sman Öneş, Bodrum için tam da böyle bir isimdi. Onun ardından yazmak kolay değil. Çünkü Osman Öneş’i anlatmak, yalnızca bir kişiyi anlatmak değildir; emeği, dürüstlüğü, üretmeyi, toplumsal duyarlılığı ve sosyal demokrat mücadeleyi anlatmaktır.
Bazı insanlar vardır; yaşadıkları kente sadece bir hayat bırakmazlar, bir karakter bırakırlar. Ardından bakıldığında bir dönemi, bir anlayışı, bir ahlakı hatırlatırlar. Osman Öneş, Bodrum için tam da böyle bir isimdi. Onun ardından yazmak kolay değil. Çünkü Osman Öneş’i anlatmak, yalnızca bir kişiyi anlatmak değildir; emeği, dürüstlüğü, üretmeyi, toplumsal duyarlılığı ve sosyal demokrat mücadeleyi anlatmaktır.
Ben Osman Öneş’i 1987’li yıllarda tanıdım. Kale Caddesi’nde iş yerlerimiz birbirine yakındı. O yıllarda Şekerbank’ın önünde, atölyemde ürettiğimiz ürünleri sergiler, satardık. Yan yana geçen zaman içinde sadece komşuluk etmedik; sohbet ettik, tartıştık, düşündük, memleket konuştuk, siyaset konuştuk, hayat konuştuk. İlk günden itibaren onun samimi, sıcak ve güven veren tarafı insana kendisini hissettirirdi. Duruşunda bir açıklık, konuşmasında bir içtenlik, insana yaklaşımında bir sahicilik vardı. Zaman geçtikçe gördüm ki bu ilk izlenim hiç yanıltmıyormuş. Osman Öneş, gerçekten de göründüğü gibi bir insandı.
Bir dönem kasketiyle Bodrum sokaklarında dolaşması boşuna değildi sanki. O görüntü, bana hep Bülent Ecevit’i ve halkçı siyasetin o yalın, temiz, gösterişsiz dilini hatırlatırdı. Bu yüzden onu içimden hep “Bodrum’un yerel Eceviti” diye tanımladım. Çünkü onun da siyasete bakışı buydu: halka yakın olmak, emeğe saygı duymak, üretmekten kopmamak ve topluma karşı sorumluluk hissetmek.
Osman Öneş’in belki de en kıymetli yanlarından biri buydu. Hayatın ona sunduğu ekonomik imkânlara rağmen hiçbir zaman rahata çekilen, elini eteğini çeken birisi olmadı. Çalışmayı, üretmeyi, iş yerine gitmeyi sürdürdü. Çünkü onun kitabında üretmek vardı. Emek vardı. Hayattan kopmamak, toplumun içinde kalmak vardı. Sahip olduğu olanakları kişisel konforuna, menfaatine ya da siyasi nüfuzunu büyütmeye ayırmadı. Tam tersine, bütün bu birikimi Bodrum’un yararına nasıl kullanabileceğini düşünen bir anlayışla yaşadı.
Siyasetin en etkili isimlerinden biri olduğu dönemlerde bile, akçeli işlere bulaşmayan, rantla arasına mesafe koyan, nüfuzunu hiçbir zaman şahsi çıkarı için kullanmayan çok özel bir kişilikti. Bugün geriye dönüp baktığımızda bunun ne kadar büyük bir ahlaki değer olduğunu daha iyi anlıyoruz. Çünkü herkesin güçle sınandığı yerde, Osman Öneş gücü kişisel kazanca çevirmemeyi başarmış bir isimdi. Onun vicdanı, tıpkı Ecevit’in ak güvercini gibi tertemizdi. Beyazdı. Yüreği de öyleydi.
Kale Caddesi’ndeki iş yeri yalnızca bir dükkân değildi. Adeta bir siyasi karargâhtı. Bodrum’da siyasetle ilgilenen, memleket meselelerine kafa yoran, yerel yönetimleri tartışan birçok insanın yolu oradan geçerdi. Osman Öneş’in dükkânında sadece alışveriş yapılmazdı; fikir alışverişi yapılırdı. Bodrum konuşulurdu, Türkiye konuşulurdu, dünya konuşulurdu. O mekân, bir anlamda Bodrum’un siyasal hafızasının canlı duraklarından biriydi. Bugün o günleri hatırladığımda, o sohbetlerin yalnızca bir dönemin değil, bir kültürün parçası olduğunu daha iyi görüyorum.
Onun bir başka özelliği de değişmeyen tarafıydı. Kale Caddesi’nde hemen herkes dükkânını yeniledi, vitrini değiştirdi, tasarımını çağın havasına uydurdu. Ama Osman Öneş’in iş yeri, benim bildiğim on yıllar boyunca o geleneksel ahşap doğramasıyla kaldı. Bu ayrıntı benim için hep çok anlamlıydı. Çünkü onun dükkânı gibi kendisi de modaya, gösterişe, savrulmaya teslim olmayan bir karakterdi. O görüntü bana hep Bodrum’un geçmişini, eski Kale Caddesi’nin dokusunu, daha sade ve daha samimi zamanlarını hatırlatırdı. Osman Öneş, sadece bir insan değil, aynı zamanda Bodrum’un belleğinde yer etmiş bir simgeydi.
Cumhuriyet Halk Partisi içinde uzun yıllar verdiği mücadele de bu kişiliğinin doğal uzantısıydı. İlçe başkanlığı yaptı, belediye başkanlığına aday oldu, milletvekilliğine aday oldu. Ama hangi görevde olursa olsun onu önemli kılan makamı değil, mücadele anlayışıydı. Partiye hep yol gösteren, yapıcı eleştiriler yapan, gündemi dikkatle izleyen, özellikle yerel yönetimlerin halkçı, şeffaf ve doğru bir çizgide yürümesi konusunda hassasiyet gösteren bir sosyal demokrattı. Bugün CHP Bodrum’da güçlü bir siyasal damar olarak varlığını sürdürüyor ve toplumda karşılık buluyorsa, bunda Osman Öneş gibi geçmişten bugüne kesintisiz emek veren insanların katkısı çok büyüktür.
Üstelik bunu sadece geçmişte yapmadı. Fiziksel sıkıntılar yaşadığı dönemlerde bile partiyi, Bodrum’u, yerel yönetimleri takip etmeyi bırakmadı. Aradı, sordu, düşündü, önerdi. Doğru bildiğini söylemekten vazgeçmedi. Partinin doğru gitmesi, belediyelerin doğru rotada ilerlemesi ve sosyal demokrat anlayışın içinin boşalmaması için akıl yürütmeye devam etti. Mücadeleyi bir görev gibi değil, hayatın doğal bir parçası gibi sürdürdü.
Onun ardından gelen tepkiler de zaten bunu gösterdi. Hakkında yazılan her cümlede, onu tanıyan herkesin hafızasında başka bir iyiliğin, başka bir emeğin, başka bir yol göstericiliğin izi vardı. Kimi, siyasete onunla ısındığını anlattı; kimi, ondan çok şey öğrendiğini söyledi; kimi, dürüstlüğünü, kimi ağabeyliğini, kimi de bitmeyen mücadelesini hatırlattı. Bu bile tek başına büyük bir hayat muhasebesidir. Bir insanın ardından bu kadar ortak saygı yükseliyorsa, orada gerçekten iz bırakan bir ömür vardır.
Osman Öneş artık aramızda değil. Ama bazı insanlar bedenen gider, bıraktıklarıyla yaşamaya devam ederler. Osman Öneş de öyle bir isimdir. Onun emeği, onun ilkeleri, onun duruşu, onun Bodrum’a ve sosyal demokrasiye kattıkları bu kentin hafızasında yaşamayı sürdürecektir. Çünkü o, gelip geçen bir isim değil; iz bırakan bir karakterdi.
Bir çınarı uğurladık. Ama o çınarın gölgesi hâlâ bu kentin üzerindedir.
Onun anısı, yalnızca geçmişte kalan bir hatıra değil; bugün de bize yol gösteren bir vicdan ölçüsüdür.
Hoşça kal Osman Başkan…
Bodrum seni unutmayacak!