Ceylan Hafriyat

Yönetmelik Mi? Turizmi Tasfiye Planı Mı?

Yayınlama: 09.03.2026
A+
A-

Bodrum Ticaret Odası’nda ve ardından Nurol Kültür Merkezi’nde yapılan yangın yönetmeliği toplantıları, aslında turizm sektörünün yıllardır biriken çok önemli bir sorunu tekrar ortaya çıkardı.

Toplantıya sektör temsilcileri, üretici firmalar, yerel yöneticiler ve kamu kurumları katıldı. Herkes konuştu, herkes sorunu anlattı. Ama ortada hâlâ çözüm yok. Çünkü sorun teknik değil; sorun siyasi irade ve anlayış sorunudur.
Yangın güvenliği elbette önemlidir. Hiç kimse can güvenliğinin tartışılmasını istemez. Ancak mesele burada bitmiyor. Çünkü Türkiye’de uygulanan yangın yönetmeliği, özellikle Muğla ve Bodrum gibi turizm merkezlerinin gerçekliği dikkate alınmadan hazırlanmış bir yönetmeliktir.

Muğla Türkiye’de turizm işletmelerinin yapısı bakımından en fazla küçük ve orta ölçekli işletmeye sahip ilidir.

Bodrum’dan Marmaris’e, Fethiye’den Datça’ya kadar bu bölgenin turizm modeli; büyük resort otellerden çok butik oteller, pansiyonlar ve küçük aile işletmeleri üzerine kuruludur.

Bu işletmelerin mimari karakteri de farklıdır. Bodrum’un kimliği dediğimiz şey aslında yatay mimari ile oluşmuştur. Beyaz evler, iki katlı yapılar, bahçeli küçük tesisler… İşte Bodrum’un dünya çapında tanınan turizm kimliği budur.

Ancak Ankara’da hazırlanan yönetmelik, bu gerçeği hiç dikkate almıyor. Yönetmelik sanki Antalya’daki dev resort oteller için hazırlanmış gibi uygulanıyor. Bodrum’un mimarisine, Muğla’nın turizm modeline, küçük işletmelerin yapısına hiçbir şekilde uyum sağlamıyor.

Sonuç ne?
Bugün turizm işletmelerinin önüne konulan tablo şu:
Kapılar değişecek. Sistemler değişecek. Standartlar uygulanacak. Süre 31 Mayıs.
Rakamlar ise bu işin ne kadar gerçek dışı olduğunu açıkça gösteriyor.

Türkiye’de yaklaşık 26 bin turizm tesisi var.
Yaklaşık 2 milyon yatak kapasitesi bulunuyor.
Değişmesi gereken kapı sayısı ise yaklaşık 1 milyon adet.

Peki bu kapıları kim üretecek?
Türkiye’de bu işi yapabilen yaklaşık 7 firma var. Bir firmanın yıllık üretimi yaklaşık 150 bin kapı.
Yani matematik çok açık:
Bu kapasiteyle bu sürede bu işin yetişmesi mümkün değil.
Bunu sektör söylüyor. Üretici söylüyor. Mimar söylüyor. Otelci söylüyor.

Ama Ankara duymuyor.
Daha doğrusu duymak istemiyor.
İşin daha ilginç tarafı ise şu:
Bu ülkede hükümet istediği zaman bir gecede kanun çıkarabiliyor.
Bir gecede zeytinlikleri söken düzenlemeler çıkarılabiliyor.
Bir gecede doğayı talan edecek kararlar alınabiliyor.
Bir gecede rant projelerinin önü açılabiliyor.
Ama konu turizm sektörünün gerçek bir sorunu olunca…
Bir gecede çözüm üretmek nedense mümkün olmuyor.
Bu durum ister istemez şu soruyu akla getiriyor:
Acaba bu yönetmelik gerçekten güvenlik için mi hazırlanmıştır, yoksa küçük ve orta ölçekli işletmeleri sistem dışına itmenin bir yolu mudur?

Çünkü bugün Muğla turizmini ayakta tutan şey dev oteller değil; küçük işletmeler, aile işletmeleri ve yerel ekonomidir.

Bu işletmeler yok olursa ne olur?
Turizm birkaç büyük şirketin eline geçer.
Yerel ekonomi çöker.
Kent turizm gelirinden pay alamaz.
Turizm tekelleşir.
Oysa turizm ancak bir kentin bütün paydaşları kazandığında büyür.
Restoran kazanır.
Pansiyon kazanır.
Esnaf kazanır.
Taksi kazanır.
Balıkçı kazanır.
Çiftçi kazanır.
Turizm bir kent ekonomisidir.
Ama bugün uygulanan politikalar tam tersini yapıyor.

Küçük ve orta ölçekli işletmeleri zor durumda bırakarak turizmi giderek tekelleşen bir yapıya doğru sürüklüyor.

Üstelik sektör temsilcileri aylarca Ankara’nın kapısını çalmış durumda. BODER başkanı bile defalarca bakanlıkla görüşmeler yaptığını açıkça söylüyor.

Ama sonuç?
“Yönetmelik uygulanacak.”
Bu yaklaşım, turizm sektörünün gerçeklerini anlamamak demektir.
Muğla gibi özel bir turizm bölgesinde yapılması gereken şey çok basittir:

Muğla’nın mimarisine uygun, küçük işletmeleri koruyan, yatay turizm modelini destekleyen özel bir yönetmelik hazırlanmalıdır.

Ama bunu yapmak için önce şu gerçeği kabul etmek gerekir:
Turizm sadece beton otellerden ibaret değildir.
Turizm bir kentin kültürü, mimarisi, esnafı ve yaşam biçimidir.
Eğer bu gerçeği görmezseniz, bir gün Bodrum’da oteller kalır ama Bodrum kalmaz.
Ve işte o gün, kaybeden sadece turizm sektörü değil, bu kentin ruhu olur.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.