Bodrum, beyaz evleri ve mavi deniziyle değil; artık mühür tanımayan beton mikserleri, gece yarısı basılan evler ve telefonun ucundaki “gizemli” tehditlerle anılıyor.
Aras döneminde, Akçaalan mevkiindeki bir kaçak yapıyla ilgili haber yapmıştım. Haberi yaparken, söz konusu parseller ile ilgili, Bodrum Belediyesi İmar yetkisi ile bilgi alış- verişinde bulundum. Yapılan inşa faaliyetinin yasal olmadığını, mühürleme işlemini uygulayacaklarını belirten yetkilinin açıklaması üzerine haberi girdim. Yalnız, haberle ilgili bilgi ve belgeyi bana ulaştıran arkadaşımı uyardım. “Ben haberi yayınlanmadan, sen sosyal medyadan herhangi bir paylaşımda bulunma” diye yaptığım uyarıya rağmen çevreci arkadaş, paylaşımda bulunmuş. Sonrasında bu arkadaşımın evine, bir hafriyat firması sahibi tarafından ziyaret düzenleniyor. Bahsettiğim çevreci arkadaş bu olayla ilgili, bir ihbar ya da suç duyurusunda bulunmadı.
Ne zaman Akçaalan sırtlarındaki kaçak yapılaşma ile ilgili bir haber yapsam, “Eşek Arısı yuvasına çomak sokmuşum” gibi hissederim.
Bir gazeteci olarak Turgutreis Akçaalan ve İslamhaneleri bölgesindeki tarımsal alanların nasıl talan edildiğini yazdığımda, karşımda hukuk devletini değil, hafriyat firması sahiplerini ve tanımadığım bir şahsın kulağıma tuttuğu telefonun ucunda; “kimsiniz” diye sorduğumda, “sen bizi tanımazsın ama biz seni biliyoruz” diyen gri sesleri buldum. Ertesi gün, “Şimdi de Kaçak Yol Yaptılar” diye yayınladığım haber için söz konusu yere gittim ve canlı yayın yaptım. Kulağıma tutulan telefon ve telefonun ucundaki sesin sahibi ile ilgili ihbar ve suç duyurusunda bulunmadım.
Peki, 2025 yılına geldiğimizde Bodrum Belediyesi bu kaçak yapı canavarıyla gerçekten mücadele mi etti, yoksa izlemekle mi yetindi?
Rantın Yeni Adresi: Rekreasyon Kılıfı ve Emsal Tehlikesi
Bodrum’un “petrol geliri” bir başka benzetmeyle “elmas madeni”, “imar rantıdır”. Bu rantın en taze ve tehlikeli örneği ise Turgutreis’teki kentsel dönüşüm alanı ilanıdır. Hukuken olmasa bile, bölgedeki “aşiret mantığı” uyarınca bu durumun bir emsal teşkil edeceği gün gibi ortadadır.
Özellikle Akçaalan’da birkaç parselin birleştirilerek “Rekreasyon Alanı” ilan edilmesi ve ardından bütüncül anlamda %5’lik imara açılma girişimi, Bodrum’un tabutuna çakılan çivilerden biridir. Her kaçak yapı, doğanın dengesini bozan, habitat alanlarını hedef alan oluşumdur çıkarımından yola çıkarsak; bu formül, “doğayı koruyoruz” maskesi altında betonun önünü açma projesidir.
Temsiliyet Makamındaki “İlişkililer”
En kritik soru ise şu: Bu rantın, bu parsellerin ve bu kaçak yapıların birinci veya ikinci derece sahipleri bugün Belediye Meclisi’nde ya da diğer temsiliyet makamlarında oturuyor mu?
Gazeteciye bilgi ulaştıran kaynağın evinin basıldığı, telefonla tehdit edildiği bir iklimde; kaçak yapıyı mühürleyip sonra bitirilmesine göz yuman bir mekanizma, Bodrum’u koruyamaz. Bodrum’u yönetenler ya bu rant çetelerine teslim olacaklar ya da “madalya” bekleyenlerin değil, halkın çıkarını gözetecekler.
İlgililere ve yetkililere sadece şunu soruyorum; kooperatif kılıfı altında Akçaalan – İslamhaneleri mevkii arasında kaç adet kaçak yapı var ve bu yapıların ışığı nasıl yanıyor?
Sonraki yazımızın başlığı: “kaçak evlerin yasal elektriği” olsun..



