









ARENA HABER – Yaklaşık 628 hektarlık alanın geleceğini ilgilendiren davada zeytinlikler, tarım alanları, su kaynakları ve köylerin yaşam alanları tartışmanın merkezinde.
Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı ve çevresinde yıllardır devam eden çevre ve yaşam alanı mücadelesinde kritik bir aşamaya gelindi.
Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar’ın da aralarında bulunduğu bölgede toplam 679 parseli kapsayan acele kamulaştırma kararına karşı açılan davaların duruşmaları bugün Danıştay 6. Dairesi’nde görülüyor.
Acele kamulaştırmanın uygulanması halinde toplam 627,98 hektarlık alanın linyit madenciliği faaliyetlerinden etkilenmesi gündemde. Bölgede zeytinlikler, tarım arazileri, evler ve köylülerin yaşam alanları bulunuyor. Çevre örgütleri ve yöre halkı, madenciliğin su kaynakları ve ekosistem üzerinde de ciddi sonuçlar doğurabileceğini savunuyor.
DANIŞTAY DAHA ÖNCE YÜRÜTMEYİ DURDURMUŞTU
Davanın en önemli hukuki aşamalarından biri 28 Nisan 2026’da yaşandı.
İkizköy, Karacahisar ve Çamköy’de yaklaşık 200 parsel için açılan 96 davada Danıştay 6. Dairesi, acele kamulaştırma için gerekli acelecilik koşulunun ortaya konulamadığı gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına karar verdi.
Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi de daha sonra el koyma ve bedel tespitine ilişkin yargılamaları, Danıştay’daki iptal davaları kesinleşinceye kadar durdurdu.
Bu nedenle bugün Danıştay’da görülen süreç yalnızca arazi bedellerini değil, acele kamulaştırma işleminin hukuka uygun olup olmadığını ve kamu yararının nasıl değerlendirilmesi gerektiğini ilgilendiriyor.
AVUKAT CANGI: 7 KÖYÜN YAŞAM ALANI SÖZ KONUSU
Akbelen mücadelesinin avukatlarından Arif Ali Cangı, acele kamulaştırmanın uygulanması durumunda 7 köyü kapsayan 679 parseldeki zeytinliklerin, tarım arazilerinin, evlerin ve yaşam alanlarının linyit işletme sahasına dönüşeceğini belirtiyor.
Cangı, meselenin yalnızca mülkiyet ve kamulaştırma sorunu olarak değerlendirilemeyeceğini; insanların yaşam alanları, zeytinlikler, tarım, yeraltı suları ve bölgedeki ekosistemin birlikte ele alınması gerektiğini savunuyor.
Çevre örgütleri de aynı noktaya dikkat çekerek, kömür madenciliğinin genişlemesinin bölgedeki doğal ve tarımsal yaşam üzerinde geri dönüşü güç sonuçlar yaratabileceğini ileri sürüyor.
ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ TARTIŞMASI
Kamulaştırma sürecinin diğer tarafında ise Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin kömür ihtiyacı ve enerji arz güvenliği gerekçesi bulunuyor.
Buna karşı çevre örgütleri, Elektrik Mühendisleri Odası ve Makina Mühendisleri Odası tarafından hazırlanan teknik çalışmaya dayanarak Yatağan, Kemerköy ve Yeniköy termik santrallerinin devreden çıkarılmasının Türkiye ve Ege Bölgesi’nin elektrik arz güvenliğini olumsuz etkilemeyeceğini savunuyor.
Dolayısıyla Danıştay’ın önündeki dosyada iki ayrı kamu yararı yaklaşımı karşı karşıya geliyor: Bir tarafta enerji üretimi ve kömür ihtiyacı, diğer tarafta mülkiyet hakkı, tarım, zeytinlikler, su kaynakları ve yaşam alanlarının korunması bulunuyor.
COP31 ÖNCESİNDE DİKKAT ÇEKEN TARTIŞMA
Milas’taki gelişmelerin zamanlaması da dikkat çekiyor.
Türkiye, 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na ev sahipliği yapacak. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum aynı zamanda COP31 Başkanı olarak görev yapıyor. Resmî COP31 programında temiz enerjiye geçiş ile doğa ve biyolojik çeşitliliğin korunması temel çalışma alanları arasında gösteriliyor.
Bu nedenle Milas’ta linyit madenciliğinin genişletilmesi amacıyla yüzlerce parselin acele kamulaştırılması tartışması, Türkiye’nin COP31 sürecinde ortaya koyduğu yeşil dönüşüm ve iklim politikalarıyla birlikte değerlendiriliyor.
GÖZLER DANIŞTAY 6. DAİRESİ’NDE…
Akbelen’de bugün tartışılan mesele artık yalnızca birkaç parselin kamulaştırılması değil.
679 parsel, yaklaşık 628 hektar arazi ve bölgedeki köylerin geleceği söz konusu.
Danıştay 6. Dairesi daha önce “acelecilik” koşulunun ortaya konulamadığı gerekçesiyle yürütmeyi durdurmuştu. Şimdi gözler, davaların esası hakkında yürütülecek yargılama sürecinden çıkacak kararda.
Avukat Arif Ali Cangı ise Danıştay’ın 1997 yılında Bergama-Ovacık Altın Madeni konusunda verdiği kamu yararı yaklaşımına atıfta bulunarak, Milas için de yaşamı ve çevreyi koruyan bir karar verilmesini beklediklerini belirtiyor.
Akbelen’de verilecek karar yalnızca maden sahasının sınırlarını değil; zeytinin, toprağın, suyun ve köylerin geleceğine ilişkin hukuk mücadelesinin yönünü de belirleyecek.
Haber / Foto: Duran Öztürk