Ceylan Hafriyat

Biz Senin Bodrum’una İyi Bakamadık Çocuk

Yayınlama: 09.09.2026
A+
A-
Yıldız Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden mezun olduktan sonra, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde Sit Koruma Planlaması, Helsinki Teknik Üniversitesi'nde Kentsel Tasarım alanlarında lisansüstü eğitim aldı. Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde "Turizm Alanları Planlaması" konulu doktora tezini tamamlayarak şehircilik ve planlama alanındaki akademik çalışmalarını derinleştirdi. Belediyecilik, serbest şehir plancılığı ve yaklaşık 30 yıllık akademik kariyeri boyunca kent planlama, kentsel koruma, turizm alanlarının planlanması, imar hukuku ve kent yönetimi konularında eğitimler verdi; çok sayıda akademik çalışma, imar planı ve belediye danışmanlığına imza attı. Uludağ Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nden emekli olan Dr. Özyaba, halen köşe yazarlığı ve imar hukuku danışmanlığı yapmaktadır. Evli ve dört çocuk babasıdır.

Bir gün baktık,

Bardakçı’nın su satıcısı susmuş.

Değirmenin buğday kokusu uçmuş.

Süngerci ölmüş.

Ağ ören ihtiyarın iskemlesi boş.

Çocuğun başının üstünde incir ağacı yok.

Mandalin bahçesinin yerinde
demir bir kapı

“Özel Mülktür. Girilmez.”

İşte en çok ona içerledim.

Çünkü çocukken
bütün Bodrum’a girebilirdik biz.

Denize girerdik.

Bahçeye girerdik.

Komşuya girerdik.

Birbirimizin hayatına bile
kapıyı çalmadan girerdik.

Şimdi her yerde kapı.

Her yerde duvar.

Her yerde şifre.

Bir tek Myndos kapısının
anahtarı yok artık.

Bazen akşamüstü
Yokuşbaşı’ndan aşağı bakıyorum.

Deniz hâlâ orada.

Gökyüzü de.

Martılar arsız arsız bağırıyor yine.

Güneş aynı gülümsemede.

Ama insanın içine
bir kurt düşüyor:

Bir kent ölünce
denizi kalır mı geriye?

Kalıyor efem kalıyor.

Denizi kalıyor.

Taşları kalıyor.

Bir iki yaşlı incir ağacı…

Bir fotoğrafın kenarında
gülümseyen insanlar…

Bir de bizim gibi
hatırlamak illetine tutulmuş birkaç kişi.

Onlar anlatıyor işte:

Burada bir sokak vardı.

Burada çocuklar oynardı.

Burada bir süngerci otururdu.

Burada mandalin kokardı.

Burada herkes birbirini tanırdı.

Burada Bodrum vardı.

Şimdi yine Bodrum yazıyor bir tabelada.

Ama bazen insan
bir ismi söyleyince
o şey geri gelmiyor.

İşte o zaman
denizci peksimetlerini ıslatan
o eski gayıklardan
bir ay ışığı kokusu çöküyor bağrıma…

Gözümü kapatıyorum.

Bir çocuk koşuyor
yamalı pantolonuyla kayaların arasından.

Bir kadın sesleniyor ardından:

“Uzağa gitme gel gari…”

Çocuk dönüp bakmıyor.

Koşuyor.

Koşuyor…

Sanki birazdan
eski Bodrum’un içinden çıkıp
bugüne varacak.

Ben de ardından seslenmek istiyorum kısık bir çığlığımla

Gelme çocuk.

Koşma bu tarafa.

Sen orada kal.

Çünkü biz senin büyüdüğün Bodrum’a

Pek iyi bakamadık.

Share and Enjoy !

Shares
blank
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.