Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir Kahramanmaraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Yine birbirinden ilginç ve önemli konularla dolu bir haftayı geride bıraktık. Birini konuşsak diğerinin boynu bükük kalıyor. Önümüzde sürekli ortaya karışık, alevli bir gündem. Kiminde elimiz, kiminde cebimiz, kimisinde yüreğimiz yanıyor. Artık bilgiyi sansürlemeye bile gerek kalmadı. Sansürün yerini bilgi...
Çocukluğumun pazarlarını hatırlıyorum… Uzun soluklu kahvaltıların, kalabalık sofraların, mangalların, semaverlerin, hatta pikniklerin günüydü pazar. Gerçekten de mutlulukla bir ilişkisi vardı; tıpkı Cemal Süreya’nın dediği gibi… Bir neşe, bir keyif, bitmeyen sohbetlerin sesiydi pazar. Biz o neşeyi sanki saklambaç oynarken kaybettik....
Bir mezuniyet töreni izledim. University of Edinburgh… O kalabalığın içinde bir isim okundu: Zeynep Yüksel. Çok gururlandım. Bir anın içine sığması mümkün olmayan düşünceler uçuşuverdi zihnime. Bir yanda dünyanın en köklü üniversitelerinden birinin asırlık geleneğiyle şekillenen o görkemli tören vardı;...
Malum, güya tatil aylarındayız. Ama gündem o kadar çalışkan ki mola dahi vermiyor.Ringde nakavt olmak bilmeyen bir boksör gibiyiz. Sağ kroşe ekonomiden, sol kroşe adaletten, aparkat güvensizlikten… Öylesine çok şey yaşanıyor ki toplum olarak şaşırma eşiğimizi kaybettik.
Oğlum ilkokulun hangi sınıfındaydı, şimdi anımsamıyorum. Sadece tek bir soruyu yanlış yapmış. “Aşağıdakilerden hangisi verimli topraktır?” İşaretlediği şık:”Kireçli toprak.” Öğretmeni merakla sormuş: “Onurcuğum, hepsini doğru yapmışsın… Bunu neden yanlış yaptın?” Onur, o dupduru gözleriyle, büyük bir ciddiyetle cevap vermiş: “Ama...
Geçtiğimiz haftalarda Van Barosu’nun Rojin Kabaiş dosyasından çekilmesine ilişkin açıklaması hepimizi şaşırttı. Kamuoyunun yakından takip ettiği bu dosyada usulsüzlük ve güçlüyü koruma iddiaları konuşulurken, çekilme kararı daha da fazla soru işareti doğurdu. Neyse ki ardından ortak bir basın açıklaması geldi;...
Karneler dağıtıldı. Bir eğitim-öğretim yılını daha geride bırakırken, bu kapanışı yalnızca akademik takvimin bir “sonu” olarak görmek mümkün değil artık. Çünkü bu yıl, eğitim alanında pedagojik tartışmaların çok ötesine geçen bir kriz birikimi yaşandı. Şiddetin sınıfın içine, güvensizliğin okulun kapı...
“İtaat etseydi, yerlerde sürüklenerek ters kelepçe alınır mıydı?” Mesele itaat …. Hak ettiğini talep etmekle, “verdiğimizle yetin” dayatması arasındaki o ince, ama derin çizgi. Bu sefer meydanlarda mülakat mağduru atanamayan öğretmenlerle, insanca çalışma şartları ve taban maaş hakkı için direnen özel...
Aman Tanrım, neler yaşıyoruz? Hiç görmediğim, daha önce benzerine tanık olmadığım mezuniyet törenleri ve sınav süreçleri… Artık sünnet annesinin yanına “LGS annesi” de eklendi. Boyunlarına “maşallah”ı eksik, “LGS annesi” yazıları astıklarını gördükçe şaşkınlığım katlanıyor. ÖSYM annelerine ise henüz denk gelemedim;...
Mobbing, münferit birkaç olaymış gibi gösterilmeye çalışılsa da; eğitimden sağlığa, kamu kurumlarından özel sektöre kadar çalışma hayatının her alanında sistematik bir soruna dönüştüğünü artık kabul etme zamanı gelmedi mi? Bunun sonuçlarının ne kadar ağır olabileceğini Irmak öğretmenin yaşamına son vermesiyle...
Gerçekle kurgunun, trajediyle mizahın iç içe geçtiği bir ülkedeyiz. Kırmızı Pazartesi’nin ardından şimdi de Kara Pazar’ı yaşadık. Uzun zamandır gökkuşağının renklerini, huzuru ve ortak bir nefes alabilme ihtimalini özlüyorduk. Yaklaşan bayramın sevincini bile tam yaşatmadılar. Bayramın çikolatasını erkenden yiyenler oldu....
“Büyük lokma ye, büyük konuşma” derdi büyüklerimiz. Türkiye’nin gündemi ise son zamanlarda bu atasözünü tersyüz ediyor: Büyük lokmalar yiyenler, bir de bir o kadar büyük konuşuyor. Sandığa gidiyorsunuz. Kendi siyasi görüşünüze göre oyunuzu veriyorsunuz. Sonra bir bakıyorsunuz; yine “sürpriz.” “Artık...
Hayatınıza bir yerinden dokunmuş “çılgın” arkadaşlarınız oldu mu hiç ? Yaşamın en sert, en değiştirilemez yanına bile meydan okuyan insanlar. Renklerini yalnızca kıyafetlerine değil; dokundukları her şeye, her yüzeye, her ana bulaştıran arkadaşlar… Benim oldu. Sevim. Birlikte yıllarca çalıştığım öğretmen…...
Bu ülkede “idam sehpası”, bir dönemin kırılma anlarını anlatan; dokunduğu her şeyi yerinden eden sert bir simgeye dönüştü. 12 Mart 1971 Muhtırası’ndan sonra görünmeyen bir duvar örüldü bu topraklarda. Devlet ile gençlik arasında… Söz ile korku arasında… Umut ile bastırılmış...
Bu hafta iki haber ve görüntü düştü önümüze… Biri bir çocuğun bulunma anı, diğeri bir kentin şampiyonluk kutlaması. Batman’ın Gercüş ilçesine bağlı Bağlıca köyünde kaybolan 2,5 yaşındaki Melike Erkin’in 12 saat sonra bulunduğu anlar kameralara yansıdı. Nasıl da güzel Melike....
Her sabah yıllar boyu okuduğumuz o metin… “Türküm, doğruyum, çalışkanım…” Eğitimde bir skandal patlak verdiğinde toplumun refleksi hâlâ aynı: “Eee çünkü Andımız kaldırıldı!”
Nihayet. Dosya, tozlu raftan indirildi. 5 Ocak 2020. Tunceli’de, Munzur Üniversitesi’nde okuyan 21 yaşındaki Gülistan Doku, KYK yurdundan çıktıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamadı. Cansız bedeni ise hâlâ bulunamadı. Gülistan Doku adeta buharlaştı. Altı yıl….Koskoca altı yıl boyunca bu dosya...