Yeni yıl, çoğu zaman hayatın sorumluluğunu bir geceliğine takvime devretme alışkanlığıdır. Bodrum’da ise takvim her değiştiğinde sorunlar yerinde durur; yalnızca fiyat etiketleri yenilenir. Kira artar, gıda pahalanır, ulaşım zorlaşır, deniz uzaklaşır. Takvim süslenir ama yaşam daralır.
Bodrum artık yalnızca bir tatil beldesi değil; emeğin, barınmanın ve kamusal yaşamın sınandığı bir kenttir. Sezonluk çalışanlar için “yeni yıl”, belirsizliğin yeni bir perdesidir. Esnaf için umut, banka takvimine sıkışır. Gençler için gelecek, kentin kıyılarından biraz daha çekilir. Emek umut eder, sermaye hesap yapar; Bodrum’da bu denklem her yıl daha görünür hâle gelir.
Yeni yıl, zayıf iradeye umut verir; güçlü iradeye bahane vermez. Bodrum’un sorunu da tam burada başlar. Sorunlarımızı “gelecek sezona”, “yeni projelere”, “bir sonraki yıla” erteledikçe, kent adım adım yaşanmaz hâle gelir. Kıyılar kamunun olmaktan çıkar, barınma lüksleşir, doğa yatırım başlığına dönüşür. Takvim değişir; sistem değişmez.
Oysa Bodrum’un ihtiyacı takvim değil, iradedir. Kamusal alanı savunacak, emeği koruyacak, doğayı pazarlık konusu yapmayacak bir irade. Ulaşımı, suyu, barınmayı, kıyıyı “piyasa meselesi” olmaktan çıkaracak bir irade. Bodrum’da yaşayanların kenti, Bodrum’da kazananların ajandasına teslim edilmemelidir.
Yeni yıl bir yalan değildir; ama çoğu zaman eski bir oyunun yeni ambalajıdır. Gerçek değişim, gecenin sonunda atılan kadehte değil, sabahın erken saatinde alınan sorumluluktadır. Değişemeyen insan için her yeni yıl bir bahanedir; değişmeye karar veren toplum içinse her gün yenidir.
Bu yazı, Bodrum’dan tüm Türkiye’ye bir nottur: Umut, satılan bir gece değil; örgütlü bir gündür. Emek, beklenen bir mucize değil; hak edilip kazanılan bir yaşamdır. Takvim yaprakları değil, biz değişirsek yıl yeni olur.



