek yok” dediği anda bir rüzgar esmiş ve onun da ateşini  söndürmüş. Üçüncü mum arkadaşlarının sözleri ve ateşlerinin sönmesi üzerine; “Ben Sevgi’yim. Ancak ateşimin yanması için gücüm kalmadı artık. İnsanlar bana önem vermiyorlar ve ne kadar önemli olduğumun farkında değiller. Onları en çok sevenlerden bile nefret ediyorlar” demeye kalmadan ateşi sönüvermiş. Aniden, odaya bir çocuk girmiş ve üç mumun sönmesiyle karanlık olan odada korkarak ağlamaya başlamış ve “Nasıl olur odamda dört tane mum vardı, 3 tanesi sönmüş. Ben ne yapacağım şimdi” sözleri üzerine dördüncü mum şefkatle çocuğa; “Ağlama çocuğum, benim ateşim sönmedi. Benim ateşim yanarken diğer üç mumu da tekrar yakabiliriz çünkü ben Umut’um” yanıtını vermiş.

Ben bu anlatıyı düşünürken Zalimcan; “Bayram bugün Bayram. Kutlu olsun, umutlu olsun, şen olsun, çok olsun, hepimizin olsun”. Ondan yüzüme yansıyan ışık, beni kendime getirdi ve birbirimize sarıldık.

Bayram sohbeti sırasında Zalimcan; “hani sana Bodrum için çok dertlenme, böyle gelmiş, böyle gider diyorlar ya” deyince yine o kızgınlık haline girmiştim ki hemen arkasından ekledi; “İskoç bir koşucu olan Gordon Eadie’nin; hiçbir şey için ayağa kalkmıyorsan herhangi bir şey seni düşürebilir”. Bunu duyunca bir daha sarıldık. Bizim Bayram böyle geçti velhasıl.

Amerika’lı bir yazar olan Ralph Waldo Emerson’ın dediği gibi; “Yol sizi nereye götürüyorsa oraya gitmeyin, yol olmayan yerden gidin ki, iz bırakın”. Nasıl, tam da Bodrum için söylenmiş gibi değil mi? Her ne kadar daha var olan yollarda bile güvenle gidemiyorsak da, iz bırakabileceğimiz yeni yollar yapmak zorundayız.

Söylem ve davranışlarınızla zihinlerde bıraktığınız iz, sizin yolunuz olsun. Doğrularınızla çizilsin, ilkelerinizle takip edilsin”. Bu da benden size Bayram Şekeri niyetine armağan olsun. Bayramınız kutlu ve umutlu olsun..

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 2 Yorum
  1. Fatih Bozoğlu dedi ki:

    Mükemmel bir anlatı. Ümit ışığının sönmeyeceğini bir kez daha anımsattığın için varol usta….

  2. Nasfet iristay dedi ki:

    Kalkmayan insanı ne dusurebilirki.