Görünen o ki, geçtiğimiz yılın kötülükleri, ihanetleri, katliam ve gözyaşları 2026’da devam edecek.
Katil İsrail Gazze’de insanları abluka altına alıp, aç bırakarak soykırıma devam ediyor. 2025’in son günü 30 yardım kuruluşunun Gazze’ye girmesini engelledi.
Bu ne demek oluyor? Netanyahu alçağı demek istiyor ki; “Ey Türkiye! Ne yaparsan yap, ben Gazze’yi bitireceğim. Batı Şeria’yı da ilhak edeceğim. Senin 500 yıllık vatan toprağın artık siyonizmin sınırlarına dahil olacak. Ey Türkiye! Ey İslam dünyası! Sıra size de gelecek, bekleyin.”
Evet dünyanın gözü önünde adam resmen bağıra bağıra bunu söylüyor.
Gazze’de insanlık ölüyor, katliamlar devam ediyor.
İşte bunun için, sıranın bize gelmemesi ve insanlık sınavını kaybetmemek için
Gazze’yi gündemde tutmamız gerekiyor.
19 Aralık 2025’te Bodrum’da Sumud aktivistleri Ayçin Kantoğlu, Mehmet Ercan ve Fethullah Badem ile yaptığımız panelin açış konuşmasını takdirlerinize takdim ediyorum.
“… Gazze için çarpan kalplere, insanlık içen titreyen gönüllere, şehitler için ağlayan gözlere selam olsun.
7 Ekim 2023; 75 yıldır devam eden katliamlara karşı Hamas’ın Gazze’de başlattığı direniş harekâtının tarihidir; bıçağın kemiğe dayandığı anda, tıpkı İstiklal Harbi’nde olduğu gibi, Kuvayı Milliye ruhunun Gazze’de şahlanışıdır, 7 Ekim.
İki yıldır, İsrail’in sınır tanımayan katliam ve işkencelerini, masum bebeklerin çığlıklarını izledikçe uykularımız kaçtı, yediğimiz lokma boğazımızda düğümlendi. Bazen kahrolduk, bazen hıçkırıklara boğulduk, bazen lanetler yağdırdık; insanlıktan nasibini almamış dünyanın baş belası katil sürülerine. Sonunda insanlığımızdan utandık, bu katiller insan olamaz, insan olan bunu yapamaz dedik.
Tarihte eşi benzeri yaşanmamış bu cinayetler ve soykırıma halkların değil ama, bir-iki devlet hariç, dünya devletlerinin seyirci ve sessiz kalması insanlık tarihinin en büyük utancıdır.
Zihnimizdeki fırtınaya dönüşen vicdani ızdırabı hafifletebilmek adına bir avuç gönüllü ordusuyla Bodrum’da neler yapabileceğimizi düşündük ve harekete geçtik. Çünkü o büyük hesap gününde kendi adımıza,
“Ya Rabbi, elimizden geleni yaptık” diyebilmek istiyorduk.
Bu duygularla işgalden bu yana iki defa “Gazze’ye destek, İsrail’e lanet, Bodrum’dan Hamas’a selam” mitingleri düzenledik.
Ardından İskele Meydanı’nda Küresel Sumud Filosu’na destek çadırı kurduk. Yerli, yabancı, binlerce insan çadırımızı ziyaret etti. Gazze defterine duygularını, dualarını ve İsrail’e lanetlerini yazdı. İskele Meydanı birçok defa yabancı grupların “FREE, FREE PALESTINE” sloganlarıyla çınladı.
Sumud’a destek nöbetinin bizim için ulvi bir anlamı vardı, tıpkı vatan nöbeti gibi. Çünkü Gazze’de açlıktan ve soğuktan ölüme terk edilen sivilleri ve bebekleri yalnız bırakmamak, onlara insani yardım koridoru açmak için, yani İsrail ablukasını kırmak için 44 ülkeden katılan gönüllülerden oluşan Sumud filosunu desteklemek zorundaydık ve öyle de yaptık.
Ayrıca “Bodrum Gazze’ye Destek Platformu” ve “Bodrum İnsani Değerler Derneği” olarak Gazze konulu konferanslar tertip ettik.
Tüm bu etkinliklerimizde, adı üstünde, insani değerlerimizden, tarih şuurumuzdan ve milli benliğimizden aldığımız güçle hareket ettik.
Ve şimdi, gevşemeden, yılmadan, Mart ayında yola çıkacak olan “yeniden Sumud Filosu’na” destek hazırlıklarımızı başlattık. Buna mecburuz. Çünkü Gazze’de katliam ve soykırım hız kesmeden devam ediyor.
Biliyoruz ve görüyoruz ki, ateşkes İsrail’in toparlanması ve Gazze halkını tamamen yok etmesi için tasarlanmış bir aldatmacadır.
O halde;
Sumud Filosu’nun yeniden yola çıkması farz oldu.
O halde;
İnsanlığın onur ve kurtuluş mücadelesi devam etmelidir. İnsan neslinin devamı için buna mecburuz.
Hatta;
Devletimizin bekası ve milletimizin selameti, İslam coğrafyasının huzur ve sükûnu için, insanlık için Gazze müdafası bizim kırmızı çizgimiz olmalıdır.
Gazze’nin stratejik önemi, Çanakkale müdafası ve İstiklal Harbi’nden
farksızdır.
İnanıyoruz ki, Türk Milleti ve Devleti Gazze’yi yalnız bırakmayacaktır.”



