Pazartesi, Ocak 12, 2026

Çok Okunanlar

Benzer Gönderiler

Toprağına, Havasına, Suyuna Sahip Çıkanların Mücadelesi

Akbelen Ormanı bugün bir kez daha tarihe not düşülecek bir güne sahne oldu. Ne yazık ki bu kez mesele ağaçların kesilmesi değildi; toprağına sahip çıkanların, doğayı savunanların yargılanmasıydı. Milas Adliyesi’nde görülen davada verilen karar, Türkiye’nin çevre mücadeleleri tarihinde yeni ve acı bir sayfa açtı.
Yıllar boyunca Akbelen’de yalnızca bir orman savunulmadı; bir yaşam biçimi, bir nefes hakkı, bir memleket sevgisi savunuldu. Çünkü Akbelen mücadelesi, herhangi bir ağacın, bir tepenin ya da bir patikanın hikâyesi değildir. Bu mücadele, toprağına, suyuna, havasına sahip çıkan yurtseverlerin, vahşi kapitalizmin hoyrat uygulamalarına karşı verdiği onurlu bir direniştir.
Sermayenin sınırsız iştahı ile yaşam alanlarını korumaya çalışan halkın çarpıştığı bu büyük çelişki, bugün mahkeme salonunda yeniden kendini gösterdi. Ferah Gümüş ve Güven Göknar hakkında “görevi yaptırmamak için direnme” suçundan verilen beş aylık hapis cezası, yalnızca iki kişinin cezası değildir; bu karar doğayı savunan herkese verilen bir mesaj niteliği taşımaktadır.
Fakat tarih gösteriyor ki, doğasını savunanlar hiçbir zaman bu mesajlardan korkmamış, geri adım atmamıştı.
Akbelen’in Sessizliği, Bir Milletin Vicdanıdır
Akbelen’de kesilen ağaçların sesi nasıl ki tüm ülkeye yayıldıysa, bugün yargılanan çevre savunucularının sessiz ama vakur duruşu da benzer bir etki yaratmıştır. Çünkü Akbelen yalnızca bir orman değildir; adalet, hukuk, eşitlik ve yaşam hakkı mücadelesinin sembolü haline gelmiştir.
Buradaki duruş, devletin yurttaşını ve doğasını nasıl koruması gerektiğinin hatırlatmasıdır.
Buradaki direniş, “Bu memleket sahipsiz değildir” diyenlerin vicdanıdır.
Bugün mahkeme salonunda yalnızca iki kişi değil, tüm bir çevre hareketi yargılanmıştır.
Ve yine bugün aynı salonda, halkın doğasına sahip çıkma iradesi değişmeyen bir kararlılıkla varlığını korumuştur.
Toprak, Siyasetin Değil, Yaşamın Konusudur
Bu ülkede siyaset çoğu zaman betonun, rantın ve çıkar gruplarının gölgesine sıkışırken; halk toprağın, suyun ve havanın gerçek sahipliğini hatırlatmaktadır. Akbelen, bu anlamda bir yüzleşme alanıdır.
Bir yanda yaşamı savunanlar, diğer yanda kârı önceleyenler…
Buradaki temel tartışma şudur:
Toprak bir ekonomik değer midir, yoksa çocuklarımıza bırakacağımız bir yaşam mirası mı?
Akbelenliler bunun cevabını yıllardır sahada, bugün ise adliye koridorlarında vermeye devam ediyor.
Mücadele Biter mi?
Hayır. Çünkü Toprak Yaşamdır.
Bugün verilen ceza, mücadeleyi durduran değil, tersine güçlendiren bir karar olmuştur. Akbelen savunucuları hiçbir zaman yalnız olmadı, bugün de değildir.
Bu mücadele bir bireyin, bir grubun ya da bir siyasi görüşün değil;
bu toprağın üzerinde yaşayan herkesin mücadelesidir.
Çünkü bir ülkenin gerçek sahipleri, toprağına, havasına, suyuna sahip çıkanlardır.
Yurtseverlik tam da budur.
Ve vahşi kapitalizmin tüm baskıcı politikalarına rağmen bu ülkenin vicdanı hâlâ dimdik ayaktadır.
Son Söz…
Akbelen, Yalnızca Bir Orman Değil; Bir Vicdanın Adıdır**
Bugün Milas Adliyesi’nde verilen karar, mücadeleyi bitirmedi; aksine hakikat ile adaletsizlik arasındaki farkı daha da belirgin kıldı. Akbelen, bu ülkenin evlatlarının toprağına nasıl sahip çıktığının en açık göstergesidir.
Bu mücadele dün vardı, bugün var, yarın da var olacaktır.
Çünkü yaşamı savunmak, hiçbir baskıyla susturulamayacak kadar güçlü bir hakikattir.
Akbelen Mücadelesi Yalnız Değildir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Haberler