Ceylan Hafriyat

Tarihin Yol Ayrımında: CHP, Butlan Ve Yeni Bir Siyasal Kuruluşun Zorunluluğu

Yayınlama: 22.07.2026
A+
A-

Aynı Çatı mı, Yeni Bir Yol mu? Türkiye İçin Zor Ama Kaçınılmaz tercih. Çünkü bazı yol ayrımları yalnızca partilerin değil, ülkelerin kaderini belirler.

Tarih bazen öyle anlar yaratır ki, verilen kararlar yalnızca bugünü değil, bir ülkenin kaderini belirler. İşte Türkiye bugün tam da böyle bir eşikte duruyor; alınacak karar artık bir parti tercihi değil, geleceğe dair bir yön tayinidir.

Siyasette bazı dönemler vardır; alınacak karar yalnızca bir parti tercihi olmaktan çıkar, ülkenin geleceğini etkileyen tarihsel bir sorumluluğa dönüşür. Türkiye bugün böyle bir eşikte.

CHP’deki “butlan” tartışması sadece hukuki değil; muhalefetin geleceğini ve iktidar değişiminin mümkün olup olmayacağını belirleyen siyasi bir krizdir.

Bu yüzden soru nettir:
Kalmak mı, ayrılmak mı?

İlk bakışta kolay görünen bu soru aslında karmaşıktır.

Bir görüşe göre CHP ne olursa olsun bölünmemelidir. Çünkü bu, yalnızca partiye değil, demokrasi mücadelesine zarar verir; muhalefeti zayıflatır, iktidarı güçlendirir. Bu kaygı ciddidir ve dikkate alınmalıdır.

Ancak diğer tarafı da görmek gerekir.

Bir parti yalnızca tabeladan mı ibarettir, yoksa onu var eden değerler, işleyiş ve toplumsal umut mudur?

Eğer bir partide iç demokrasi zayıflamış, meşruiyet tartışmalı hale gelmiş ve toplumun değişim beklentisi taşınamaz olmuşsa; sadece o çatı altında kalmayı “birlik” saymak ne kadar doğrudur?

Asıl soru şudur:

Birliği korumak, aynı çatı altında kalmak mıdır; yoksa ortak ilkeleri yeniden kuracak yeni bir irade oluşturmak mı?

Bugünkü tartışmanın özü budur.

Butlan süreci yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasidir. Muhalefetin enerjisini topluma değil, kendi içine yöneltmektedir.

Ekonomik kriz derinleşirken, gelir adaletsizliği artarken, hukuk tartışılır hale gelmişken ve gençler geleceğini başka ülkelerde ararken; muhalefetin iç tartışmalara sıkışması toplumla bağ kuramamaktadır.

Bu noktada ikinci soru ortaya çıkar:

Parti içinde kalmak gerçekten çözüm mü?

Elbette içeriden mücadele saygıdeğerdir. Ancak şu da sorulmalıdır:

Bu yapı gerçekten değişebilir mi, yoksa verilen mücadele mevcut durumu fiilen meşrulaştırıyor mu?

Bugün gelinen noktada, içeride kalmanın değişimi üretmekten çok mevcut tıkanıklığı sürdürme riski taşıdığı daha açık görülmektedir. Bu nedenle ayrılma seçeneği artık yalnızca bir tercih değil, ciddi biçimde değerlendirilmesi gereken bir sorumluluk haline gelmiştir.

Siyasette bazen kalmak, bazen ayrılmak cesarettir. Ancak bugün cesaret, alışılmış olanı sürdürmekten çok, yeni bir yol açmayı göze alabilmektir.

Yeni parti fikrine karşı çıkanların en büyük kaygısı bölünmedir. Bu anlaşılır. Ancak savunanların amacı yeni bir tabela değil; değişim iradesini ve iktidar hedefini yeniden örgütlemektir.

Başarıyı belirleyecek olan da sloganlar değil, ortaya konacak programdır.

Eğer yeni bir yapı; emeği önceleyen, gelir adaletini savunan, laik Cumhuriyet’i tavizsiz koruyan, hukukun üstünlüğünü esas alan,
parlamenter sistemi hedefleyen, üretim ekonomisini benimseyen,Bçevreyi ve yaşam hakkını merkeze alan, Türkiye’nin üniter yapısını tartışma konusu yapmayan, demokratik çoğulculuğu içselleştiren bir program ortaya koyabilirse, mesele “yeni parti” tartışmasını aşar ve gerçek bir siyasal alternatif haline gelir.

Bu nedenle asıl soru şudur:

Türkiye’nin gerçekten yeni bir umut merkezine ihtiyacı var mı, yoksa mevcut yapı bu görevi yerine getirebilir mi?

Cevabı zaman gösterecek.

Benim kanaatim şu:

Bugün gelinen noktada, mevcut yapının bu ihtiyacı karşılayamadığı giderek daha açık hale gelmektedir. Bu nedenle yeni bir siyasal başlangıç arayışı, yalnızca bir seçenek değil, güçlü bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır.

Bazen doğru yerde durmak için alışılmış alanların dışına çıkmak gerekir. Siyaset yalnızca geçmişe bağlılık değil, geleceğe karşı sorumluluktur.

Eğer mevcut yapı değişim talebini taşıyamıyorsa, onu sürdürmek de ülkeye haksızlık olabilir.

Bu nedenle karar kişisel değil; Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve güçlü bir iktidar alternatifine duyduğu ihtiyaç üzerinden verilmelidir.

Bu çağrı kimseye karşı değil, Türkiye’nin geleceği içindir.

Amaç ayrışmak değil, daha geniş ve daha güçlü bir demokratik birlik kurmaktır.

 

Bodrum Fiber İnternet
Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.