









Bodrum Ticaret Odası seçimlerine doğru giderken bugüne kadar iki isim başkanlık adaylığını açıkladı: Erdem Ağan ve İbrahim Akkaya…
Bodrum Ticaret Odası seçimlerine doğru giderken bugüne kadar iki isim başkanlık adaylığını açıkladı: Erdem Ağan ve İbrahim Akkaya.
Adayların çoğalması, projelerin konuşulması ve farklı yönetim anlayışlarının ortaya konulması Bodrum açısından değerlidir. Ancak bana göre bu seçimleri yalnızca “BODTO’nun yeni başkanı kim olacak?” sorusuna sıkıştırmak büyük bir eksiklik olur.
Çünkü mesele bir koltuk meselesinden çok daha büyüktür.
Mesele Bodrum’un ekonomik geleceğidir.
Bodrum büyürken kim kazanıyor?
Bodrum artık yalnızca yerel sermayenin, geleneksel esnafın ve turizm işletmelerinin oluşturduğu eski ekonomik yapısıyla tarif edilebilecek bir kent değil.
Ulusal ve uluslararası sermayenin ilgisinin giderek arttığı, gayrimenkulden turizme, konaklamadan yeme-içmeye kadar birçok alanda büyük sermayenin ağırlığının hissedildiği yeni bir Bodrum ekonomisiyle karşı karşıyayız.
Elbette yatırımın kendisine karşı çıkmak doğru değildir.
Asıl soru şudur:
Bodrum büyürken Bodrumlu esnaf, küçük ve orta ölçekli işletmeler ve yerel girişimci bu büyümeden ne kadar pay alıyor?
Kentimizin geleneksel esnafı artan kiralar, personel giderleri, enerji maliyetleri ve ağırlaşan işletme giderleri karşısında giderek daha fazla zorlanıyor.
Bir tarafta ekonomik değeri her geçen gün yükselen bir Bodrum var, diğer tarafta o Bodrum’un ekonomisini yıllarca ayakta tutmuş insanların kendi kentlerinde ayakta kalmakta zorlandığı bir tablo.
BODTO’nun önümüzdeki döneminin temel meselelerinden biri bu çelişki olmalıdır.
Kentin doğal varlıkları ekonomik geleceğimizdir
Bodrum’un turizm alanları, kıyıları, ormanları, doğal ve arkeolojik sit alanları üzerindeki baskıyı yalnızca çevre meselesi olarak değerlendiremeyiz.
Bunlar aynı zamanda Bodrum ekonomisinin en büyük sermayesidir.
Denizini, kıyısını, doğasını, tarihini ve özgün kent kimliğini kaybeden bir Bodrum’un uzun vadede turizm markasını da koruması mümkün değildir.
Bu nedenle Ticaret Odası gerektiğinde açık tavır alabilmeli; kentin doğal ve kültürel varlıklarının korunmasını ekonomik kalkınmanın karşıtı değil, sürdürülebilir ekonominin temel koşulu olarak görebilmelidir.
Çalışan barınamıyorsa işletme de yaşayamaz
Bodrum’un belki de en ağır sorunlarından biri konut ve çalışanların barınma krizidir.
Turizm çalışanından öğretmene, sağlık çalışanından hizmet sektöründeki personele kadar birçok insan için Bodrum’da yaşamak giderek zorlaşıyor.
Bir işletme çalışan bulamıyorsa, bulduğu çalışan yüksek kiralar nedeniyle Bodrum’da barınamıyorsa bu artık yalnızca çalışanın kişisel problemi değildir.
Bu doğrudan Bodrum ekonomisinin problemidir.
BODTO’nun belediyeler, merkezi yönetim, meslek kuruluşları ve sektör temsilcileriyle birlikte çalışanların barınmasına ilişkin somut modeller geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum.
Aynı şekilde ulaşım, altyapı, su, enerji, trafik ve yaşam maliyetleri de artık birbirinden bağımsız düşünülemeyecek ekonomik sorunlardır.
BODTO seyreden değil, inisiyatif alan kurum olmalı
Bodrum Ticaret Odası çok önemli bir kurumdur.
Böylesine güçlü bir ekonomik yapıyı temsil eden odanın görevi yalnızca üyelerine belge vermek, toplantılar düzenlemek veya sorunlar ortaya çıktıktan sonra açıklama yapmak olmamalıdır.
Ben proaktif bir BODTO görmek istiyorum.
Sorun ortaya çıktıktan sonra konuşan değil, gelecekte hangi sorunların ortaya çıkacağını önceden araştıran; veri üreten, çözüm modelleri hazırlayan ve ilgili kurumları aynı masanın etrafında toplayabilen bir Ticaret Odası…
Yerel esnaf ile büyük yatırımcı arasındaki dengeyi gözeten, Bodrum markasını koruyan, üyelerinin dayanışmasını güçlendiren ve gerektiğinde Bodrum adına güçlü biçimde söz söyleyen bir başkan görmek istiyorum.