blank

Buruk Bayramdan Gerçek Mücadeleye…

Bayramlar, toplumların kendine dönüp baktığı, kırgınlıkların bir kenara bırakıldığı ve ortak duyguların güçlendiği özel zamanlardır. Ancak bu bayram, ne yazık ki içimizde bir buruklukla geçti.

Yayınlama: 21.03.2026
A+
A-

Bayramlar, toplumların kendine dönüp baktığı, kırgınlıkların bir kenara bırakıldığı ve ortak duyguların güçlendiği özel zamanlardır. Ancak bu bayram, ne yazık ki içimizde bir buruklukla geçti. Bu burukluk bir zayıflık değil; yaşananların farkında olmanın, sorumluluk duymanın ve mücadele etme iradesinin bir sonucudur.
CHP Bodrum İlçe Başkanlığı’nda gerçekleşen bayramlaşmada söz aldığımda şunu ifade ettim:
Bayramlar dayanışmadır… Ama gerçek dayanışma; yalnızca yan yana gelmek değil, aynı zamanda Bodrum’un ve Türkiye’nin sorunlarını doğru analiz edip çözüm üretebilmektir. Bu sorumluluğu taşıyan, bu birikime sahip olan yapı Cumhuriyet Halk Partisi’dir.
Ancak önce kendi evimizin içini düzenlemek zorundayız.
Cumhuriyet Halk Partisi, kendi içinde oluşan bilgi kirliliğini ve dezenformasyonu mutlaka temizlemelidir. Gerçek bilgiye ulaşmadan, doğru siyaset üretilemez. Örgütlü bir yapının gücü; doğru bilgi, disiplin ve ortak akıldan gelir. Eğer biz bu üçlü sacayağını sağlam kurarsak, karşımızda hiçbir güç duramaz.
Bugün Türkiye’de yaşanan tablo açıktır.
Ekonomik çöküş, sosyal adaletsizlik, özgürlüklerin gerilemesi ve tüm bunların üzerine inşa edilen bir baskı düzeni… Bu düzen, varlığını sürdürebilmek için yargıyı bir araç haline getirmiştir. Bu artık bir siyasi rekabet meselesi değil; açık bir demokrasi sorunudur.
Tam da bu noktada, Genel Başkanımız Özgür Özel’in ortaya koyduğu Türkiye İttifakı kavramı büyük bir anlam taşımaktadır.
Türkiye İttifakı; sadece CHP’lilerin yan yana gelmesi değildir. Bu ittifak; bu ülkede adalet isteyen herkesin, demokrasi isteyen herkesin, emeğin, özgürlüğün ve hukuk devletinin yanında duran tüm kesimlerin ortak buluşma zeminidir.
Bu ittifak; siyasi sınırları aşan, toplumsal bir demokrasi cephesidir.
Bu mücadelenin en güçlü ayağı ise yerel yönetimlerdir.
Unutmayalım; Türkiye’de siyasal yürüyüşlerin en önemli başlangıç noktası belediyelerdir. Recep Tayyip Erdoğan’ın da yükselişi buradan başlamıştır. Bu nedenle belediyeler sadece hizmet alanı değil; aynı zamanda siyasetin en güçlü zeminidir.
Bodrum’da belediye başkanımız, meclis üyelerimiz ve örgütümüzle birlikte güçlü bir dayanışma içinde olmak zorundayız.
Bu birlik sadece Bodrum için değil, tüm Türkiye için örnek olmalıdır. Güçlü örgüt + başarılı belediyecilik = genel iktidarın yolu demektir.
Ancak sahadaki gerçekliği de doğru okumak zorundayız.
Bugün Bodrum’da ve Türkiye genelinde; AKP, MHP ve İYİ Parti’nin belirli alanlarda güç kazandığı görülmektedir. Bununla birlikte DEM Parti’nin de siyasal denklemde yer alarak farklı ittifak arayışları içinde olabileceği bir süreçle karşı karşıyayız. Önümüzdeki dönem, bu partilerin çeşitli kombinasyonlarla Cumhuriyet Halk Partisi karşısında bir siyasi cephe oluşturma ihtimalini barındırmaktadır.
Bu tabloyu doğru okumak zorundayız.
Bu bir korku değil; stratejik bir tespittir.
Bizim yapmamız gereken nettir:
Daha fazla dayanışma…
Daha güçlü örgüt…
Daha net siyaset…
Kendi içimizde tartışarak değil, güçlenerek;
Bilgi kirliliğiyle değil, gerçeklerle;
Ayrışarak değil, birleşerek yürümeliyiz.
Çünkü bu mücadele yalnızca bir seçim kazanma mücadelesi değildir.
Bu mücadele; Cumhuriyet’in, demokrasinin, hukukun ve özgürlüklerin yeniden ayağa kaldırılması mücadelesidir.
Ve biz biliyoruz:
Birlik olursak kazanırız.
Dayanışırsak büyürüz.
Doğru yürürsek mutlaka iktidar oluruz.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.