









Özellikle de son iki yıldır Türkiye siyasetinde bir kriz yaşanıyor.
2017’ den itibaren değiştirilen yönetim şekli adı her ne kadar başkanlık sistemi olsa da giderek tam anlamıyla otoriterleşmeye, tek adam yönetimine dönüştü. Kuşkusuz gerek ekonomi gerekse sosyal yaşamda oluşan sıkıntılar nedeniyle iktidar partisi ve saray çevresinde de bu krizin etkileri görünse de biz bu yazıda muhalefette oluşan krizi değerlendirmeye çalışacağız.
Bilindiği üzere sayamayacağımız çok nedenlerle ülkeyi yönetemez hale gelen iktidarın hukuk dışı uygulamaları, muhalefet eden her kesime yönelik baskıları yüzünden bir kez daha seçilme şansı kalmayan Tayyip Erdoğan’ı yeniden Cumhurbaşkanı seçtirebilmek için saray çevresi ve dış güçler akıl almaz senaryoları devreye soktular.
Yapılan tüm kamuoyu yoklamalarında uzak ara birinci çıkan Ekrem İmamoğlu’na yönelik operasyonlarla işe başlayıp en güçlü rakibi olarak gördüğü Cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu’nu ve yakın çalışma arkadaşlarını tutuklayıp cezaevlerine attılar. Yetmedi daha önceden hazırlanan bir sırayla belediye başkanlarına yönelik gece yarısı operasyonları, gözaltı ve tutuklamalarla tüm muhalefete gözdağı vermeye çalıştılar.
İtirafçıları, iftiracıları devreye sokarak öncelikle bir itibarsızlaştırma ve ardından korkutarak kimi omurgasız belediye başkanlarını yanlarına çekme oyunlarını sahneye koydular.
Yalnızca toplumu bilgilendirme görevi yapan gazetecileri, basın mensuplarını ve yazarları; halkı yanlış bilgilerle kışkırtma suçlamasıyla susturmaya çalıştılar. Değişik kanallardan baskılar yaparak CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i etkisiz muhalefet yapmaya, parti binasına hapsetmeye zorladılar. Denedikleri her yolda güçlü bir direnişle karşılaşan iktidar son çare CHP’nin içinde karışıklık, kaos ve kriz yaratma yoluna başvurdu. Ancak tüm bu baskı ve eylemler içerisinde kendini aşan bir performans gösteren Özgür Özel’in müthiş direnci ve kararlı mücadelesi, dik duruşu; iktidarı ve özellikle Erdoğan’ı paniğe sürükledi.
Her geçen gün biraz daha siyasallaşan yargı eliyle en sonunda CHP için ucube bir “mutlak butlan” kararı çıkartarak eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve avenelerini sahneye sürdüler.
Yapılan uygulamaların hukuki değil siyasi olduğu AKP içindeki önemli bir sessiz çoğunluk tarafından bile kabul görmüşken AK trolleri de arkasına alan Butlancılar, saraydan aldıkları talimatlar doğrultusunda CHP kadroları üzerinde kıyıma başladılar.
CHP İstanbul İl binası ve ardından CHP Genel Merkez binasına mafya artıkları ve polis eşliğinde girerek orada bulunanlara coplarla biber gazlarıyla müdahale edilmesini sağlayan sözde “altıok’çular” üstüne üstlük kendi partililerini ihbar etmeye, saray medyasını kullanarak itibarsızlaştırmaya çalıştılar.
Başta Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu ve diğer cezaevlerindeki yol arkadaşları üzerinden her türlü pazarlığı elinin tersiyle iten, sonuna kadar yoldaşlarının yanında duran Özgür Özel tüm bu ilkeli duruşu ve kararlı liderliğiyle süreci çok başarılı yönetmiş ve geniş halk yığınlarının sevgi ve güvenini kazanarak bir halk önderi haline gelmiştir.
CHP içerisinde yasal ve demokratik yollardan her türlü mücadele yöntemini deneyen ama sarayın talimatıyla her öneriyi geri çeviren Kılıçdaroğlu ekibi sonunda başka yol bırakmamış ve Özgür Özel önderliğinde YENİ PARTİ’ nin kuruluşu gerçekleşmiştir. Olağanüstü Koşullar, Olağanüstü Kararlar Gerektirir.
Geçmişte CHP’nin tüm olanaklarını kullanarak Milletvekili, Belediye Başkanı, Örgüt Yöneticisi olmuş kimileri siyaseti bir meslek gibi gördükleri için yeniden görev verilmediği anda yeni pozisyonlar ve biat edecekleri yeni güç odakları ararlar.
Şu an Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin yaptıkları bu değerlendirmenin de ötesinde tamamen kişisel hırs, çıkar ve ego tatminidir. Onlar İktidar için kullanışlı birer aparat olmayı kabul etmiş görevlilerdir. Birçoğunun da daha önce AKP’ye katılanlar gibi sümen altı edilmiş ya da edilmesi beklenen dosyaları vardır. Kimileri yargılanmaktan korktukları, kimileri eşlerinin iş durumları nedeniyle baskılara boyun eğmişlerdir.
Şimdi gelinen noktada yapılması gereken içine düşülen bu krizi fırsata dönüştürerek küllerinden yeniden doğma zamanıdır. Eğer Özgür Özel CHP Genel Başkanı olsa yine şu an saraya hizmet eden o köhnemiş kadroların, çıkar güruhunun direnci ve engelleriyle karşılaşırdı. Oysa YENİ Partide yeni bir program ve yeni kadrolarla bu ayrık otlarını temizleme, safralardan kurtulma şansı ve fırsatı doğmuştur.
Ana Ocağı, baba Ocağı türünden duygusal serzenişlere aldanmadan, “altıok’tan vazgeçmeyiz, CHP’yi bırakmayız” gibi muhafazakar söylemleri dikkate almadan “tabanın söz ve karar sahibi olduğu” , tabandan yukarıya doğru örgütlenen, siyaset baronlarını barındırmayan, kişisel hırs ve egolarını öne çıkaran, siyaseti bir meslek haline getirmiş tiplere prim vermeden yol yürümek gerekiyor.
An itibariyle Özgür Özel, topluma bu güveni vermiş, samimiyet testinden geçmiştir.
Kuşkusuz yeni kurulan parti de bir kitle partisidir ve çok zor koşullarda siyaset yapmak zorunda bırakılmıştır. Bu nedenle bu parti içerisinde de yanlış insanlar, kirli siyasetçiler zamanla kendilerine yer tutmaya çalışacaklardır.
Ancak yalnızca sosyal demokrat tabanda değil, mevcut saray yönetimine karşı olan tüm muhalif kesimlerde karşılık bulan bu partinin ve Özgür Özel’in artık yanlış ya da hata yapma lüksü yoktur. Bu tür miadını doldurmuş asalak siyasetçilere fırsat ve imkan verilmemelidir.
Kendini Genel Başkan sanan Kılıçdaroğlu ve onun açtığı alanda kendilerine yer bulmaya çalışan Butlancılara harcanacak enerjiyi yeniden örgütlenme, iktidar yolunda yeni bağlaşıklar oluşturmaya harcamak daha doğru olacaktır. Çıkılan bu yolda mücadele, yalnızca eski CHP’lilerin, sosyal demokratların vereceği bir mücadele olmaktan çıkmıştır. Özgür Özel’in de sıkça yinelediği gibi her kesimden demokrat insanların, kirlenen siyasetten uzak durmaya çalışan yorgun demokratların, solcuların, sosyalistlerin, devrimcilerin, bu tek adam yönetimine karşı olan tüm yurtseverlerin ve hatta kararsız kalıp şimdilik CHP de kalanların da iktidar mücadelesine katılmaların sağlamak için inatla ve ısrarla mücadele etmek gerekiyor.