Çarşamba, Ocak 14, 2026

Çok Okunanlar

Benzer Gönderiler

Bu Ülke Anne Gözyaşlarıyla Sulanıyor…

Bu Ülke Anne Gözyaşlarıyla Sulanıyor
Anneler Adalet Beklerken Yaşlanıyor

Bugün güne ağlayan annelerle başladık.
Bu ülkenin toprakları, her geçen gün biraz daha anne gözyaşlarıyla sulanıyor.

Yeşim Akbaş dosyasının bugünkü duruşmasında, adliye çıkışında annenin feryatları benim yüreğimi dağladı. Adalet arayışı, bir annenin sesinde yankılandı; tıpkı Rojin Kabaiş’in babasının, Pınar Sevim’in ailesinin yeri göğü inletmesi gibi.

Başka bir anne; tutuklu olan ve sağlık sorunları nedeniyle ameliyata alınan Murat Çalık için gözyaşlarına boğuluyordu. Bir yanda cezaevi kapısı, diğer yanda hastane koridoru… Bir anne için evlat acısının adresi değişiyor ; acının kendisi aynı kalıyor.

Ve biliyoruz ki…
Şu anda bu ülkede, bizim tanık olmadığımız ama sayısı azımsanmayacak kadar fazla olan başka anneler de var.
Adliye önlerinde, hastane koridorlarında, morg kapılarında;
çocuklarının mezarı başında, saçları yerine taşları okşayan aileler var, analar var…
“Adalet” diye ağlayan anneler.

Ne oluyor bize?
Biz ne yaşıyoruz?
Bazen hayretler içinde kalıyorum; hem bu ülkeye, hem de kendimize.

Üstelik bugün yine bir güne kadına yönelik şiddetle başlamışken…

İstanbul Kartal Anadolu Adalet Sarayı’nda, (özellikle yazdım yerin adını)bir Cumhuriyet Savcısı, eski eşi olan kadın hâkimi silahla vurdu.
Haber metni sıradan; kısa, soğuk, resmi ama gerçek ve bu
gerçek, tüm çıplaklığıyla bir şamar gibi çarpıyor yüzümüze.

Çünkü bu, “kadının hakkını savunması gereken” bir makamın temsilcisinin, eski eşine uyguladığı şiddet.

Soru çok net:
Eğer bir savcı, eski eşine silah doğrultabiliyorsa; kadınlar bu ülkede nerede güvende?

Kadınlar artık sadece evde ya da sokakta değil;
adliyede bile güvende değil.Bu nasıl bir çelişki!!

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin,
6284 sayılı yasanın etkin uygulanmamasının,
cezasızlığın ve suskunluğun yarattığı iklim tam olarak budur. Türkiye, şiddet ve cezasızlık sarmalında vicdanıyla yüzleşmeli artık.

“İstanbul Sözleşmesi yaşatır” derken boşuna söylenmiyordu.
Bugün yaşadıklarımız, bu sözün neden hayati olduğunu bir kez daha yüzümüze çarpıyor.

Şiddetle beslenen bir kısır döngünün içindeyiz.
Ve bu döngü kırılmadıkça,
anne gözyaşları bu topraklardan, aileler adliye koridorlarından eksilmeyecek.

Bir ülke, anaların gözyaşıyla sulanmamalı.
Hiçbir ana, evladını toprağa verme acısına katlanmak zorunda kalmamalı.

Bir hukuk düzeni, annelerin feryadıyla var olamaz.
Adalet; ağlayan annelere “sabır” değil,
hakikat, güven ve güvenlik borçludur.

Sağ kalırsak, görüşmek dileğiyle…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Haberler