Cuma, Ocak 23, 2026

Çok Okunanlar

Benzer Gönderiler

İsviçre Ve Charlie Chaplin

 

İsviçre, gördüğüm ülkeler içinde en beğendiklerimden.

Dünyanın en zengin ve istikrarlı ekonomisine sahip, güvenlik ve gelir dengesi ile dünyanın en mutlu insanlarının yaşadığı ülkeler arasında ilk 5’te. Ayrıca dünyanın en pahalı ülkelerinden. Ülke ile ilgili detay bilgi isterseniz internette çok iyi videolar, anlatımlar var. Benim anlatacaklarım başka 🙂

İsviçre’ye gitmeden önce  araba kiraladık. İner inmez hava alanı  içinde kiralama yaptığımız şirkete gittik. İşlemler tamamlandı, arabayı almak üzere otoparka indik. Görevli bize anahtarımızı verdi. “Hibrit istemiştiniz ancak elektrikli “ dedi.

Yapacak bir şey yok, aldık. Araba sıfır, 17 km de. O zaman henüz Türkiye de elektrikli araba yoktu. Eşim arabayı çalıştırmaya çalıştı, yok, çalışmıyor, görevli gitti, otoparkta kimse yok, ne yapacağız derken meğerse çalışıyormuş sessiz olduğu için anlamamışız 🙂

Bizim için fazla sakin, sessiz, ulaşım kolay. Herkes kurallara uyduğu için trafikte bir sorun yok. Aslında hiçbir konuda sorun yok. Nasıl böyle?  Çünkü çocuklar daha yuva çağında karşıdan karşıya nasıl geçilir, yaşlılara nasıl yardım edilir, çöpler nasıl ve nereye atılır vs birçok şeyi öğrenmeye başlıyor. Ağaç yaşken eğiliyor yani.

En çok imrendiğim tabii ki adil ve adaletli bir ülke olması. Bunun olduğu yerde her şey, her konu düzgün ilerliyor.

Charlie C.’nin de son yıllarını bu kadar düzenli bir ülkede geçirmesi belki de tesadüf değil .

Malum denize kıyısı yok.  Çok fazla göl var göl kıyısına yakın bölgelerdeki üzüm bağlarını yürüyerek gezerken müthiş manzaralar eşliğinde değişik restoranlarda, değişik şarap ve peynirleri tadabilirsiniz.

Bulunduğu konum dolayısı ile beş ülke ye daha kolayca gidebilirsiniz. Komşuları; Fransa, Almanya, İtalya, Avusturya ve Liechtenstein. Tren, araba ve tekne ile gidilebilir.

Kalacak yerimizi Lozan olarak belirledik. Buradan araba ile günü birlik Zürih’e gideceğiz. 3,5 saat sürüyor. Yollar güzel , gayet rahat gittik. Zürih İsviçre’nin en büyük kenti. Dükkanlar, pazarlar, restoranlar. Güzel bir gezi oldu.

Dönüş yolundayız hava soğuk ve yağmurlu. Arabanın elektriği yola çıkmadan şarj edildi tabii ki. Ayrıca ne kadar şarj ile kaç km gidebileceğimizi biliyoruz. Ancaaak…

Otobanda 2 saat kadar gittik. Hava karardı, yağmur arttı hava soğudu. Silecekler çalıştıkça arabanın şarjının hızla bittiğini fark ettik. Cam açınca azalıyor, radyo çalışınca da.

Otoban boyunca şarj edilecek bir istasyon yok. Farları açtık, hoop indi şarj. Kalorifer açıldı şarj yine azaldı. Hem tedirginiz hem gülüyoruz. Hızımızı azalttık, sağa yanaşırken sinyal verince  şak şarj yine indi. Kalorifer dahil mümkün olan her şeyi kapattık. Eşim “ Fazla bavulları atalım ” dedi 🙂

Otoban da kalırsak ne yaparız diye düşünüyoruz. Yolda hiç bir tesis yok. İşaret yok. Bir yan yol gördük ama çıksak ve şarj istasyonu bulamazsak daha beter.

Yavaş gittiğimiz için diğer arabalardan selektörler, kornalar. Ucu ucuna Lozan’a vardık. Bir otoparkta şarj istasyonuna yanaştığımızda elektrik tamamen bitmiş biz de kısmen donmuştuk. Ne dediğimizi tahmin edersiniz. “Elektrikli arabamı, biz almayalım”.:)

İsviçre de kaç tane müze var biliyor musunuz? 1129 tane. Ben çok müze meraklısı değilim ne ile ilgili olduğuna bağlı olarak gezebilirim veya gezmem. Şimdiye kadar gördüğüm en olağanüstü müze, Vevey’de bulunan Charlie C.’nin müzesi. (Chaplin’s World Museum)

Charlie C. , sessiz film döneminden yazar, yapımcı, yönetmen ve besteci. Her bir özelliğinden Oscar almışlığı var. Traji komik karakter Şarlo’ nun yaratıcısı.

Londra’nın fakir bir semtinde doğan zor bir çocukluk ve gençlik geçiren Charlie C.‘nin hayatını anlatan film ( Charlie 1992) çok başarılı, tavsiye ederim. Dört evlilik yapmış ve 8 çocuğu olmuş.

Bir Amerika turnesinden sonra orada yaşamaya başlayan Charlie C.’nin siyasi düşüncelerini açık açık belirtmesi ve komünizm propagandası yaptığı iddiası yüzünden Amerika’ya girişi yasaklanmış ve ailesi ile İsviçre’ye yerleşmiş.

Ve bu çok renkli hayatı müzenin bahçesine adımınızı attığınız anda hissetmeye başlıyorsunuz. Müze dediğim yer Charlie C.’nin hayatının son 25 yılını ailesi ile geçirdiği 40 dönüm arazisi olan bir malikane.

Her bölüm, yaşarken kullanılan eşyalarla yenilenmiş.

Kullanılan masa örtüleri, çatal-bıçak , tabaklar aklınıza ne gelirse, sofra kurulmuş, odalardaki videolarda ailenin evde, bahçe de geçirdiği anları seyredebiliyorsunuz.

Her şey çok düzenli, düzgün, bir bölüm sanatçı, oyuncu arkadaşları ile geçirdiği zamanlarda ki büyük fotoğraflar ile dolu, tablo gibi büyükler. Kimileri stüdyo da çekilmiş fotoğraflar.

Özellikle büyük aynalar olan bir oda da Albert Einstein ‘nın da fotoğrafları vardı. Ve aile ile ilgili fotoğraflar, hepsi çok renkli çok canlı.

Müze için bahçeye giriş yaptığımızda sol tarafta büyük bir alan da tek katlı bir yapı vardı. Büyüklüğü 1350m2 imiş. Müze ‘den çıkınca doğru buraya gittik.

Hoop  bir sinema  salonunun içindeyiz, 30 kişi civarındayız, koltuklara oturduk, çok ihtişamlı, göz alıcı bordo kadife perdelerinin olduğu bir salon. Perde açıldı ve Şarlo’nun dünyasında gezmeye başladık, yaşadığı yerlerin, mekanların, sokakların gösterildiği 1 saat – 45 dakikalık bir film izledik. Sonra inanılmaz bir şey oldu!

Filmi izlediğimiz perde de açıldı, film de gördüğümüz sokaklardan biri önümüz de duruyor. Doğal olarak hepimiz koltuklarımızdan kalktık, basamaklardan çıkarak sahnedeki sokağın içine girdik. Çevirdiği ve biraz önce seyrettiğimiz film sahnelerinin içindeyiz.

Maketler, giyimlerinin, kıyafetlerinin, kendisinin ve ailesinin kullandığı eşyalar, o zamanın değişik eşyaları, sevdiği müziklerin çaldığı bir stüdyo, market, Charlie C.’nin içinde olduğu, zamanın kitapları, gazeteleri. Gezinin bittiği son bölüm ise Şarlo bibloları ve eşyalarının satıldığı bir hediyelik alanı. Her bölüm ayrı güzel ve büyüleyici idi.

Tekrar görmek ister miyim? İsterim.

Hiç üç saat süren müze geziniz oldu mu?

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Haberler