Bizim eve bir misafir geldi…
Ama öyle çay kahve içip kalkacak türden değil. Hollanda’dan ithal, kökleri kültürlü, kendisi aristokrat: Lale soğanı.
Beş tane soğan hem de kırmızı açacakmış. En sevdiğim renk . Gelir gelmez dikmeden önce buzdolabına kondu. Soğuk severmiş.
Halbuki biz dedik ki “Hoş geldin, burası Bodrum. Güneş bol, manzara şahane, biraz da tuzlu meltem var.” Dedik ama bu sene de bu aylar kışa daha yakın …
Hemen araştırmaya başladık. Trüflü toprak olmalı ve altı delikli saksı. Fazla su da sevmezmiş. Biz tabi hevesliyiz. Toprağı hazırladık, özenle diktim.
Beş adet soğan 10 cm aralıklarla dikildi. Ancaak bu arada öğreniyoruz ki toprağa dikilmesi kasım-aralık aylarında olmalıymış. Öğlene kadar güneş, öğleden sonra gölge severmiş. Mart’ta da çiçek açarmış.
Bize ne zaman geldi? Martta. Yapacak bir şey yok, deneyip göreceğiz. Sabah akşam kontrol… Resmen çocuğumuz gibi.
Komşu sordu: “Çıktı mı laleler?” Dedim: “Yok, henüz jet-lag’te.” Sanırım 3-4 gün geçti, hiç hareket yok. Dedik jet-lag
geçmiştir, tatilde.
Sonunda iki yeşil filiz göründü, yaşasın çok sevindim. Toprağı biraz kuru gibi geldi, biraz su verdim. Vermez olaydım, çok su sevmiyor denmedi mi?..!!?^#
Yok işte , bekledim bekledim belki tekrar çıkar diye. Laleler de bir daha hareket olmadı.
Aklımda Lale’nin çıkış noktası Osmanlı diye kalmış. Değilmiş. Lalenin anavatanı Orta Asya. Özellikle bugünkü Kazakistan, Kırgızistan ve çevresindeki dağlık bölgelerde yabani türleri doğal olarak yetişiyor.
Lale, aslında Hollanda’dan çok daha önce “Türk coğrafyasına yakın” bir bitki. Osmanlı’ya gelişi ise Selçuklular ve ardından Osmanlı
döneminde oluyor. Özellikle İstanbul’da lale ciddi bir kültür haline geliyor. Hatta 18. yüzyılda yaşanan Lale Devri bunun zirvesi: Saray bahçeleri lalelerle dolu, özel türler yetiştiriliyor, adeta bir “lale modası” var.
Az gitmedik İstanbul’da Emirgan Korusu Lale Festivaline. Ama işin ironik kısmı şu: Laleyi Avrupa’ya götüren de Osmanlı. 16. yüzyılda
diplomatlar aracılığıyla lale soğanları, Hollanda başta olmak üzere Avrupa’ya gidiyor. Hollandalılar da işi büyütüp bugün dünyanın lale merkezi haline geliyor.
Yani benim Bodrum’da tutturamadığım lale var ya…
Aslında “bizden çıkma”, Avrupa’da kariyer yapıp geri gelmiş bir gurbetçi. İlk raundu lale aldı ama Bodrum’da güneş yakar, sabır
kurutur, inat filiz verir.
İkinci sezonda kim kimi yetiştiriyor, göreceğiz.