Perşembe, Ocak 29, 2026

Çok Okunanlar

Benzer Gönderiler

Rojin=Tuba, Pınar=Gözde, Ayşe=Durdona / Cinayetler Tekerrür Ediyor!

“Bedeni yüzüstü dere kenarında bulundu” cümlesini okuduğum an dizlerimin bağı çözüldü. 15 yaşındaki Tuba Dinç. Bir çocuk. Akşam evden çıktı ve bir daha dönemedi. Kütahya Gediz’de, dere kenarında yüzüstü bulundu. “Şüpheli ölüm” dediler. Bir cümleyle geçiştirdiler. O cümlenin içinde bir annenin hayatı paramparça oldu.

Oysa “su hayattır” derdik. Şimdi su, bu ülkede ölüm taşıyor. Sanki su, hayat olmaktan çıkıyor; istemediğimiz bir gerçeği yüzümüze vuruyor. Ne acı! Derelerden, göllerden, denizlerden çocuk ve kadın bedenleri toplar olduk. Tıpkı Rojin Kabaiş gibi…
Rojin geldi aklıma. Van Gölü’nün kenarında, 18 gün sonra, yüzüstü yatan o beden… Yüzüstü… Sessiz… Cansız… Yalnız.

15 Ekim 2024’ten beri dosya hâlâ soruşturma aşamasında. Ne bir sanık, ne net bir cevap. Baba Nizamettin Kabaiş, kızının adını ayakta tutmak için hâlâ mücadele ediyor. Devletin yapamadığını bir baba omuzluyor. Gözleri çökmüş, sesi kırık, yorgun… Ne acı! Kızının yeniden can bulmasını değil, alt tarafı katillerin bulunmasını istiyor. Bütün ülke onu tanıdı. Ama güle oynaya üniversiteye götürdüğü yavrusu Rojin’i kim öldürdü, hâlâ bulamadı.
Yetiyor mu? Yetmedi mi?

26 yaşındaki Gözde Akbaba… Sokak ortasında, “Anne!” diye bağıracak kadar çaresiz… Kaçmaya çalışırken korkudan titreyen Gözde’nin yardım çığlıkları ve yere yığılırken çıkan o son kelimesi: “Anne.”

O çığlığı bir kez duyanın içinden çıkması mümkün değil. Şikâyetleri vardı. Kapı kapı dolaştı. Anlattı. Yalvardı belki de, kim bilir; “Beni koruyun! Ecelim ensemde!” dedi. Ama kâğıt üstündeki kararlar onu hayatta tutmaya yetmedi.Katili arkasında kovalarken,
“Polis çağırın!” dedi. Duyuldu belki, ama korunmadı. “Ambulans çağırın!” dedi, çağıran olmadı.

Şimdi o görüntüler kaldı geriye… Ama ne büyük bir acıdır ki: Bu görüntüler internetten asla silinmeyecek. Bu çığlığın defalarca dinletilmesi, o anların seyredilmesi, paylaşılması, tıklanması bitmeyecek. Ve o aile… Her karşılarına çıktığında neye yanacaklar? Evlatlarının yokluğuna mı, çığlığına yetişemediklerine mi, yoksa herkes izlerken kimsenin onu korumadığına mı? Tıpkı Pınar Sevim’in ailesi gibi… Pınar da kocasından kaçtı ama kurtulamadı.

O çığlığı duyan bir insanın,o kaçışı gören bir annenin bir daha eskisi gibi olması mümkün mü?

O çığlık paylaşıldı. Gök kubbede yankılandı, bu anaların yüreği de o çığlıklarla, o yardım dileyen seslenişlerle dağlandı. Hangi can dayanır ki katilinden kaçan ama kaderinden kaçamayan bu pırıl pırıl, genç, bahar gibi çiçek açan kadınların yardım çığlıklarına ama kurtarılamayışlarına?

İstanbul Şişli’de bir çöp konteynerinde bulunan Durdona Khokimova… Yine bir kadın bedeni poşetlere konuldu, çöpe atıldı. Biz buna “vahşet” dedik. Ama bu, vahşetin ötesinde bir çürüme. Ayşe Tokyaz gibi…

Her olaydan sonra aynı cümleler: “Soruşturma sürüyor.” “İhtimaller değerlendiriliyor.”
Ama kaybedilen hep aynı: Çocuklar. Kadınlar. Ve içimizde kalan son inanç kırıntıları.
Rojin’den Tuba’ya, Pınar’dan Gözde’ye, Ayşe’den Durdona’ya ve adı hiç duyulmayanlara kadar… Bu ölümler sadece can almıyor. Bizi de öldürüyor. Yavaş yavaş.
Bugün hepimiz biraz öldük.
Ama susarsak, bir sonrakini de biz öldürmüş olacağız.
Bunu kabul etmiyorum. Buna alışmıyorum.
Ve soruyorum: Bu ihmallerin hesabını kim verecek?
Şunu kabul edin artık ;bu kadınları sadece katiller değil sistem öldürüyor.Suç ortağı olmayın.
Alışmayacağız. Alıştırmayın.
Başka bir yazıda bir araya gelinceye kadar iyi bakın kendinize.

Arena Haber
Arena Haber
Bodrum'un Güncel, İlkeli ve Güvenilir Haber Sitesi...

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Haberler