Cuma, Şubat 6, 2026

Çok Okunanlar

Benzer Gönderiler

Sıra Dışı Bir Karakter

Uzun zamandır tanıdığım, sohbetini sevdiğim; Çok zeki, hoş sohbet, esprili biri var. Kendiyle çok dalga geçer. Müthiş bir hayal gücüne sahip. Çok fazla ve değişik rüyalar görür, çok ta güzel anlatır, güldürür.

Bir zaman sonra, sanırım rüyalarının da etkisiyle, “Kısa Hikayeler“ yazmaya başladı. Gerçekten çok değişik, şaşırtıcı hatta bazıları şok ediciydi.

Bunlardan bir tanesi;

ÇANTA

Seksen dört tane markalı çantası vardı. Pahalı olmaların önemi yoktu eşi de ailesi de zengindiler. Çantalarını kutularından çıkarır, bakar tekrar yerleştirirdi. Bunu da haftada en az üç kere yapardı.

Seyahat ettiği ülkelerden aldıkları da otuzu bulmuştu. Yani toplamda yüz on dört tane çantası vardı.  Ama yine de önünde durduğu vitrinden gözünü alamıyordu.

 Bu, şimdiye kadar gördüklerinden çok farklıydı. Rengine bayılmıştı. Alt kısmı koyu kahverengiydi, yukarı doğru kat kat açılıyor, krem rengine dönüyordu. Sap kısmında biten, büyükçe spor bir çantaydı. Adeta aşık olmuştu. Bunu alması şarttı.

Sık geçtiği işlek caddede bu vitrini daha önce fark etmemiş olması şaşırtıcıydı, On tane çantanın sığabildiği minik bir vitrindi. Mağazanın kapısı ise yan sokaktaydı.

Koşar adımlarla gitti, kapıyı iterek içeri girdi. İçerisinin bu kadar büyük olmasına çok şaşırdı. Dışarıdan hiç belli olmuyordu.

Kibar görünümlü, güler yüzlü bir kadın karşıladı. Arka taraftan gelen adamı da eşi olarak tanıttı.  Birlikte çalışıyorlardı.

Vitrindeki çantayı hemen görmek istiyordu.

Adam;  “Arka tarafta müşterilerimiz için bir mini kafemiz var. Size bir şey ikram edelim, ben çantayı hemen getiriyorum” diyerek uzaklaştı.

 Kadın, karısıyla birlikte  küçük bir masaya oturdu. Konuşkan ve cana yakın bir kadındı.

Kahvelerini içerlerken adam çantayı getirdi. Kadın hemen aldı okşar gibi ellerini üzerinde gezdirdi. Yumuşacıktı. Derisi nefisti. Çok ince bir işçilikle yapılmıştı.

Adam “Bütün çantalar bizim imalatımızdır. Her model tektir ikincisi yapılmaz” dedi.

Kadın çantayı inceliyordu çok değişik, büyüklüğüne göre oldukça hafifti. “

Bunun fiyatı nedir?” diye sordu.

Rakamı duyunca rengi soldu. Şimdiye kadar hiçbir çantasına böyle bir para ödememişti. “Bu şimdiye kadar duyduğum en yüksek rakam” diyebildi.

“Evet, fakat bu çantaya çok emek verildi. Renkleri koyudan açığa götürebilmek için dört ayrı deri kullandık.  Ayrıca unutmayın, bu model sadece sizde olacak.”

Kadının çaresi yoktu, bu çanta takıntısı onu iyiden iyiye ele geçirmişti. Kartını çıkarttı. Adam hemen, “Biz, sadece nakit kabul ediyoruz” dedi.

Kadın; “İyi ama kimse üzerinde bu kadar nakit taşımaz” diye itiraz edince, “Yarın akşama kadar size ayırırız” dediler.

Kadın evine döndü ve bütün gece çantanın güzelliğini anlattı, evdekilerin içine sıkıntı bastı.

Ertesi gün önce bankaya sonra mağazaya koştu, çantası paketlenmiş onu bekliyordu. Sabırsızlıkla ödemesini yaptı.

“Yeni modellerimiz iki hafta içinde çıkacak görmek isterseniz size haber veririz” dediler.

“Çok memnun olurum. Seçilmeden görmek isterim “ diyerek veda etti.

 Her gün yeni çantasını kullanıyor hiç yanından ayırmıyordu.

İki üç hafta sonra bir telefon geldi.

“Mağaza sahibi hanım, yeni modellerimiz hazır”. O günkü işlerini erteleyerek hemen gitti. Çayını içerken getirilen altı tane çantayı inceliyordu. Hepsi birbirinden güzeldi.

“Bu gidişle bütün paramı size yatıracağım galiba “ diye güldü.

Birden başı döndü.

Bir kuyunun dibine doğru çekiliyormuş gibi yere çöktü.

Düşmemesi için kollarından tuttuklarını hissetti.

Sonra her yer karardı, nefesi kesildi, ağzından köpükler taştı, titredi ve hareketsiz kaldı.

Adam karısını bulmak için ortalığı ayağa kaldırdı. Her taraf, her gün, haftalarca arandı. Hiçbir ize rastlanmadı.

Kadının bahsettiği dükkan boştu, çevredeki diğer iş yerleri o mağazanın uzun zamandır boş olduğunu söylediler.

Aradan aşağı yukarı üç ay geçmişti kadının cesedi ormanda, bir çukurun dibinde bulundu.

Otopside zehirlenerek öldürüldüğü anlaşıldı ama vücudunun büyük bir bölümünde, derisinin neden yüzüldüğü anlaşılamadı.

                                               ….…..

Bir gün “Kitap yazacağım “ dedi.  “Aaa ne güzel, bravo, yaz tabii” dedim. Bir yandan da düşünüyorum, kitap yazmaya karar vermek iyi cesarette, yapabilmek başka bir şey.

Bu konu ile ilgili bir eğitim, sıkı çalışma, bilgi toplama vs bir sürü yapılması gereken konu var diye düşündüm. Nasıl yapacak?

Yaptı. Hem de kendi başına. Kimseye bir şey sormadan.

Yüz sayfalık, Mars’ta geçen bir kitap yazdı. Hayatımda, bu kadar absürd, eğlenceli, sesli kahkahalar atarak güldüğüm bir kitap olmadı.

Hikayeleri yazdığında 68 , kitabı yazdığında 70 yaşındaydı.

Şu anda 81 yaşında. Vee bu eğlenceli, sıra dışı kadın, benim annem. 🙂

 

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Haberler