blank

Askıda İnsanlık

Yayınlama: 30.08.2026
A+
A-
Yıldız Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden mezun olduktan sonra, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde Sit Koruma Planlaması, Helsinki Teknik Üniversitesi'nde Kentsel Tasarım alanlarında lisansüstü eğitim aldı. Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde "Turizm Alanları Planlaması" konulu doktora tezini tamamlayarak şehircilik ve planlama alanındaki akademik çalışmalarını derinleştirdi. Belediyecilik, serbest şehir plancılığı ve yaklaşık 30 yıllık akademik kariyeri boyunca kent planlama, kentsel koruma, turizm alanlarının planlanması, imar hukuku ve kent yönetimi konularında eğitimler verdi; çok sayıda akademik çalışma, imar planı ve belediye danışmanlığına imza attı. Uludağ Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nden emekli olan Dr. Özyaba, halen köşe yazarlığı ve imar hukuku danışmanlığı yapmaktadır. Evli ve dört çocuk babasıdır.

Zalimcan, 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle aradı. Uzunca konuştuk. Söz, bağımsızlıktan barışa, Atatürk’ün ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ anlayışından bugünün dünyasına geldi. Konu dönüp dolaşıp insana dayandı. Bir ara durdu ve “bak,” dedi, “Türkiye’de ve Bodrum’da yaşanan siyaseti izlediğimde aklıma bazen askıya ekmek bıraktığımız geldi. Şimdi galiba askıya insanlık bırakmanın zamanı.” Şaşırdım tabii. Aslında “Askıda Ekmek”, güzel bir toplumsal dayanışma örneği.

Fırına girersiniz. İki ekmek alırsınız. Birini evinize götürür, diğerini hiç tanımadığınız biri için askıya bırakırsınız. Sonra ihtiyacı olan gelir. Askıda ekmek varsa alır gider. Kimin bıraktığını bilmez. Bırakan da kimin aldığını bilmez. Ne veren görünür, ne alan mahcup edilir. İyilik sessizce el değiştirir. Belki de bu yüzden güzeldir.

Peki yalnızca ekmek mi bırakılır askıya? Mesela biraz insanlık bıraksak olmaz mı?

Parası olan ekmek bıraksa?

Gücü olan adalet bıraksa?

Makamı olan hakkaniyet bıraksa?

Bilgisi olan akıl bıraksa?

Sözü olan cesaret bıraksa?

Vicdanı olan merhamet bıraksa?

Çünkü bunlara ihtiyacı olan çok.

Her sabah telefonlarımızı açıyoruz.

Bir yerde çocuklar ölüyor, insanlar evlerinden sürülüyor. Bir başka yerde savaşlar, kadın cinayetleri, orman yangınları… Denizlerimiz kirleniyor, insanlar çöpten yiyecek topluyor. Siyasette ise sirk cambazlarına taş çıkartan parendeler atılıyor. Sonra parmağımızı ekranda biraz yukarı kaydırıyoruz. Ve hayat devam ediyor. Belki çağımızın en büyük sorunu insanlığın tamamen kaybolması değil, yüreğimizdeki insanlığı birbirimizden esirgememiz.

Çünkü bir tarafta imkân var, diğer tarafta ihtiyaç. Bir tarafta güç var, diğer tarafta çaresizlik.
Bir tarafta sesini duyurabilenler var, diğer tarafta duyulmayanlar. Askıda ekmek geleneği imkânı olanla ihtiyacı olan arasına küçücük bir insanlık köprüsü kurar aslında. Belki şimdi o askıya yalnızca ekmek değil; biraz adalet, biraz merhamet, biraz dayanışma bırakmanın zamanıdır. Çünkü insanlığa, yalnızca dünyanın uzak coğrafyalarında değil, burnumuzun dibinde de ihtiyaç var.

Bir yaşlı, kaldırım olmadığı için yolda yürüyemediğinde…

Engelli bir yurttaş, önündeki üç basamak yüzünden bir kamu binasına giremediğinde…

Bir çocuk, okul kantininde arkadaşları yemek yerken cebindeki parayı hesapladığında…

Bir emekli, pazarın sonuna doğru ucuzlayan sebzeyi beklediğinde…

Bir genç, yıllarca okuyup geleceğini başka ülkelerde aramak zorunda kaldığında…

Bir kadın, gece evine yürürken arkasına bakmak zorunda kaldığında…

Bir esnaf, kirasını mı, çalışanının maaşını mı ödeyeceğini düşündüğünde…

Ama burada önemli bir fark var. Bu insanların ihtiyacı sadaka değil. Hak, adalet, eşitlik ve onurlu bir yaşam. Zalimcan suskunluğunu bozarak; “yahu insanlık dediğin şey yoksun olana acımak değildir herhalde?” dedi. Değildir elbette. İnsanlık; kimsenin acınacak duruma düşmediği bir düzen kurabilmektir.

O nedenle belediyecilik de biraz “askıda insanlık” meselesidir. Bir belediye başkanı makamına oturduğunda aslında elinde toplum yararına kullanabileceği çok şey vardır. Yol yapmak, ruhsat yazmak değil yalnızca.

Bütçesi vardır.

Yetkisi vardır.

Personeli vardır.

Planlama ve karar verme gücü vardır.

Yani askıya bırakabileceği çok şeyi vardır.

Bir kaldırıma rampa yaptığında askıya biraz eşitlik bırakır.

Bir çocuğun okulda aç kalmamasını sağladığında biraz dayanışma bırakır.

Bir parkı ranttan koruduğunda biraz gelecek bırakır.

Bir kıyıyı herkesin kullanımına açtığında biraz adalet bırakır.

Bir yaşlının hayatını kolaylaştırdığında biraz vefa bırakır.

Bir gencin bu kentte geleceğini kurabilmesine olanak sağladığında biraz umut bırakır.

Bir kentin ne kadar çağdaş olduğunu anlamak istiyorsanız meydanlarının taşına değil, o meydanda herkesin kendisine yer bulup bulamadığına bakın.

Çünkü kent, insandır.

Devlet, insandır.

Siyaset dediğimiz şey de makam değil, insana karşı üstlenilmiş bir sorumluluktur. İnsanı siyasetten çekip aldığınızda geriye yalnızca makamlar ve makam mobilyaları kalır. Ama insanın olduğu yerde vicdan olmak zorundadır.

Zalimcan’a döndüm ve “peki ne yapacağız?” dedim. Cevabı gecikmedi. “Parası olan parasından bırakacak hocam. Gücü olan mazlumdan yana olacak. Makamı olan yetkisini adaletli kullanacak. Bilgisi olan bilgisini, vakti olan vaktini esirgemeyecek toplumdan…”

Haklıydı. Çünkü askıda ekmeğin çok basit bir kuralı vardır: İmkânı olan bırakır.
İhtiyacı olan alır.
Belki insanlığın da kuralı bu kadar basittir.

Zalimcan yine dayanamadı: “Hocam, ekmeği askıya asmayı öğrenmişiz de insanlığı niye öğrenmeyelim?”

Belki de mesele insanlığın hâlâ var olup olmadığı değil; bizim askıya ne bıraktığımızdır.

Share and Enjoy !

Shares
Bodrum Fiber İnternet
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.