Çarşamba, Şubat 18, 2026

Çok Okunanlar

Benzer Gönderiler

DÜŞTÜ” Denilen Ölüm: Yerçekimi Değil, Erkek Şiddetinin Çekim Gücü

Dün haber akışında aynı kelime iki kez, aynı soğuklukla tekrarlandı: “DÜŞTÜ.”
Rize’de Doç. Dr. Gülçin Bilgin Turna, 44 yaşında, iki çocuk annesi, akademisyen…
Evinin 10. kat balkonundan “DÜŞTÜ”, olay yerinde hayatını kaybetti.
İstanbul Kasımpaşa’da Kübra Kölge, 21 yaşında genç bir kadın…
Ailesiyle tartıştığı iddia edilen evinin 5. kat penceresinden “DÜŞTÜ”, hastanede kurtarılamadı.
İki farklı şehir, iki farklı hayat, aynı gün ve aynı kelime: “DÜŞTÜ.”
Medyada “şüpheli ölüm” deniliyor.
Çünkü bu ülkede yüksekten düşerek ölen kadınların sayısı artık tesadüf sınırını çoktan aştı. Bu bir salgın. Sessiz, sinsice ilerleyen bir salgın … Yerçekimi değil; erkek şiddetinin çekim gücü kadınları aşağı çeken.
Haber dili hep aynı:
Fail yok. Bağlam yok.
Sadece “DÜŞTÜ.”
Sanki kadınlar kendi kendilerine balkon kenarına çıkar, pencereye yaslanır ve yerçekimi onları özellikle seçermiş gibi… Sanki sabah rutininde balkona çıkan bir anne ya da tartışma sonrası odasına çekilen bir genç kadın, durup dururken düşermiş gibi…
Ama geride kalanlar için bu bir “düşme” mi?
Bu; bir hayatın ansızın yarım kalması, kırık bir ayna gibi parçalanmasıdır. Çocukların annesiz, annenin evlatsız bırakılmasıdır. Gerçeğin üstünün örtülmesi – toprak altındaki çığlıkların boğulması, adaletin kırık kanatlı bir kuş gibi yere çakılmasıdır.
Balkondan düşen saksılara, mandallara alışık olan bizler kadınların düşmesini anlamaz olduk. ’’İntihar’’ artık bir açıklama değil, bir korku… Bir şüphe… Bir yalan kokusu… Bir korku bulutu…
Yıllardır aynı kâbus:
“Balkondan DÜŞTÜ.”
”Pencereden DÜŞTÜ.”
“Çatıdan DÜŞTÜ.”
Hafızamızı yoklayalım mı?
2010…Bodrum…Ünlü bir otel, ünlü patronlar…Güzelliği tescillenmiş genç bir kadın balkondan “DÜŞTÜ.” Aslı Baş…Kayıtlara intihar diye geçer. Sanıklar beraat eder; bilirkişi raporlarının cinayeti işaret etmesine rağmen.Dosya Yargıtay’dan “eksik inceleme ve yetersiz delil’’ gibi gerekçelerle bozulur.Adalet hâlâ yarım, sorular hâlâ ayakta.
Şule Çet…Bir plazanın 20. katından “DÜŞTÜ”. Başlangıçta herkes gibi ona da “intihar” denildi.
Ama mücadele ile deliller konuştu ve gerçeğin adı kondu: Tecavüz ve cinayet.
Rabia Naz Vatan …“İntihar” denilerek geçiştirilen, “DÜŞTÜ” denilerek normalleştirilen ölümlerin neden bu kadar büyük bir toplumsal yara olduğunu anlatan en acı örneklerden biridir.
Sedef Nur Çağlar…Esin Güneş… Ece Kılıçaslan Acar …Ve adları çoğu zaman haberin alt satırında kaybolan onlarca kadın…
Bir kadın öldüğünde ilk refleks hep aynı:
Psikolojisi bozuktu. Sorunları vardı. Tartışma yaşamıştı.
Bu bahaneler faili görünmez kılmakla kalmıyor: ortamı sterilize ediyor, hikâyeyi yine kadının omuzlarına yüklüyor. Erkek şiddeti “olasılık”, kadın ölümü “kader” sayılıp dosya kapanıyor.
Otopsiler yetersiz – deliller rüzgârda uçuşan küller gibi dağılıyor.Olay yerleri acele temizleniyor – sanki kan lekeleri silinince gerçek de siliniyormuş gibi.
Yüksekten düşme en kullanışlı cinayet: İspatı zor, “intihar” etiketi hazır – bir perde gibi geriliyor, arkasındaki eller görünmez kalıyor.
Ve şimdi o balkona, o pencereye geri dönelim…
Gülçin Bilgin Turna…İki çocuğunun annesi.Sabahın sessizliğinde, o balkondan düştüğünde, evdeki kahkaha sesleri sonsuza dek sustu – bir şarkının ortasında kesilen nota gibi.
Kübra Kölge…21’inde, hayalleri yarım kalmış genç kız.Annesinin çığlıkları hâlâ kulaklarda – yankılanan bir fırtına gibi.
Bu kadınlardan geriye:
Rüzgâra karışan kokuları – son nefeslerinde bıraktıkları yasemin gibi.
Yastıklarında kalan saç telleri – unutulmuş bir umut ipliği gibi.
Çocukların gözlerindeki sonsuz boşluk – karanlık bir kuyu gibi.
Bir kadın “düşerek” öldüğünde, “intihar etti” dendiğinde;
Şüpheyi değil şüphesizliği konuşuyorsak,
Orada sadece ölüm değil, kolektif bir körlük vardır – gözlerimizi kapatan bir sis perdesi.
Ve biz hâlâ aynı kelimeyle avutulmak isteniyoruz: “DÜŞTÜ.”
Artık biliyoruz:
Bazı düşmeler yerçekimiyle olmaz. Sessizlikle, korkuyla, gizlenen ellerle olur.
Unutmayalım:
Faili saklayan her kelime,
Delili görmezden gelen her dosya,
“Şüpheli bir durum yoktur” denilen her ölüm,
Bu ülkenin vicdanına kazınmış bir izdir.
Kadınlar düşmüyor. Bu ülke, onları tutmayı reddediyor.
Birbirimize tutunduğumuz günlerde görüşene dek… Hoşça kalın ..

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Haberler