









Bir arkadaşım estetik yaptırmaya karar verdi. Önce aynaya, sonra eski fotoğraflarına baktı. Sonra yenilerine…
En sonunda “Ben hangisine daha çok benziyorum?” diye düşünürken kendini estetik merkezlerinin sosyal medya sayfalarında buldu.
Doktora giderken, “N’ olur, sen de gel,” dedi. Gittim.
Başta isteği çok mütevazıydı:
“Şurada küçücük bir şey var, ona bir dokunuş yeter.”
Doktor yüzüne bakarken o, yüzünün yarısını tarif etti:
“Şurası biraz kalksa, burası azıcık dolsa… Şu çizgi de mümkünse başka bir hayata başlasa.”
Ama herkes fark etsin istiyordu. Yani işlem gizli kalacak, sonucu arkadaş toplantısında konuşulacaktı.
Estetik belli olmayacak, güzelliğin faili de meçhul kalmayacaktı.
Beklentisi küçüktü!
Randevu günü endişelendi:
“Ya fazla olursa? Ya hiç fark etmezse? Ya aynaya bakınca kendimi tanıyamazsam?”
Sonra kendini rahatlattı: “Alt tarafı minicik bir dokunuş.”
Estetikte “minicik dokunuş”, yüzün birkaç bölgesinin toplu görüşmeye çağrılması demekti. Başta bir çizgiye müdahale ediliyor, sonra çizginin akrabaları da masaya davet ediliyordu.
İşlem bitince aynayı uzattılar. İlk bakışta aynı yüz gibiydi. İkinci bakışta biraz şaşkın. Üçüncüde, “Bu ben miyim, yoksa yeni hâlime alışma sürecim mi?” diye düşündü.
Doktor, “Şişlikler inince göreceksiniz,” dedi.
Bu cümle çok kullanışlıydı: Güzel olursa sonuçtu, güzel olmazsa şişlikti.
Sonra çevreden yorumlar geldi:
“Bir şey yaptırmışsın ama ne?”
İşte aradığı cümle buydu! Hem fark edilmişti hem de çözülememişti. Estetik anlaşılmayacak, ama yüz de insanlarda “Burada bir şey var” duygusu yaratacaktı.
Biraz daha fazla sorana:
“Yok canım, iyi uyudum herhâlde,” dedi.
Estetik sonrası en güvenli açıklama: İyi uyku. Yüz gece boyunca kendi kendine tadilata girmiş gibi.
Bir süre sonra yorumlar değişti:
“Çok değişmişsin ama iyi anlamda.”
Bu, “Seni tanıyamadım” cümlesinin diplomatik versiyonuydu.
Estetik yapınca, insan hem fark edilmek hem de fark edilmemek istiyor. Kaş kalkacak ama şaşırmış görünmeyecek.
Dudak dolacak ama dolgu denmeyecek. Burun değişecek ama aile albümündeki kişi aynı kalacak.
Yani hedef: Kendinin daha iyi versiyonu olmak; ama kimsenin güncelleme geldiğini de anlamaması.
Asıl doğal görünüm, kimsenin “Ne yaptırdın?” diye çözemediği bir yüz müdür, yoksa insanın aynaya bakınca hâlâ “Evet, bu benim” diyebildiği hali mi?