Bodrum Fiber İnternet

Yargısız İnfazın Ekran Yüzü: Hiçbir Şey Yanına Kâr Kalmıyor

Yayınlama: 20.05.2026
A+
A-

Türkiye yakın tarihinin en büyük sorunlarından biri yalnızca hukuksuzluk değildi. O hukuksuzluğu alkışlayan, meşrulaştıran ve ekranlardan topluma pazarlayan medya düzeniydi. Rasim Ozan Kütahyalı, bu düzenin en görünür figürlerinden biri oldu.

Yıllarca televizyon ekranlarında insanları hedef gösteren, haklarında kesinleşmiş yargı kararı olmadan suçlu ilan eden, itibarsızlaştıran bir dil kullandı. Bu yalnızca siyaset alanında değil, spor dünyasında, gazetecilikte ve toplumsal yaşamın birçok alanında tekrarlandı.

Bir dönem Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde insanlar daha mahkeme önüne çıkmadan “vatan haini”, “darbeci”, “örgüt üyesi” ilan edildi. Sonradan büyük kısmının kumpas olduğu ortaya çıkan dosyalar üzerinden insanlar yıllarca cezaevinde kaldı. O günlerde ekranlardan yükselen en sert seslerden biri yine Rasim Ozan Kütahyalı idi.

FETÖ’nün devlet içindeki örgütlenmesinin en güçlü olduğu yıllarda aynı çizginin medya taşıyıcılığını yaptı. O dönem kurulan korku ikliminde, farklı düşünen herkes hedef haline getirildi.

Sonra dönem değişti.

Bu kez hedefte CHP’li belediyeler, muhalefet temsilcileri, gazeteciler ve farklı sesler vardı. Yargı süreci tamamlanmadan insanlar suçlu gibi sunuldu. Operasyon dili, televizyon ekranlarından siyasetin aparatı haline getirildi.

Ama mesele yalnızca siyaset de değildi. Spor dünyasında da benzer bir üslup hakimdi. Futbolcular, teknik direktörler, kulüp yöneticileri hakkında ölçüsüz ithamlar yapıldı. İnsanların emeği, kariyeri ve itibarı ekran polemiğine dönüştürüldü. Reyting uğruna aşağılayıcı, küçümseyici ve saldırgan bir dil normalleştirildi.

En acı tarafı ise şuydu: Gazetecilik; araştırmak, sorgulamak ve gerçeği ortaya çıkarmak yerine, insanları peşin hükümle mahkûm eden bir gösteriye dönüştü.

Bugün ise hayatın sert gerçeği başka bir tablo ortaya koyuyor. Bir dönem başkaları hakkında hiçbir hukuk ilkesini önemsemeyenler, bugün aynı hukuk güvencesine ihtiyaç duyuyor. Bir dönem masumiyet karinesini hiçe sayanlar, bugün “yargı sonucu beklenmeli” demek zorunda kalıyor.

İşte hayatın ironisi tam burada başlıyor. Çünkü hiçbir şey sonsuza kadar örtülemez. Hiçbir medya gücü, hiçbir siyasi koruma, hiçbir ekran desteği insan vicdanının ve toplumsal hafızanın üstünü tamamen kapatamaz.

Bugün birçok insanın söylediği şey öfke değil, bir hafıza cümlesidir: “Yaptıkları yanına kâr kalmadı.” Bu bir intikam duygusu değil; yıllarca yargısız infaza uğramış insanların içindeki adalet arayışının dışa vurumudur.

Ancak yine de unutulmaması gereken temel ilke şudur: Hukuk herkese lazım olur. Dün yanlış yapanlar için de bugün adil yargılama hakkı geçerlidir. Çünkü hukuk kişilere göre uygulanmaya başladığında, bir gün herkes o çarkın altında kalır.

Fakat aynı zamanda toplumun da unutmadığı bir gerçek vardır: İnsanların hayatıyla, itibarıyla ve onuruyla oynanan hiçbir dönem sonsuza kadar cezasız kalmaz.

Ve bazen hayat, en büyük cevabı yıllar sonra verir.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.