blank

CHP’ye Sahip Çıkmak Memleket Meselesi!

Yayınlama: 10.05.2026
A+
A-

2024 yerel seçimlerinden sonra ortaya çıkan tablo Türkiye siyasetinde yeni bir dönemin kapısını açtı. Cumhuriyet Halk Partisi, uzun yıllardan sonra ilk kez Türkiye’nin birinci partisi konumuna yükseldi. Özellikle büyükşehirlerde ve birçok önemli merkezde elde edilen başarı yalnızca bir seçim başarısı değil, halkın ekonomik krize, hukuksuzluğa ve tek adam yönetimine karşı verdiği güçlü bir mesajdı.

Bir gazeteci arkadaşımın söylediği şu cümleyi son derece önemli buluyorum:
“CHP’ye sahip çıkmak memleket meselesi!”

Bugün yaşanan süreci en iyi anlatan sözlerden biri budur.
AKP iktidarı artık CHP’yi sandıkta yenmenin kolay olmadığını görüyor. İşte tam bu noktada devreye “B Planı” giriyor. Bu planın adı; kuşatma siyaseti.
Bugün CHP’li belediyeler yalnızca siyasi rekabetle değil; yargı baskısıyla, operasyonlarla, soruşturmalarla, kayyum tehditleriyle, medya manipülasyonlarıyla ve itibarsızlaştırma kampanyalarıyla karşı karşıya bırakılıyor. Belediyeler üzerinde kurulan baskı artık sıradan bir denetim görüntüsünü aşmış durumdadır. Türkiye’de siyaset, giderek yargı eliyle dizayn edilmeye çalışılmaktadır.

Bir tarafta direnenler cezaevine atılıyor, diğer tarafta baskıya dayanamayanlar iktidarın saflarına geçiyor.

Son dönemde muhalefet partilerinden AKP’ye geçen bazı milletvekilleri ve belediye başkanları bu sürecin tesadüfi olmadığını göstermektedir. Kürşad Zorlu, İdris Nebi Hatipoğlu gibi isimler ya da Aydın ve Afyon üzerinden yürüyen tartışmalar, siyasetin nasıl bir baskı atmosferi altında şekillendiğini ortaya koymaktadır.

Daha düne kadar CHP’nin “demirbaş” isimleri olarak görülen, laiklik ve Cumhuriyet değerleri üzerinden sert eleştiriler yapan bazı isimlerin bugün farklı pozisyonlarda anılması Türkiye’deki siyasal kırılmanın ne kadar derinleştiğini göstermektedir.

Burada önemli bir gerçeğin altını çizmek gerekiyor:
Bugün dönüp “Genel Merkez neden bu adayları gösterdi?” diye CHP yönetimini suçlamak kolaycılıktır.
Yıllarca milletvekilliği yapmış, seçim kazanmış, kamuoyunda karşılığı olan ve anketlerde açık ara önde çıkan isimleri aday göstermeyip de kimi gösterecekti CHP?

Afyon gibi onlarca yıldır kazanılamayan bir yerde seçim kazandıran bir ismi ya da Aydın’da uzun yıllardır başarı elde eden bir belediye başkanını görmezden gelmek siyasetin gerçekliğiyle bağdaşmaz.

Sorun aday tercihinden çok daha büyüktür.
Sorun; Türkiye’de muhalefetin sistematik biçimde kuşatılmasıdır.
Bugün operasyonlar, soruşturmalar, mal varlığına yönelik baskılar, gözaltılar ve tutuklamalar yalnızca hukuk başlığıyla açıklanamaz hale gelmiştir. İnsanların ekonomik varlıkları hedef alınarak siyasi teslimiyet oluşturulmaya çalışılıyor. İtirafçılık mekanizmalarıyla belediyeler ve siyasetçiler baskı altına alınıyor.

Bu tablo geçmişte Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde yaşanan siyasal mühendislik dönemlerini hatırlatmaktadır.
CHP’ye yönelik saldırılar yalnızca bir partiye yönelik değildir. Bu saldırılar; Cumhuriyet değerlerine, laikliğe, demokrasiye, yerel yönetim iradesine ve halkın sandıkta verdiği karara yöneliktir.

Çünkü bugün CHP yalnızca bir siyasi parti değildir; Türkiye’de demokratik muhalefetin ana omurgasıdır.
Bu nedenle mesele sadece CHP meselesi değildir. Mesele memleket meselesidir.

Bugün CHP’ye sahip çıkmak; hukuka sahip çıkmaktır.
Yerel demokrasiye sahip çıkmaktır.
Cumhuriyet’e sahip çıkmaktır.
Sandığın iradesine sahip çıkmaktır.

Türkiye’nin önündeki en büyük tehlike; muhalefetin yargı eliyle parçalanması ve toplumun buna alıştırılmasıdır.
Bu yüzden herkesin şunu çok iyi görmesi gerekiyor:

Cumhuriyet Halk Partisi bugün gerçekten kuşatma altındadır.
Ve bu kuşatmaya karşı sessiz kalmak, yarının Türkiye’sine sessiz kalmaktır.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 1 Yorum
  1. Vahap Samanlı dedi ki:

    Evet..Çok haklısınız. Vatandaş kırk katır mı kırk satır mı sorudundan nir türlü kurtulamıyor.