Bir ulusal para birimi hangi koşullar altında rezerv para haline gelebilir? Bu sorunun yanıtı, uluslararası para teorisinin ve tarihsel deneyimin ortaya koyduğu yapısal gerekliliklerde yatmaktadır.
Rezerv para statüsü yalnızca bir politika tercihi değildir. Finansal piyasalar, kurumlar ve devlet gücünün etkileşimi sonucunda ortaya çıkan yapısal bir sonuçtur.
Klasik ve
modern uluslararası para teorisinde bir rezerv para, yalnızca ticarette kullanımına göre değil, yabancı resmî kurumlar için bir değer saklama aracı ve güvenli varlık olma
işlevine göre tanımlanır. Bu ayrım kritik önemdedir. Ticaretin faturalandırılması idari yollarla teşvik edilebilir. Rezerv birikimi ise edilemez.
Tarihsel olarak rezerv para birimleri üç temel işlevin kesiştiği durumlarda ortaya çıkmıştır: değişim aracı, hesap birimi ve güvenli değer saklama aracı. Sonuncu işlev belirleyicidir.
Kindleberger’in vurguladığı gibi, uluslararası para normal zamanlarda değil, kriz anlarında kendini belli eder.
Rezerv Para Birimlerinin Kurumsal Önkoşulları
Literatür, tek başına yeterli olmasalar da birlikte gerekli olan bir dizi koşul üzerinde uzlaşmaktadır.
Birincisi,
sermaye hesabının açıklığıdır. Yabancı merkez bankaları pozisyonlarını serbestçe ve derhal tasfiye edebilmelidir. Bu koşul sağlanmadığında, ticaret hacmi ne olursa olsun bir para birimi rezerv varlık işlevi göremez.
İkincisi,
derin ve likit devlet tahvili piyasalarıdır. Rezerv varlıklar ezici biçimde özel alacaklardan değil, kamu borçlanma araçlarından oluşur. Piyasa derinliği, büyük ölçekli giriş ve çıkışları istikrarsızlık yaratmadan absorbe edebilecek düzeyde olmalıdır.
Dördüncüsü,
uzun vadeli makroekonomik istikrardır. Düşük enflasyon gerekli olmakla birlikte yeterli değildir. Asıl belirleyici olan, normal dönemlerde ortaya konan performans değil, stres anlarında sergilenen güvenilirliktir.
Son olarak,
jeopolitik destek diğer bir koşuldur. Tüm rezerv para birimleri devlet gücü tarafından desteklenmiştir. Ancak tarih, kurumsal derinlikten yoksun gücün parasal liderliği sürdüremediğini göstermektedir.
Söz konusu koşullar birikimli bir sürece işaret etmektedir. Tarihsel olarak hiçbir örnek yalnızca bunların bir kısmını sağlayarak rezerv para statüsüne ulaşmamıştır.
Dolar’ın hâkimiyeti, ABD’nin ticaret paylarından değil, ABD finansal piyasalarının yapısından kaynaklanmaktadır. ABD Hazine tahvilleri piyasası, küresel yatırımcılar için mevcut en büyük güvenli ve likit varlık havuzu olmaya devam etmektedir. 2008 küresel finansal krizi sırasında, 2020’deki Covid şoku esnasında ve 2022 sonrası jeopolitik parçalanma döneminde, küresel Dolar likiditesi talebi azalmamış,
artmıştır.
Rezerv para statüsü bir ticaret olgusu değil, bir bilanço olgusudur.
Çin Neden Renminbi’nin Uluslararasılaşmasını İstiyor?
Çin’in motivasyonu “
finansal devlet zanaatı” (financial statecraft) perspektifiyle anlaşılabilir. 2022’de, Rusya’nın döviz rezervlerinin dondurulması, rezervlerin tarafsız araçlar olmadığını açık bir şekilde gösterdi. Bu noktada,
jeopolitik güç ilişkileri söz konusudur. Çin açısından bu gelişme, Dolar’a bağımlılığın içerdiği kırılganlığı ortaya koymaktadır.
İkinci bir motivasyon
kur uyumsuzluğudur. Dünyanın en büyük ticaret hacmine sahip olan Çin, Dolar cinsinden sözleşmelere önemli ölçüde maruz kalmaktadır. Renminbi üzerinden faturalandırmanın genişlemesi bu asimetriyi azaltmaktadır.
Son olarak Çin, daha çoğulcu bir parasal sistem hedeflemektedir. Önemle vurgulamak gerekir ki bu,
Dolar’ın yerini almak anlamına gelmez. Dolar’ın tekelci konumunun zayıflatılmasını gerektirir. Pekin açısından bakıldığında, kısmi bir uluslararasılaşma dahi stratejik faydalar üretmektedir.
Renminbi Neden Bugün Rezerv Para Olamaz?
Çin’in tüm hedeflerine rağmen, yapısal kısıtlar bağlayıcıdır. Çin, sermaye kontrollerini makro-finansal rejiminin temel bir unsuru olarak sürdürmektedir. Bu durum, geçici bir anomali değildir. Finansal istikrar ve siyasal kontrol yönünde bilinçli bir tercihtir. Sermaye kontrolleri, rezerv para statüsüyle
bağdaşmaz.
Çin’in finansal piyasaları büyük ölçeklidir. Ancak,
kurumsal özerklikten yoksundur. Şeffaflıktan uzak düzenleyici uygulamalar ve sınırlı hukuki güvenceler, renminbinin rezerv para potansiyelini sınırlamaktadır. Serbest hareket güvencesi olmayan likidite, güven hissedemez.
Kurumsal güvenilirlik temel kısıttır. Rezerv para birimleri kurallara dayalı yönetişim gerektirir. Çin’in politik iktisadı, takdir yetkisine dayalı otoriteyi öncelemektedir. Bu tercih ülke içinde tutarlı olabilir. Ancak, uluslararası düzeyde rezerv para olma hedefiyle bağdaşmamaktadır.
Jeopolitik ve Parasal Gücün Sınırları
Küresel parçalanmanın bugünkü evresi, “Dolar’dan kaçınma” olgusuna ilişkin iddiaları düzenli olarak gündeme getirmektedir. Bu iddialar, ülkelerin Dolar dışı para birimlerini daha fazla kullanmaya başlamasını, uluslararası parasal sisteminin köklü biçimde değiştiği şeklinde yanlış yorumlamaktadır.
Gözlemlenebilen olgu, Renminbi de dahil olmak üzere Dolar dışı para birimleriyle yapılan ikili uzlaşmaların artmasıdır. Gözlemlenemeyen ise, bu eğilimle orantılı bir rezerv davranışı değişimidir.
Jeopolitik rekabet ticaret ilişkilerini yeniden şekillendirebilir. Ancak bu, bir para biriminin rezerv para haline gelmesi için gerekli olan hukuki, finansal ve parasal kurumların oluşmasının yerini tutamaz. Tarih bunun aksine bir örnek sunmamaktadır.
ABD’nin kurumsal yapısının giderek daha az öngörülebilir ve daha az güven telkin eden bir niteliğe büründüğü gözlemlenmektedir. Ancak, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Dolar’ın hâkimiyeti üzerine inşa edilmiş bir uluslararası parasal düzenin yerini nasıl bir düzenin alacağını bugünden öngörebilmek mümkün değildir.
Çin’in ortaya koyduğu hedefi ve vizyonu kısa vadeli gelişmeler üzerinden değil, uzun vadeli bir perspektifle değerlendirmek gerekir. Bununla birlikte, bu hedef ve vizyonun hayata geçebilmesi, Çin’in zaman içinde buna uygun kurumsal ve finansal altyapıyı inşa etmesini zorunlu kılmaktadır.
Bu bağlamda, Dolar’ın küresel rezervler içindeki payının 2000 yılında yaklaşık % 71 düzeyindeyken bugün %58–59 bandına gerilemiş olması da dikkatle not edilmelidir. Bu gerileme, Dolar’ın hâkimiyetinin ortadan kalktığını değil, parasal düzende kademeli ve temkinli bir çeşitlenme eğiliminin ortaya çıktığını göstermektedir.
Yapısal Asimetri
Çin’in Renminbi stratejisi rasyonel olabilir. Ancak, belirli sınırlar dahilinde. Çin, para biriminin uluslararası kullanımını marjinal düzeylerde genişletebilir. Belirli alanlarda Dolar bağımlılığını azaltabilir. Ancak, mevcut kurumsal düzenlemeler altında, rezerv para hâkimiyeti için gerekli koşulları sağlayamaz.
Sermaye hesabı serbestleşmesi, finansal piyasa özerkliği ve kurumsal güvenilirlik birlikte ilerlemediği sürece, Renminbi bölgesel bir uzlaşma para birimi, jeopolitik bir korunma aracı olarak kalacaktır. Mevcut koşullarda, sistemik bir rezerv çıpası haline gelmesi teorik olarak ve tarihsel süreçte mümkün gözükmemektedir.
Uluslararası parasal düzen parçalanabilir. Ancak, rezerv para birimleri kolay değişmez. Rezerv para, hedefi değil, yapıyı yansıtır.
Not: Bu yazı, Arda Tunca’ya ait Demos (www.ardatunca.net) adlı sitede yayınlanmıştır.