
ARENA HABER – Ziyaretlerle tarımın temel sorunlarını yerinde tespit edilirken, çözüm önerileride dile getirdi. Muğla Ticaret Borsası ziyaretiyle başlayan program, yerel yönetim temasları ve Akbelen Ormanı direnişçilerine yapılan destek ziyaretiyle devam etti.
Bu ziyaret, yalnızca bir temas programı değil; Türkiye’de tarımın geleceğine dair güçlü bir yol haritasının sahadan okunması niteliği taşıyor.
Muğla Ticaret Borsası’nda yapılan değerlendirmelerde Solakoğlu, gıda güvenliği konusunun altını özellikle çizdi. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin paydaş olduğu analiz laboratuvarlarının önemine dikkat çekerek, bu yapının Türkiye için örnek olabileceğini vurguladı. Ürünlerin kalite standardının belirlenmesi, güvenli gıda üretimi ve üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi açısından bu tür bilimsel altyapıların yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti. Bu yaklaşım, tarımın yalnızca üretim değil, aynı zamanda denetim ve kalite meselesi olduğunun altını çiziyor.
Ziyaretin en çarpıcı başlıklarından biri ise çiftçinin içinde bulunduğu ekonomik tablo oldu. Solakoğlu’na göre Türkiye’de tarımın en temel sorunu, çiftçinin üretmesine rağmen yoksullaşması. Bugünkü sistemde üretici, kendi ürettiği ürünün fiyatını belirleyemiyor; piyasa koşulları ve aracı mekanizmalar çiftçiyi daha üretime başlamadan kaybettiren bir yapıya sürüklüyor. Bu noktada Solakoğlu, gelişmiş ülkelerde uygulanan modele işaret ederek, çiftçinin daha ekim aşamasına geçmeden ürününün fiyatını belirleyebildiği bir sistemin kurulması gerektiğini dile getirdi. Planlı üretim, sözleşmeli tarım ve güçlü borsa mekanizmalarıyla desteklenen bu modelin, Türkiye’de tarımın yeniden ayağa kalkmasının anahtarı olabileceğini vurguladı.
Tarımın geleceğine dair bir diğer kritik başlık ise gençlerin sektörden uzaklaşması. Solakoğlu, gençlerin tarımı terk etmesinin nedeninin ilgisizlik değil, kazançsızlık olduğunu açıkça ifade etti. Tarımın yeniden cazip hale gelmesi için gelir güvencesi sağlanması gerektiğini belirten Solakoğlu, gençlerin ancak kazanç gördükleri bir alana yönelmek isteyeceğini söyledi. Bu çerçevede, tarımda eğitim, teknoloji kullanımı ve uluslararası deneyimin önemine dikkat çekti. Gençlerin yurt dışına gönderilerek modern tarım teknikleri, dijital üretim ve tohum geliştirme alanlarında uzmanlaşmasının desteklenmesi gerektiğini belirtti. Bu yaklaşım, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Milli ekonominin temeli tarımdır” anlayışının günümüz koşullarındaki karşılığı olarak öne çıkıyor.
Tarımın sürdürülebilirliği açısından tohum politikaları da Solakoğlu’nun gündemindeydi. Yerli ve ıslah edilmiş tohum üretiminin artırılması gerektiğini vurgulayan Solakoğlu, üniversitelerle iş birliği içinde yürütülecek Ar-Ge çalışmalarının önemine dikkat çekti. İklim krizine dayanıklı, verimli ve sağlıklı üretimi destekleyen tohum geliştirme çalışmalarının kamusal denetim altında yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Bu yaklaşım, tarımda dışa bağımlılığı azaltmayı hedefleyen stratejik bir perspektif sunuyor.
Küçük üreticilerin ayakta kalabilmesi için kooperatifleşmenin zorunlu olduğunu belirten Solakoğlu, mevcut kooperatif yapısını ise eleştirdi. Bürokratik, hantal ve üreticiye doğrudan kazanç sağlamayan yapılar yerine; üyelerinin doğrudan kazanç elde ettiği, kolektif üretim ve pazarlama gücüne sahip, şeffaf ve etkin kooperatif modelinin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Bu noktada Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin kooperatifleşmeye verdiği destek, doğru bir adım olarak değerlendirildi.
Tarımın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Solakoğlu, “tarım bir bağımsızlık meselesidir” ifadesiyle yaklaşımını net biçimde ortaya koydu. Gıdada dışa bağımlı bir ülkenin tam anlamıyla bağımsız olamayacağını belirten Solakoğlu, toprağın, suyun ve üretimin korunmasının geleceğin korunması anlamına geldiğini ifade etti. Bu çerçevede Akbelen’de verilen mücadelenin sadece çevre değil, aynı zamanda yaşam ve bağımsızlık mücadelesi olduğunu dile getirdi.
Ziyaret kapsamında dile getirilen bir diğer önemli başlık ise tarımın kurumsal yapısının yeniden düzenlenmesi oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere, il ve ilçe müdürlükleri, üreticiyle doğrudan temas eden tüm yapıların bürokratik işleyişten kurtarılarak sahaya inmesi gerektiği ifade edildi. Üreticinin sorunlarına anında çözüm üretebilen, erişilebilir ve etkin bir kamu yapısının oluşturulmasının, CHP’nin tarım politikalarının temel hedeflerinden biri olduğu vurgulandı.
Tarımda sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için üretimin yanı sıra katma değerin artırılması gerektiğini belirten Solakoğlu, markalaşmanın önemine de dikkat çekti. Coğrafi işaretli ürünlerin artırılması, paketleme ve lojistik altyapısının güçlendirilmesi ve yerel ürünlerin ulusal ve uluslararası pazarlara açılması gerektiğini ifade etti. “Önce yerel güçlenme, sonra ulusal marka, ardından küresel açılım” yaklaşımı, tarımın ekonomik değerini yükseltecek bir model olarak öne çıktı.
Muğla’da yapılan bu ziyaret, tarımın yalnızca bir sektör değil; ekonomik, sosyal ve siyasal boyutları olan bir alan olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Sencer Solakoğlu’nun sahadan verdiği mesajlar, CHP’nin tarım politikalarının üretici odaklı, planlı ve kamucu bir çerçevede şekillendiğini gösteriyor.
Bugün gelinen noktada açık olan gerçek şu: Çiftçi kazanmadıkça, Türkiye kazanamaz.
Haber: Duran Öztürk