Yaz mevsimine ilişkin hazırlıklarımıza değinecektim ama Zalimcan’la dün akşam telefonda yaptığımız uzun bir konuşmanın sonunda, şu “elinde mızrak, önünde yaprak” olan dostlarımızdan öğrendiklerimizin Bodrum’un bir işine yarayıp yaramadığını sorduğunda hatırladım. O yüzden bu konuyu bir sona bağlayalım ki, Zalimcan’ın ısrarından kurtulayım. Çok kızar çünkü yarım kalan işlere. Çok disiplinlidir, takdir ederim.
2008 yılında Ruanda’ya 610 bin turist gelmişken aynı yıl Bodrum’a 1 milyon 900 bin turist gelmiş. Yani Bodrum’un üçte biri kadar. Ancak 2018’e geldiğimizde Bodrum’a 1 milyon 510 bin turist gelirken, Ruanda’ya 1 milyon 620 bin kişi gelmiş. İşte bu yıl ne olduysa, Ruanda’ya gelen turist sayısı Bodrum’u geçmiş. Bu ani artışın asıl sebebi; kısmen İngiltere’den para verilerek gönderilen göçmenler olabilir ama bir turist artışından söz etmek de mümkün. Biz yine bilimin ışığında matematik aklıyla değerlendirelim durumu.
Ruanda’nın spor üzerinden reklam yapmasının temel nedeni küresel görünürlük ve turizm gelirini artırmak. Özellikle “Visit Rwanda” kampanyası bu stratejinin merkezinde. Çünkü küçük bir ülke, geçmişi sıkıntılı ve klasik reklamlarla dünya çapında tanınması zor. Bu yüzden Premier Lig ve Şampiyonlar Ligi gibi büyük kitlelere ulaşan platformlarda sponsorluk aracılığı ile cazibe oluşturulmaya çalışılmış. Örneğin Arsenal veya Paris Saint‑Germain maçlarını yüz milyonlarca kişi izliyor ve forma kolunda görülen bir marka, TV reklamından daha kalıcı algı yaratıyor haliyle.
Bu, “ülke markalama” (nation branding) stratejisi ile; dağ gorilleri, hüzün turizmi, bakir doğa turizmi ve kongre turizmi ile ilgiyi çekmişler görünüyor. Böylece ülke turizm gelirlerinde gözle görünür bir artış yaşandığı ve kötü imajını azalttığı yönünde tespitler de var.
Ülkemizde ise Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı, doğrudan pazar analizleri, hedef ülke seçimi ve tanıtım stratejileri geliştiriyor. Örneğin ana pazarlarda ve büyüme hedeflenen pazarlarda “GoTürkiye” küresel marka stratejisi ile yürünüyor. 200’den fazla ülkede dijital reklam, sosyal medya kampanyaları ve influencer ve medya iş birlikleri kuruluyor. Son yıllarda ürün bazlı (gastronomi, bisiklet, sağlık, kruvaziyer, kültür rotaları) stratejiler geliştiriliyor. Ajans sadece ulusal reklam yapmayıp, her ilde kurulan “İl Tanıtım ve Geliştirme Kurulları” ile belediyeler, turizm sektör temsilcileri ve üniversitelerle iş birliği yaparak yerel destinasyon stratejileri hazırlanıyor.
Bizim Muğla Büyükşehir Belediyesinin “şaha kaldıracağı turizme yönelik araştırma” kapsamında, acaba Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı ve İl Tanıtım ve Geliştirme Kurulları ile birlikte çalışılacak mı bilmiyoruz. Hatta böyle bir projenin, Muğla’nın turizmini nasıl şaha kaldıracağını da bilmiyoruz ama merakla bekliyoruz bakalım.
Bir sponsorluk kampanyasının getirisini hesaplamak için genelde ROI (Return on Investment) yöntemi kullanılır. Mantık basit; harcadığın paranın karşılığında ne kazandın? Örneğin bu tür sponsorluklarla ilave olarak ağırlanacak 50 bin turistin ortalama turist başına harcamasının 900 Euro olduğunu düşünürsek, 45 milyon Euro ek kazanç elde edilmiş olacaktır. Bu tür özgün sponsorlukların ortalama maliyetinin yıllık 15 milyon Euro olduğu bir durumda, ülke ekonomisine ek 35 milyon Euro kazanç elde edilmesi mümkün olabilecektir.
Bu model baz alınarak Bodrum için yurt dışında yapılacak tanıtım stratejileri için turizm vitrinimize; antik pagan inanç merkezleri, Luvi’ler / Leleg’ler / Mousoleum gibi tarih odakları, yat ve kruvaziyer olanakları, Ege’ye özgü gastronomi varlığı, geleneksel butik konaklama ve bozulmamış doğa ile yıllık 300 güneşli gün kavramlarını tezgaha koyarsak ve adına da “Visit Bodrum Peninsula” dersek nasıl olur?
Bodrum’a gelen turistlerin ülkeleri belli. İngiltere, Almanya, Fransa, Rusya ve Körfez ülkeleri genelinde, önemli spor kulüpleri üzerinden yapılacak 6 milyon Euro’luk ve 3 yıllık sponsorluklarla, her yıl yüksek gelirli 10 bin ilave turist çeksek ve ortalama 5 gecelemeyle kişi başı 2500 Euro harcatarak yılda 30 milyon Euro ilave paranın kent ekonomisine katılması mümkün olabilir. Tabi hemen; “nereden bulacağız bu 6 milyon Euro’yu” sorusu gelecek. Bodrum Ticaret Odası (BODTO) liderliğinde bu coğrafyadan para kazanan aktörler silkelense bu para çıkmaz mı? Her biri 2-3 milyon Euro’dan satılan villalardan hepi topu 3 tane eder, Bodrum için çok mu? Dünya Kupasına katılmayı garantileyen 22 futbolcuya birer villa hediye eden bir coğrafyadan söz ediyoruz.
Bodrum zaten bilinen bir marka. Sadece tutarlı fiyat politikasıyla güvenli bir turistik bölge olduğumuzu göstererek imaj yenileyip yüksek harcama potansiyeli olan turist profilini etkilemeyi seçsek, sezonu da uzatabiliriz, turizm gelirini de çoğaltabiliriz.
Tüm bu öneriler Muğla kent bütünü içinde, ancak Bodrum özelinde yapılacak “Turizm Master Planı” ile netleşecektir elbette. Ulaşım sistemlerinden konaklama birimlerinin niteliğine, tarihi çevrelerin görünür kılınmasını sağlayacak düzenlemelerden kentsel altyapı sisteminin kusursuz çalışmasına, nitelikli personelden istikrarlı fiyat politikasına kadar tüm alanlarda yeniden bir hamle yapılmasının zorunluluğu, kabak gibi ortada duruyor. Bunun için de “akıllı kent yönetimi politikaları” olmazsa olmaz.
Bodrum’un geleceğinin; “seçim dönemleriyle değerlendirilmediği kentsel politikaları” belirleyip hayata geçirmek için daha ne bekliyoruz? Yeni bir seçim mi?
Bodurum’dan değil haaa, Bodrum’ dan ne köy olur ne de kasaba hele hele Turizm kenti aslaaaa oluyomazzzz
Nedeni senin de savunduğun benim de yıllardan beri savuna geldiğim Bodrum’ un sorunlarının çözümü endeskli ÇALIŞTAY
Bu çalıştayda kabul edilecek BÜTÜNCÜL
Planlama olmadan Bodrum adam olmaz.
Geçenler de bir masa başı muhabbetin de
bir turizm ci arkadaş
Bodrum’un kazanç listesinde 1-İnşaat, 2-İnşaat malzeme satışı 3-Turizm olarak aktardı.
Bu nedenle Bodrum planlamasının baş aktörü Bodrum Belediyesi’nin dışında inşaat izni veren ilgili bakanlıklar, TOKİ, özelleştirme dairesi gibi kuruluşlar ekarte olmadan bu işler yoluna girmez
Diğer bir konu ise Zalimcan’ın da dile getirdiği gibi turizm planlaması.
Bodrum’un turizm de en büyük rakibi Antalya, Antalya da spor turizm mi ile
Bodrum’a 3,5,10-0 fark atıyor.
Bu nedenle, de Bodrum yarımadasında ki
sata sata bitirilemeyen devlete ait arsalar
dan spor turizmini canlandıracak kadar arsa üzerinde planlama yapılarak
Bu arsalar üzerin de yapılacak spor sahaları ile Bodrum turizmi iyi bir ivme
kazanacaktır
Diye düşünüyorum
Bodrumun denizinden başka bir kalesi var.Deniz müzesi kapalı acaba bir Şehir müzesi bir Halikarnas müzesi bir içinde de vamlı Ney çalınan ( canlı olmasada olur)neyzen Tevfik müzesi olsa..Daha ilginç bir yer olmazmı ayrıca antik tiyatro gibi bir tiyatro ve çok kapsamlı kültüür merkezi (opera salonu tyatro oda müziği dinlenecek bir küçük salon ve galeri) Bunları yapmak çok mu zor??Bütün bunlardan daha kolay hemen olacsk birsey halikarnas balıkçısı ve neyzen tevfikli magnet …