









Bodrum’da son birkaç gündür yaşanan CHP Bodrum İlçe Başkanlığı tartışmasını kronolojik olarak takip ettiğimizde ortaya dikkat çekici bir tablo çıkıyor.
25 Ağustos akşamından itibaren Bodrum’daki çeşitli yerel basın kuruluşlarında Volkan İlgüz’ün CHP Bodrum İlçe Başkanlığı’na getirildiği yönünde haberler yayımlanmaya başladı.
26 Ağustos’ta haber daha geniş biçimde yerel basına yayıldı. Birden fazla yayın organı, farklı ifadelerle de olsa Volkan İlgüz’ün Bodrum İlçe Başkanı olduğu veya bu göreve getirildiği bilgisini kamuoyuna aktardı.
Burada çok önemli bir ayrıntının altını özellikle çizmek gerekiyor: Volkan İlgüz, CHP’nin butlancı Muğla İl Yönetim Kurulu üyesidir.
Yani adı Bodrum İlçe Başkanlığı için ortaya çıkan kişi, bu sürecin tamamen dışında bulunan herhangi bir isim değildir. Bodrum dahil ilçelerdeki görevlendirme süreçlerini yürüten butlancı il yönetiminin bizzat içerisinde yer almaktadır.
Bu nedenle Volkan İlgüz isminin aynı dönemde birden fazla gazetecinin ve yayın kuruluşunun önüne gelmesini, kaynağı belirsiz sıradan bir söylenti olarak değerlendirmek bana ikna edici gelmiyor.
Üstelik haberler yayımlandığı anda CHP’nin butlancı Muğla İl Başkanlığı’ndan “Böyle bir kararımız yoktur, haber doğru değildir” şeklinde açık ve derhal yapılmış bir yalanlama da gelmedi.
Volkan İlgüz cephesinden de ilk aşamada kamuoyuna yansıyan kesin ve tartışmasız bir “Böyle bir görevlendirme söz konusu değildir” açıklaması görmedik.
Haberlerin ardından Bodrum’da özellikle parti tabanından ve geçmişten bugüne CHP içerisinde siyaset yapmış isimlerden ciddi tepkiler yükselmeye başladı. Volkan İlgüz’ün geçmiş siyasi tutumu, CHP’den ayrılışı, belediye başkan adaylığı sürecindeki açıklamaları ve bugün butlancı il yönetiminde yer alması tartışmaya açıldı.
Tepkiler büyüdü.
Ardından 27 Ağustos’ta CHP’nin butlancı Muğla İl Başkanlığı açıklama yaparak Bodrum İlçe Başkanlığı’na ilişkin herhangi bir görevlendirme yapılmadığını ve basında çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını açıkladı.
Benim üzerinde durduğum mesele tam olarak burasıdır.
Eğer haber başından itibaren tamamen gerçek dışıysa neden ilk haber yayımlandığında açık ve kesin biçimde yalanlanmadı? Neden birden fazla basın kuruluşu aynı bilgiye ulaştı?
İlçelerdeki görevlendirme sürecini yürüten butlancı İl Yönetim Kurulu’nun kendi üyesinin adı neden Bodrum İlçe Başkanlığı için bu kadar güçlü biçimde kamuoyuna yansıdı?
Ve en önemlisi, neden kurumsal yalanlama kamuoyunda ve parti tabanında tepkiler yükseldikten sonra geldi?
Elimizde “Atama yapıldı ve tepkiler üzerine geri çekildi” diyebileceğimiz kamuoyuna açıklanmış resmî bir karar veya belge bulunmuyor. Bunu bir belgeye dayanarak kesinleşmiş olgu olarak söylemiyorum.
Ancak yaşananların kronolojisine baktığımda benim siyasi kanaatim nettir: Volkan İlgüz ismi Bodrum İlçe Başkanlığı için ciddi biçimde gündeme getirildi. Bu bilgi siyasi kulislerden basına yansıdı. Bodrum’da ve parti tabanında ortaya çıkan güçlü tepkinin ardından geri adım atıldı ve CHP’nin butlancı Muğla İl Başkanlığı kamuoyuna yansıyan görevlendirme haberlerini yalanladı.
Ben yaşananları böyle okuyorum.
Bu nedenle bütün faturanın yerel basına çıkarılmasını da doğru bulmuyorum. Gazetecinin elbette teyit sorumluluğu vardır. Resmî karar görülmeden “atandı” şeklinde kesin bir başlık atılması ayrıca tartışılabilir.
Ancak siyaset kurumunun da sorumluluğu vardır.
Bir bilgi yanlışsa zamanında ve açık biçimde yalanlarsınız. Parti içerisindeki karar süreçlerini şeffaf yönetirsiniz. İsimleri siyasi kulislere bırakmaz, kamuoyunu belirsizlik içerisinde tutmazsınız.
Sonra ortaya çıkan siyasi tartışmanın bütün sorumluluğunu basının üzerine yükleyemezsiniz.
Asıl sorular hâlâ ortada duruyor:
Volkan İlgüz’ün Bodrum İlçe Başkanlığı hiç gündeme gelmediyse, bu kadar farklı gazeteci ve yayın kuruluşu aynı bilgiye nasıl ulaştı?
Ve neden yalanlama haberlerin hemen ardından değil, Bodrum’dan yükselen tepkilerin ardından geldi?
Bence tartışılması gereken asıl mesele budur.
Bu soruların cevabını basından önce siyasetin vermesi gerekiyor.